SAT7TURK HABER -
$ DOLAR → Alış: 3,49 / Satış: 3,51
€ EURO → Alış: 4,12 / Satış: 4,13

Soner Tufan
Soner Tufan
  • 19.04.2017

Günlerdir dilimden düşmeyen bir ezgi var;

Rab Lütfun yeter, lütfun yeter bana…

16 Nisan’da ülkemiz için tarihi anlam taşıyan bir referandum yapıldı. Katılım %85 üzerinde oldu. Hızlı bir şekilde, bazılarına göre daha tüm sandıklar açılmadan AA’nın verilerine dayandırılarak, sonuç açıklandı ve liderler balkonlara çıkıp zaferlerini ilan ettiler.

Lakin hemen ardından, yasaya göre geçersiz sayılması gereken mühürsüz zarf ve oy pusulalarını geçerli kabul eden YSK kararıyla seçimlerin güvenilirliğine gölge düştüğünü ve şaibeli bir hale geldiğini ifade etti Kemal Kılıçdaroğlu.

Zaman geçtikçe olayın ayrıntıları ortaya çıkmaya başladı, AGİT’in raporu durumu daha açık etti, zira güvenliğin ortadan kalktığını ve kanunsuzluk olduğunu, referandum  sürecinin adil bir şekilde yürümediğini, Evet isteyen partilerin orantısız bir şekilde toplumun üzerine yanlı yayın yapan medya ile, devlet olanakları ile yüklendiklerini ifade etti.  AGİT raporunda oy sayımında yasalara uyulmadığını, birçok yerde gözlemcileri ve izleyicileri oy sayımına katmadan gizli oy sayımının gerçekleştiğini, mükerrer oy sayısının 2.5 milyon üzerinde olduğunu yazması ve tabii ki hem CHP, hem de HDP’nin tüm referanduma, sandıklara itiraz etmesi, ilk çıkışında çok temkinli ve yumuşak bir açıklama yapan ana muhalefet partisi lideri, referandum sonuçlarına külliyen itiraz ederek  sonuçları tanımadıklarını söyledi. Bu tartışmanın burada bitmeyeceği, gezi benzeri bir protesto dalgasının da ortaya çıkabileceğine dair işaretler vardır. Şimdi her ne kadar zayıf görünse de ikna edici, gerçek yanıtlar alınmadıkça bunun yayılma olasılığından söz etmek mümkündür.

İddialar sadece mühürsüz pusulalarla ilgili de değil, sandık sonuçlarında görülen çok garip sonuçlar, tek kişinin elinden çıkan imza ile düzenlenmiş yüzlerce tutanak, elinde silahla evet oyu kullandırılması ve fotoğrafının sosyal medyada paylaşılması, kimi sandıklarda seçmen sayısından çok daha fazla oy pusulasının çıkması, kimi mühürlü pusula ve zarfların inşaat alanlarında görülmesi, gizli oy sayımı, YSK’dan bilgi akışının durdurulması, Seçsis sisteminin asla denetlenememesi ve daha onlarca haber, yöntem ve ifade ile dönen yüzlerce video, iddia dönüp durmakta. Evet ile Hayır arasındaki farkın da çok küçük olması iddiaların yanıtlanmasını her zamankinden daha çok elzem kılıyor.

Lakin YSK’nın bu iddialara doyurucu yanıtlar vermekten ziyade bir geçiştirme ve kazandığını iddia edenlerin, (resmi olarak ilan edilmediği için kesin değil) “Atı alan Üsküdar’ı geçti.”  diyerek oldu bittiye getirmeye çalışmaları Hayırcıları epey öfkelendirmiş gibi görünüyor. Hele ikiye ayrılmış bir toplum daha tehlikeli bir gerginlik üretebilir, OHAL’in devamı da bu beklentinin gerçek olabileceği algısını pekiştirmektedir.

Tüm bu nedenlerden ve şimdiye kadar tüm itirazların ciddiye alınmasından dolayı sonucun değişmeyeceği algısı çok yaygındır. Aslında en ironik olan da budur, zira en azından 2 kişiden biri hayır dediyse, iddialara göre daha fazlası hayır dediyse halkın iradesinin dürüst bir şekilde sandığa yansıması için mutlaka bu iddialara yanıt verilmeli, karanlık işler varsa aydınlığa çıkarılmalıdır.

Halkın, özellikle Hıristiyanların ülke yönetimi konusunda kendilerini ortaya koyup katkı sağladıkları belki de tek yer sandıktır. Sandığa da hile karışmışsa o zaman neye güvenilir, neyin peşinden gidilir? Bu insanı ülkesine, adalete ve sisteme güvensiz hale getirir ki bu toplumsal vicdanın zedelenmesine neden olur.

Kutsal kitapta Süleyman’ın Özdeyişleri 29.bölümde, Yoksulları adaletle yöneten kralın
Tahtı hep güvenlikte olur.”

Tersi de doğrudur, şaibe ile, şüphe ile, itham ve suçlama ile uzun süre yaşamak mümkün değildir. Muzaffer olanlar bu iddiaların her birine doyurucu ve açık, anlaşılır şekilde tamamen yanıt vermelidir. Adalet mülkün demelidir, Devletin temeli adalet üzerine kuruludur, adaletten sapıldığında çok şey yitirilir. Meşruiyetini yitiren erk sahipleri tahmin bile edemeyecekleri kadar kısa bir süre içinde eriyip giderler. Temel Adalettir.

Biz gözümüzü Tanrı’ya dikeriz, hangi sonuç çıkarsa çıksın sarsılmayız, zira yöneten Tanrı’dır. Tanrı her şeyi bilir, her şeyi görür ve her durumda etkindir. Biz O’na tabiyiz. O’nun önünde eğilir, O’nu dinler, O’na tapınır ve O’ndan alırız. Bizim sevincimiz, umudumuz ve güvenimiz Tanrı’ya bağlıdır, rakamlara ya da sonuçlara değil.

Ancak her şey adil bir şekilde, dürüstçe şeffaf bir şekilde gerçekleşsin diye dua ederiz.

Elbette hem doğru olan ortaya çıksın, hem de adil bir şekilde sonuçlansın her şey. Bizim dualarımız her şeyden güçlü, üstün ve sonuç değiştiren etkiye sahiptir, Tanrı’nın elinde kralın yüreği su arkı gibidir, istediği tarafa çevirir onu.

Tanrı her durumda iyilik için etkindir, Tanrı halkını asla bırakmaz, asla terk etmez, asla ve sürekli olarak acı içinde tutmaz, Tanrı halkı ile ilgilenir.

Bizim dünyanın ışığı ve tuzu olarak dünyaya, insan yaşamına ve topluma katacaklarımızın sonu da, sınırı da yoktur.

Çünkü O’nun lütfu yaşamımızın odağındadır, tümündedir ve her ayrıntısındadır, onun için dilimden eksilmez O’nun lütfu ve varlığı..

@sonertufan

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ