SAT7TURK HABER -
$ DOLAR → Alış: 3,48 / Satış: 3,50
€ EURO → Alış: 4,17 / Satış: 4,19

Barış Prensi

Soner Tufan
Soner Tufan
  • 18.08.2017

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Teksas Baptist Kilisesi Pastörü ve danışmanı Robert Jeffress, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ve KDHC lideri Kim Jong Un’la ilgili yapmış olduğu açıklamada, “Tanrı’nın Trump’a Kim Jong Un’a nükleer güç ile saldırma yetkisi verdiğini” söylemesi söz konusu, kilise yetkilisinin Kutsal Kitap’tan bağımsız bir yorum yaptığını gösterir.

Zira Tanrı hiçbir yöneticiye, ya da herhangi birine böyle bir yetki vermez. Kutsal Kitap’ta sevmekten başka bir şey öğütlenmez. Bizler de yönetime bağlı olarak ülkeyi yönetenler için dua etmeliyiz.

Bir ülkenin vatandaşı olarak elbette oy kullanırız, elbette bir siyasi görüşümüz olabilir, elbette belli bir grup için sempati besleyebiliriz, ancak hiçbir şey bizim Kutsal Kitap gerçeklerinden habersiz bir şekilde konuşan Teksas Baptist Kilisesi Pastörü gibi konuşamayız. Söz konusu pastörün sözleri Kutsal Kitap görüşü değildir, kilisenin görüşü değildir, Hristiyanların görüşü değildir.

Tersine söz konusu pastörü bağlar; ki kendi kilisesinin bile resmi görüşü değildir, büyük olasılıkla kilisesindeki birçok insan bu görüşe karşı çıkmıştır.

İsa Mesih’in birçok ismi vardır, isimler arasında çok anlamlı olan ve yaşamın nasıl sürdürülmesi gerektiği konusunda eşsiz bir pusula görevi yapan adı, O’nun Barış Prensi olmasıdır. O, dünyaya barışı ilan ederek bize de izleyebileceğiniz doğru yolu sunmuştur.

Barış Prensi’miz dağda halka vaaz ederken, “Ne mutlu barışı sağlayanlara” demiştir. “Onlara Tanrı’nın çocukları denecektir.”

Dünya, bizim Tanrı’nın çocukları, Tanrı’yı tanıyan ve O’nunla yaşayan kişiler olduğumuzu, Tanrı’ya bağlı bir yaşam sürdürerek, O’na ait olduğumuzu barışı sağlayan kişiler olmamızdan anlayacaktır.

İsa, “size göze göz, dişe diş denilmiştir, oysa siz düşmanlarınızı sevin, bir yanağınıza vuran olursa öbür yanağınızı çevirin!” diye buyurmuştur.

Böyle davranarak düşmanımızın başına ateş topu gibi bir kor parçasını koyacağımızı, haksızlığa uğrasak bile affetmek için ihtiyaç duyduğumuz sevgiyi yüreğimize Tanrı’nın koyduğunu, öç almanın peşinden gitmek yerine öç almayı da Tanrı’ya bırakmamız gerektiğini öğretir Tanrı.

Kutsal Kitap’ın yaklaşımı budur, buradan bakıldığında hiçbir savaşın, saldırının, hiçbir silahlı ya da şiddet içeren mücadelenin meşru olmadığı açıktır.

Kimse Kutsal Kitap’ın desteğini savaş adına arkasına alamaz, zira Kutsal Kitap’ta farklı yorumlanabilecek ya da esnetilebilecek hiçbir ayet ya da ilke yoktur ki savaşı haklı kılsın.

Mesih inanlısının sevmekten ve bağışlamaktan başka bir alternatifi yoktur.  Şimdiye dek savaşları haklı göstermeye çalışan hiç kimse gerçek bir dayanak sunarak bunu başaramamıştır, çünkü Barış Prensi’miz olan Mesih İsa’nın sözünde öfke, saldırganlık, haklı savaş ya da radikal politik bir duruş olamaz. Din savaşı diye nitelendirilen hiçbir eylem de Tanrı’nın nazarında haklılık sahibi değildir.

Tanrı, sözünde barışı savunur, barışa vurgu yapar, sevmeyi ve barışı sağlamayı buyurur.

Dolayısıyla ABD Başkanı Donald Trump’ın, Teksas Baptist Kilisesi Pastörü ve danışmanı Robert Jeffress’in Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ve KDHC lideri Kim Jong Un’la ilgili yapmış olduğu açıklamanın Kutsal Kitap ya da Hristiyanlık görüşü ile hiçbir ilgisi yoktur. “Tanrı’nın Trump’a Kim Jong Un’a nükleer güç ile saldırma yetkisi verdiğini” söylemesi başkana hak etmediği bir övgüyü dizmesinden öte bir anlam taşımaz.

Bırakın bir din adamının böyle bir eylemi meşrulaştırmaya çalışmasını, herhangi bir vatandaşın bile savaşı haklı görmesi, savaşı desteklemesi düşünülemez. Hiç kimse hiç kimsenin yaşamı üzerinde bir yetkiye sahip değildir. Hayatın sahibi Tanrı’dır. Bizim örneğimiz Barış Prensi’dir. Bizim gerçekleştireceğimiz en anlamlı yaşam da barışı sağlamaktır.

@sonertufan

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ