SAT7TURK HABER -
$ DOLAR → Alış: 4,07 / Satış: 4,09
€ EURO → Alış: 4,97 / Satış: 4,99

Soner Tufan: Ne Yapmalı?

Soner Tufan: Ne Yapmalı?
  • 03.06.2013

Soner Tufan

Son bir hafta içinde yaşadıklarımız belki de hiç birimizin tahmin bile edemeyeceği şeylerdi. Şimdiye kadar birçok orman katledilip site, AVM ve benzeri betonlaşmaya kurban edildi. İlginçtir o dönemlerde yapılanın küçük bir parçası Taksim Gezi Parkı’na uygulanmak istendiğinde sağından, solundan, gencinden yaşlısına, Fenerbahçelisinden, Beşiktaşlısına herkesi birleştirdi.

Polisin uyguladığı orantısız şiddet ve herkesin giderek tatmış olduğu biber gazı gösterileri azaltmak, göstericileri dağıtmak yerine daha da kemikleştirdi. Herkes daha bir kenetlenerek, daha çok birbirini kollayarak göstericilere verilen desteğini çoğalttı. Özellikle son birkaç yıl içinde Arap baharı kalkışmalarından tanıdığımız sosyal medya ile örgütlenme ülkemizde vücut buldu. Her şeyi kontrol edebilen iktidar, kontrol edemediği twitter için hoş sözler etti. Yaşananlarla ilgili olarak merkez medyada, haber kanallarında ve dini içerikli yayın yapan medya kuruluşlarında Başbakan konuşana kadar hiçbir haber yayınlanmadı. Bu noktada twitter hem haberleşmek, hem örgütlenmek, hem de dayanışma için varlığına sevindirdi. Ancak kolluk kuvvetleri adeta bir şiddet sarmalı içinde çok ağır müdahalelerde bulundu. Çok yanlış şeyler yaptı. Belki de bu kadarına az gelişmiş ülkelerde bile rastlamak zordu.

Ancak göstericilerin arasında da yanlış yapanlar oldu. Tam polis çekilirken saldıranlar oldu, insanların araçlarını, dükkânlarını yakanlar oldu. Bu şiddet herkesi etkisi altına aldı. Şiddet uygulayan herkes insanlıktan çıktı. Çıldırmış bir halde her şeye, herkese zarar verdiler. Her ne kadar halk hareketi olsa da örgütleyenler arasında sicili şüpheli girişimlerle süslü olan insanlar ön saflarda yer aldı. Bir halk hareketi olmasına karşın bir parti kimi zaman isteyerek, kimi zaman istemeden gösterileri ve insanların yükselttikleri sesi siyasi bir getirim için kullandılar.

Başbakan sanki bu ülkenin başbakanı olduğunu unutarak gerilimi azaltmak yerine daha da artıracak demeçlerde, açıklamalarda bulundu, hatta siz durun daha neler yapacağız, diyerek, bunun yanına da kendine oy verenleri arkasına alıp, göstericilerin karşısına yerleştirip hiç yakışık almayan sözler etti. Oysa sokaktaki insanların çoğunun ilk itirazı, Gezi Parkı’nı korumaktı. Ağaçların kesilmesini engellemekti, zira orası Taksim’di, özgürlükler meydanıydı, meydandan yorulanın soluklandığı yerdi. Taksim’in arka bahçesiydi. Herhangi bir yerdeki parka, ağaca benzemezdi onlar. Özgürlüğü ekmek gibi görenlerin kutsalıydı orası.

Tabii ki gerilim bitmiyor, çünkü gerilimi bitirecek gerçek bir şey yapılmadı daha. Biz Mesih inanlıları ne yapmalıyız? İlk önce hep sorulan şu soruyu sorarak başlayabiliriz. İsa olsa ne yapardı? Evet İsa gibi davranmayı ilk etapta kabul etmeliyiz. Doğal bir şekilde, demokrasinin egemen olduğuna inandığımız bir ülkede vatandaşın belli sınırlar içinde gösteri yapması, tepkisini ifade etmesinde bir sakınca yoktur. Tersine en doğal hakkıdır. Bir Mesih inanlısı hoşuna gitmeyen bir durumu protesto edebilir. Gösteriye katılabilir. Sesini yükseltebilir, hiçbir şiddet eylemine bulaşmadan alanlarda yer alabilir. Sivil itaatsizlik içinde fikirlerini beyan edebilir. Kimi yaratıcı yöntemlerle düşüncelerini ifade edebilir. Bu uğurda mazlumların hakkını korumak, kendi düşünce özgürlüğünün ihlal edilmesini engellemek için dayak da yiyebilir, gaz da.

Ancak artık bu eylemler Gezi Parkı için yapılan protestoların ötesine geçmiştir. Şiddetin nerede duracağını tayin etmek mümkün değildir. Mesaj bir şekilde yerine iletilmiştir. Ancak şu anda gösteriler özgürlük sınırlarından dışarı çıkıp iktidara haddini bildirmek, iktidarı devirmek, ya da gerçekten bir dönem çok istenen kaos ortamını oluşturmak kıvamında devam etmektedir.

Tabii ki biz Tanrı’nın tayin ettiği, yetkilendirdiği yöneticilere boyun eğmek durumundayız. Onlar için düzenli olarak dua etmek durumundayız. İktidar düşmanca şeyler yapmış ve yapıyor olsa bile bizim sevmemiz, bağışlamamız ve sevmemiz ve dua etmeye devam etmemiz gerekir. Tanrı’nın elinde kralların yüreğinin su arkı gibi olduğunu, istediği yöne çevirebileceğini okuyor olmamız bize duanın gücünü anımsatır. Bu da en iyi şekilde Mesih’e yaraşan bir sivil itaatsizlik eylemine büyük destek verir.

Yoksa bugün devam eden eylemleri desteklemek bir Mesih inanlısına uygun bir davranış değildir. Zira bugün eylemlerin amacı başkadır. Biz Mesih inanlıları için bir başka eylem daha vardır. O da sandıktır. Bugün beğenmediğimiz, icraatlarından hoşnut olmadığımız kişilere oy vermeyiz olur biter. Sandıktan ötesi insanın kendi inisiyatifidir ve hatalar yapmaya çok açık bir alan bırakır. Ki o sandıkları çok yakın bir zamanda göreceğiz. İşte o zaman bu günleri düşünüp karar verebiliriz.

Biz bu ülkenin tuzu ve ışığı olarak, bu ülkeyi daha yaşanılası bir duruma getirme yükümlülüğüne sahip insanlar olarak kaosu değil, barışı ve huzuru getirmeye çalışmalıyız. Nasıl bir tanıklıkta bulunacağımız da bugün sergileyeceğimiz duruştan belli olacaktır. Lütfen eylemde bulunmak yerine dua edin!

 

What to do?

by Soner Tufan

Over the past week, things have occurred  that none of us could have anticipated. Until now, many forests have been victimized and turned into malls. It is interesting that even the attempt to do only half of what has previously happened brought the conservative people, the nationalists, the young people, the old people, the Fenerbahce fans, the Besiktas fans close together.
The disproportionate use of force and pepper spray by police has strengthened the unity of the people. Everyone has come together, have watched out for each other. People have raised their support to the protesters even more. Organizing through social media that has been seen with Arab Spring in the past years has appeared in our country. The government that has controls everything have used “nice” titles for twitter, something that it cannot control. Nothing has been reported about the protests on media, TV channels, or religious media organizations until the Prime Minister spoke. At this point, Twitter has been very helpful to communicate, to organize, and to act with solidarity. But the police have used extreme power in violence. They acted unjustly, in a manner that was uncalled for. It is difficult to see this same kind of intervention as has been seen in more underdeveloped countries.
The Prime Minister has forgotten his job. Rather than calming the people, he has spoken in a fashion that has and will increase tension; making statements like “Wait and see what we will do”. He has threatened his own constituents.

The first objection of these protests was to protect the Gezi Park in Taksim Square; To prevent the uprooting of trees. After all, it was Taksim, the Square of Independence, the place to rest when you are tired, the backyard of Taksim. It was not like any other place. It was the sacred place of those who see independence as bread.

Of course, the tension is not over yet, because nothing has happened to stop it. What should we do as followers of Christ? First of all, we can start with the question that we’ve asked before. What would Jesus do? Yes, we should choose to act in a Christ like manner. Unavoidably, there is nothing wrong with showing your reaction, and protesting with borders in a country that is ruling with democracy. In fact, it is a right. A Christian may criticize something that he does not agree with. He may join in the protests, raise his voice, be in the squares without committing violence, declare his ideas in civil disobedience, and express his ideas in creative ways.  For this purpose, to protect the weak, against violating his freedom of thought, he can be beaten, and even experience teargas or pepper spray.
But now, these protests go beyond the Gezi Park. It is impossible to guess where the violence will stop.  They have given the message they wanted to give, but the protests continue. Now it is not for freedom, but rather to correct the government; to take the government down or to create a state of chaos that has been attempted in the past.
Of course, we should submit the rulers that have been chosen and authorized by God.  As Christians we need to pray for them regularly, even if they have acted and are continuing to act like an enemy. We need to love, forgive and continue praying for them. We need to remember that kings’ hearts are like water in The hand of God, and he can direct them anyway he chooses.  This supports a civil disobedience that befits Christ. To support the protest today is not something appropriate for a Christian because the aim of today’s protests is different. For Christians, there is one more protest, and that is ballot box. If we do not like the people who lead our nation, we will not vote for them again, and that is it.  And we will soon have this opportunity. Beyond that, it is one’s own initiative to act, and it will open doors and create room for large mistakes. Then we can remember these days and decide accordingly. As the light and the salt of this country, the people who have a responsibility to make this country more livable, we need to bring peace, and not chaos. Our testimony and witness will be seen in how we stand today. Rather than protesting, please pray!

Aziz George, İskenderun’da Ayinlerle Anıldı!
Aziz George, İskenderun’da ismini taşıyan kiliselerde düzenlenen ayinlerle ölüm gününde anıldı. Aziz George Bayramı dolayısıyla, İskenderun Aziz George Rum Katolik...
Berlin’de “Birliğin Evi” İnşa Edilecek
Berlin’de sinagog, cami ve kilisenin bir arada olacağı, ‘’Birliğin Evi’’ adlı bir yapı inşa edilecek. “House of One” organizatörleri, projenin...
Her Yıl Bin Kişi “Şeytan Çıkarma” İçin Kiliselere Talepte Bulunuyor
Belçika’da İlahiyat Profesörü Rik Torfs, her sene neredeyse bin kişinin “şeytan çıkarma” talebiyle kiliseye talepte bulunduğunu açıkladı. Belçika’nın Flemenkçe yayın...
Dijital Dünyada 7 Ölümcül Günah!
BTC’nin (BlockTower Capital) CEO’su birkaç gün önceki paylaşımında, Katolik Kilisesindeki yedi ölümcül günahın şimdiki konjonktür’de yansımalarını gözler önüne serdi. Dijital...
Tunguska Meteoru Büyüklüğündeki Bir Asteroit Dünyayı Sıyırdı Geçti!
30 Haziran 1908 tarihinde Sibirya’nın orta kesimlerindeki Tunguska Irmağı yakınlarına düşen meteor büyüklüğündeki bir asteroidin dünyanın çok yakınından geçtiği açıklandı....
Trump ve Macron 1915 Olaylarına Değindi
ABD Başkanı Donald Trump 1915 olayları için Ermenice büyük felaket anlamına gelen ‘Meds Yeghern’ beyanını kullandı. Fransa Devlet Başkanı Emmanuel...
St. Boniface Kilisesi’nin Kapıları Evsizler İçin Gece Boyu Açık!
San Francisco’da bulunan St. Boniface Kilisesi, yaklaşık 15 sene önce barınma ihtiyacı olan insanlar için kapılarını açmaya başladı. Neredeyse her...
Ukrayna’dan, İstanbul Ekümenik Patrikhanesi’ne Özerklik Başvurusu!
Ukrayna Hükümeti, Rus Ortodoks Patrikhanesi’nden bağımsız olmak için İstanbul Ekümenik Patrikhanesi’ne başvurdu. Ukrayna’da oluşumu hedeflenen milli kilisenin özerlik başvurusu için...
Afrika Kıtasının İkiye Bölünme Tehlikesi!
Kenya’nın güneybatısında büyük bir çatlak oluştu. Bilim insanları bu çatlağın Afrika kıtasının ikiye bölünmesinin başlangıcı olabileceği değerlendirmesinde bulundu. DN’nin sosyal...
Hristiyan Topluluk Çatışmalar Yüzünden Ormanda Mahsur Kaldı!
Ordu güçleri ile ayrılıkçı gruplar arasındaki şiddetli çatışmalar sebebiyle Hristiyan Kaçin etnik topluluğuna mensup 2 bine yakın sivil, çevredeki ormanlarda...
İki Hristiyan Kilisenin Önünde Öldürüldü
Pakistan’ın Ketta kentinde bulunan bir kilisenin önünde duran iki Hristiyan motosikletli saldırganlar tarafından başlarından vurularak öldürüldü. Yetkililer, bu ay bölgedeki...
Fransa Karıştı: Macron’dan “Kiliseye Siyaset Daveti”
Katolik Kilisesi Episkoposlar Konferansı’na giderek “kiliseyi toplumu ilgilendiren konularda görüş belirterek siyasete davet eden” Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkedeki laiklik...
Cep Telefonuyla Şeytan Çıkarma Ayini
İtalya’da son birkaç yılda “şeytan çıkarma” taleplerinin 3 katına çıkması ve Vatikan’dan onaylı “şeytan çıkarıcıların” talebi karşılayamaması nedeniyle bu alanda...
Emekli Papa XVI. Benedikt’in 91. Yaş Gününü Kutlandı
Almanya’nın Marktl şehrinde 16 Nisan 1927 tarihinde dünyaya gelen tam adı Joseph Aloisius Ratzinger olan emekli ve bir önceki Papa 16. Benedikt...
Ortadoğu’daki Hristiyanların Gelecek Kaygısı
Suriye’de devam eden şiddetli çatışmalar sebebiyle ülkede ikamet eden hemen hemen her kesim büyük zarar gördü. Zarar gören kesimler arasında...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ