SAT7TURK HABER -
$ DOLAR → Alış: 5,35 / Satış: 5,37
€ EURO → Alış: 6,09 / Satış: 6,11

Kardinal Scola İstanbul’da konuştu

Kardinal Scola İstanbul’da konuştu
  • 05.02.2014

Milano Başepiskoposu Kardinal Angelo Scola, 31 Ocak cuma günü,  Emeritus Papa XVI. Benedikt’in Aziz Pavlus adlı kitabının Türkçe basımının tanıtımı için  İstanbul’da düzenlenen toplantıya katıldı. Kardinal Scola’nın toplantıda yaptığı konuşmanın Türkçe çevirisini sunuyoruz.

Bu akşam burada sizlerle birlikte bulunmak benim için özel bir mutluluk yaşamak demektir. Çünkü bu fırsat bana Patrik Bartholomeos’un davetiyle verilmiştir. Bu nedenle gelişiyle ve aynı şekilde kitabın önsözünü yazarak bizi onurlandırdığı için tüm kalbimle kendisine teşekkür ederim. Nitekim bu tanıtım zamansız bir etkinlik değildir, daha çok iki yolun kesişmesinde bulunmaktadır. Birincisi; bu şehrin kurucusu İmparator Konstantin figürüne ve onun Roma İmparatorluğunda Hıristiyanların çektiği zulumlere son veren fermanına bağlıdır. Dini özgürlük için bir başlangıç olan bu anlaşma, Milano’da 313 yılında imzalanmıştır. Böylece fermanın 1700. yıl dönümünü kutlamak için Milano ve dünyanın farklı şehirlerinde birçok etkinlik düzenlenmiştir. Bunların arasında, geçtiğimiz 14 Mayıs’ta Patrik Bartholomeos ile gerçekleşen buluşma benim için en çok beklediğim ve anlamlı an olmuştur; o ziyarete bugün iade-i ziyaret etmekten mutluluk duyuyorum. Beni buraya getiren ikinci yol; Oasis Kuruluşunun yoludur. Oasis, benim söylediğim “uygarlık ve kültür melezliği” devresinin bağlamında, artık on yıldan beri Hıristiyan ve Müslümanlar arasında diyaloğu desteklemekle ilgileniyor. Oasis özellikle ikisi de birçok dilde yayınlanmakta olan Oasis dergisi ve e-bülteni ile tanınıyor. Ama aralarında teolojik ya da Kilise’nin Öğretisi’nin doğu dillerine çevirileri bulunan bazı kitapları da yayınlamaktadır. Bu şekilde, Arapça olarak iki kitap çıktıktan sonra, Kuruluş, sadece farklı kişilerin cömert fedakarlıklarıyla Türkçe bir çeviri için adım atmaya cüret etti ve çeviri gerçekleşebildi; bu kolay olmayan görevde adanmış ve laikler, genç ve yaşlılar, birlikte çalıştılar.

Bu akşam tanıttığımız kitap, Katolik ve Ortodoksların 2008-2009 yılnda kutladığı, Pavlus’a ithaf edilen yılın bağlamında doğuyor ve o zamanki Papa XVI. Benedikt’in ulusların havarisi figürüne ithaf ettiği kateşezleri derlemektedir. Türkiye ile bağlantı ani ve fizikseldir: Pavlus Tarsus’ta doğmuştur ve bugünkü Türkiye’de onun ilk yolculuğu, ikincisi ve üçüncüsünün büyük bir kısmı gerçekleşmiştir. Sonra Pavlus yılının Türkiye’deki yaşamda anlamlı etkileri oldu, dini turizme yeni bir itki verdi. Belki de birçok kişi “Bu Pavlus kim, ki bu kadar çok kişiyi hayatını yaşadığı yerlere çekiyor? Ne yaptı?” sorusunu kendine sormaya teşvik edildi. Bu kitap ilkin, Kilise’nin imanından başlayarak bir cevabı sunmak istiyor. Uzunluğuna göre yargılanmamalıdır. Nitekim az satıra uzun araştırmalarının meyvesini sığdırmasını bilen, başkararıyla karıştırılamayan büyük bir teoloğun izini taşımaktadır. Çünkü bilindiği gibi, herkesin anlayabileceği bir sayfa derin sentez yazmak, sırf uzmanlar için profesyonelce on sayfa yazmaktan daha zordur.

Nasılsa, bu kitabın kahramanının havari Pavlus olması ilk olarak bu seçimin kaçınılamaz şekilde taşıdığı ekümenik boyut için Allahı’n inayetidir. Nitekim metin bize önemli bir gerçeği göstererek bizi direkt imanın kalbine götürüyor: Hıristiyanlar ilk olarak daha iyi bir şekilde ve daha büyük bir güçle bazı haklarını savunmak ve geri almak için toplanmıyorlar, Rab’be şükretmek için toplanıyorlar çünkü «Bir gerçek olay ve bir Kişi ile buluşma, hayata yeni bir ufuk ve bununla hayatın akışına kesin bir yön verir». Ekümenliğin ilk merakı politik ya da kendini daha iyi duyurmak için sesleri ayarlamak değildir, bu merak teolojiktir: Hıristiyanların birliğinin arayışı imanın kendisinden kaynaklanır. O zaman fermanın 1700. yılı fırsatıyla Konstantinopolis ve Milano Kiliseleri’nin bir arada buluşmaları dini özgürlüğün sivil değerini hatırlamak için çok güzeldir. Özellikle bu özgürlüğün halk boyutunda her zaman tekrar kazanılması gerekir ve aynı zamanda çok güzel çünkü o iman tecrübesinin etrafında bugün buluşuyorlar ve bu iman tecrübesinden dini özgürlük için bir dikkat de kaynaklanıyor. Bu şekilde «Mesih İsa’nın kabullenmesini kolaylaştıran bir birlik için çaba, sırf diplomasi ya da zorunlu bir tamamlama olmayı sona erdirmektedir». Bu alt çizgi Hıristiyan olmayanların – bu durumda bizim Müslüman kardeşlerimiz – bizim ekümenik çabamızın amacı hakkında besleyebildikleri kuşkularının her gölgesini ortadan kaldırıyor. O bir armağanlar alışverişidir, bir stratejik antlaşmanın arayışı değildir. Zaten ne zaman Katolik ve Ortodokslar arasındaki ekümenik birlik birilerine karşı olarak düzenlenmiştir, o zaman, zamanın denetimine dayanamamıştır.

Aziz Pavlus’un figürü tüm Hıristiyanların – Katolik, Ortodoks ve Evanjelik – sürekli su alabildiği daimi bir ilham pınarı ise, gerçekçilikle kabul etmek gerekir ki, aksine Müslümanlar’la ilişkide bir ayrılık sebebidir. Onların birçoğu Saul’un yaptıklarına kuşku ile bakıyor ve sıklıkla onu ilk Hıristiyan ilanını temelden değiştirmekle suçluyorlar. Entellektüel dürüstlükle bu ayrılığı kabul etmek gerekir ama aynı zamanda bir otantik diyalog için, farklı dini tecrübeleri tamamıyla karşılaştırmanın gerektiğini hatırlamak lazım. Yani tüm mezheplerin Hıristiyanları (bir milyardan fazla mümin) Pavlus’ta imanları için merkezi bir figürü tanımakta hemfikirdeler ise, kim Hıristiyanlığı tanımak isterse onun yazılarıyla karşılaşması gerekir. Bu noktayı anlamakta yardım edebilecek ters bir örnek veriyorum. Hıristiyan olarak mistik İslam edebiyatıyla belirli bir yakınlık hissediyoruz, o edebiyat ki yakın bir Tanrı ile kişisel ilişkiyi değerlendiriyor ve bu Tanrı seven olduğu için bir şekilde ulaşılabilirdir. Mevlana Celaleddin Rumi’nin Mesnevi’sinden parçalar ya da Hallâc-ı Mansûr’un bazı şiirlerini yararlanarak okuyoruz. Ama Hukuk adamlarının katkısını ve hadis çalışanları unutarak desek ki, İslam sırf Rumi ve Hallâc-ı Mansûr’dur, o zaman İslam dininin ve Müslümanlar’ın normalde inandıklarının tahrip edilmiş bir tablosunu çizerek bitiririz. Farklı kelimelerle, ciddi bir kültürel diyalog için, isteyerek benim için daha fazla sorun çıkartanlarını unutarak, kendime yakın hissettiğim bazı yazarları seçemem, benim anlayışıma en yakın olan yazarları kullanarak bir kapı gibi en uzak olanlara ulaşmak için, araştırdığım gerçeğin tam bir bakışını oluşturmam lazım. Böylece aynı şekilde, Hıristiyanlığı anlamak istersem, Pavlus’tan vazgeçemem. Ve bir de batılı felsefeyi, batılı tarihi, batılı sanatı ya da hatta Batı’nın politikasını anlamak istersem ondan vazgeçemem. Evangelii Gaudium’un hatırlattığı gibi, « İslam ile diyaloğu sürdürmek için konuşanların uygun formasyonu vazgeçilemezdir, sırf sağlam ve mutlulukla kendi kimliğinde kökleşmiş olmaları için değil, hem de diğerlerin değerlerini tanıyabilmeleri için». Ancak bu şekilde bugün bu kadar acil olan kültürler diyaloğuna gerçek bir katkı sağlayabiliriz.

Pavlus özel bir meydan okumayı temsil etmektedir. Babalar’ın geleneklerine aşık, hayatıyla onları korumaya ama bir de kendi görüşüne göre onları tehlikeye atan kişilere zulm etmeye hazırdı. Kim Gamaliel’in okulunda Saul’un çabasının ciddiyetini küçümserse, Yasa’nın takibiyle ve ona itaat aracılığıyla Tanrı’nın Yüzü’nün arayışından hiçbir şey anlayamaz; bu her zamanın insanının dini bilinci için en derin tecrübelerden biridir. Ama tam bunun için soru daha fazla büyüyor: Pavlus neyle karşılaştı; o kadar güçlü ki, onu bu perspektifi aşamaya götürdü, neredeyse onu altüst etmeye ve sınırsız bir misyoner çabaya kendini atarak kiliseyi evrensel boyutuna açmak için keskin oldu? Bir sorudur ki araştırılmaya değer.

Sonra – sanırım – özellikle İslam için üçüncü bir ilgi sebebi vardır. Nitekim tarihi açıdan Pavlus, bir kutsal yazının yazılışı ve ruhu arasındaki farkın ilk büyük kuramcısı olmuştur. Onun için dış anlam aşılamaz (nitekim bir gnostik değildir), ama aynı zamanda dış anlamın içsel bir tecrübeden hayat alması gerekiyor «yazılı yasa öldürür, Ruh ise yaşatır» (II. Kor. 3,6.). Bilindiği gibi Kur-an’ın İslam tefsirinden ve birçok Müslüman çağdaş düşünüre göre buna benzer bir çift kavram işlenmiştir ve bu kavramların işlenmesi İslamı modernlikle tamamen birleştirebilmek için vazgeçilemezdir. Bu fikirler çoğu zaman tekrarlanıyor, ama hak ettiklerinden çok daha az derinliğine inilmiş oluyorlar. Bunun için düşünüyorum ki özellikle Türkiye gibi bir ülkede, Pavlus’un bu çift kavramı, yazı ve Ruh ile ciddi bir karşılaştırma yapılması, İslam’da gerçekleşen tartışma için çok yararlı olabilir. Türkiye teolojik alanda bilimsel araştırma yapma konusunda çok ileridir.

Bu etkinliğe beni getiren sebepleri bu kısa notlarla, umarım size açıklayabildim. Bu bir ilk, alçakgönüllü adımdır. Umarız ardından yeni adımlar da gelir. Ekümenik buluşma fırsatı ve kültürel diyalog anı olan bu kitap önümüzde geniş bir yol açıyor: mutlulukla ve güvenle tüm isteyenlerle birlikte bu yolu yürümeyi Tanrı’dan diliyoruz.

 

Dünya’nın İlk Yapay Zeka Haber Sunucusu Tanıtıldı
Dünyanın ilk İngilizce konuşan yapay zekâ haber sunucusu geçtiğimiz günlerde Çin’in Zhejiang Eyalet’indeki Wuzhen’de yapılan Dünya İnternet Konferansı’nda tanıtıldı. Sputnik’in...
Tarihi Kilise Restorasyondan Sonra Kent Müzesi’ne Dönüştürülecek
Ordu Valisi Seddar Yavuz, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle Tarihi Taşbaşı Kilisesi’nin aslına uygun restore edilmesinin ardından Kent Müzesi’ne dönüşmesi...
“Game of Thrones” Katedrali Yapılması Planlanıyor
Rusya, dünyanın en yüksek Ortodoks katedrallerinden birini inşa etmeyi planlıyor. Rus silahlı kuvvetlerine adanmış bu dev “Game of Thrones” (Taht Oyunları)...
Bitlis’de Yer Alan Tarihi Ermeni Kilisesi, Samanlık Olarak Kullanılıyor
Bitlis’in Değirmenaltı Köyü’nde yer alan ve yaklaşık olarak bin 400 yıllık bir tarihe sahip olan St. Anania Kilisesi şimdilerde samanlık...
Açılan İki Yeni Dava, Din Okullarına Karşı Ayrımcılığa Son Vermeyi Amaçlıyor
Bir eğitimsel tercih savunuculuğu grubu, ABD’nin Washington ve Maine eyaletlerindeki yasaların dini okul ve kamu yardımı ile ilgili diğer inanç...
Asia Bibi Davası’nın Ardından Pakistanlı Hristiyanlar Hala Şiddet Tehdidiyle Yaşıyor
Hristiyan olan Asia Bibi’nin İslam’a hakaretle suçlanıp, beraat ettiği dava nedeniyle Pakistan’da Hristiyanlara karşı yükselen şiddet devam ediyor. Birçok Hristiyan...
3000’den Fazla Mısır Kilisesi, 2 Yıldır Lisanslarını Bekliyor
Mısır’da 3000’den fazla kilise ve kiliselere bağlı dini yapı 2 yıldan uzun süredir Mısır hükümeti tarafından resmi olarak tanınmayı bekliyor....
Hollanda’da “Aziz Nikolas” Festivalinde Irkçılık Protestosu
Hollanda’nın bazı şehirlerinde düzenlenen festivallerde, Aziz Nikolas’ın yardımcılarını temsili olarak canlandıran kişilerin yüzlerinin komple siyaha boyanması ırkçılık unsuru taşıdığı için...
‘Yan Yana Belgeseli’nin Gösterimi Antakya Ortodoks Kilisesi’nde Yapıldı
Rum Cemaat Vakıfları Destekleme Derneğinin (RUMVADER) yürüttüğü ‘Yan Yana Ortak Bir Gelecek’ projesi kapsamında çekilen belgeselin gösterimi, Antakya Aziz Petrus...
Bulgaristan Hükümeti’nden Protestan Kiliselere Yaptırım
Bulgaristan hükümeti, geçtiğimiz günlerde özellikle Protestan kiliselerle ilgili yasadışı faaliyetlere karşı yaptırımda bulunacağını bildirdi. Cuma günü yapılan hükümet toplantısında meclise...
Lübnan’da Hristiyan Gruplar Arasında 40 Yıl Sonra Barış Sağlandı
Maruni Hristiyan liderlerinden Lübnan Güçleri Partisi Başkanı Semir Caca ile Marada Hareketi Başkanı Süleyman Franci, ülkedeki Hristiyan gruplar arasında 40...
Papa Françesko: “Çok Utanç Verici Bir Durum”
Papa Françesko, temiz içme suyunun insanın temel hakkı olduğuna ve ticaret ürünü olmadığına dikkat çekti.  Temiz içme suyunun her insanın...
‘Ruhbanların Memurluktan Çıkarılması’ Reddedildi
Yunan Ortodoks Kilisesi, geçtiğimiz günlerde Başbakan Çipras ve Başepiskopos Ieronomios’un arasında ‘Ruhbanların memurluktan ihracına yönelik’ varılan mutabakatı reddetti. Yunan Ortodoks...
Başepiskopos Aram Ateşyan, Hatay’daki ‘Birlikte Yaşamak’ Paneline Katıldı
Ateşyan; “Ermeniler Bu Ülkenin Sadık Evlatlarıdır” Türkiye Ermenileri Patrik Genel Vekili Başepiskopos Aram Ateşyan, Diriliş Gençlik Federasyonu Hatay İl Başkanlığı...
Hastalara İsa Mesih’i Anlatan Hemşire Suçsuzluğunu Kanıtladı
Hastalara, Hristiyan inancını anlattığı için işten kovulan bir İngiliz hemşire, iki yıllık bir soruşturmanın ardından adını temize çıkardı. 15 yıllık...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ