SAT7TURK HABER -
$ DOLAR → Alış: 4,75 / Satış: 4,76
€ EURO → Alış: 5,49 / Satış: 5,51

VEBAL

Mustafa Mızrak
Mustafa Mızrak
  • 15.02.2018

Günah ilk insanla beraber başlar, bu da Tanrı’nın isteğine karşı gelmekten oluşmaktadır. İnsan özgürce ve isteyerek Tanrı’nın isteğine karşı gelir. İlk insan kendini Tanrı’nın yerine koymak istedi, yani kendi yaşamını hiç kimse yokmuş gibi yönlendirmek istedi. İnsanın tek ölçeği insanmış gibi düşünmesi. Onları yaratana bağlı kalmayı reddetmesi.

Yaratılış’ta Tanrı, insanlarla çok yakın bir ilişki içerisindeydi. Onları mükemmel kılan bir bağ vardı, insan yalnızca bu bağ kaldığı sürece yaşayabilirdi. Sonra insan kötülüğün gücü dolayısıyla bu bağdan şüphelenmeye başladı ve neden bende O’nun gibi olamayayım diye düşünmeye başladı. Böylece insan Tanrı’yı bir rakip olarak görmeye başlıyor. Hayatına karışan, onu istediği gibi yaşamasına izin vermeyen bir despot gibi.

Rabbin kelamında şöyle yazılıdır; “Ruhsal olarak ölü insanın yeniden doğuşa ihtiyacı olduğu gibi, günaha köle olan insanın da kurtarılmaya ihtiyacı vardır. Kurtuluş, kefaretin ödenmesiyle, günaha kölelikten serbest bırakılma anlamına gelir.”

Günahtan sonra ilk insan Tanrı’dan kaçmaya, saklanmaya başlar, yani insan isteyerek Tanrı’dan uzaklaşmaya başladı. Çünkü günahla iyilik bir arada olamazdı, insan yaşamının iki kaynağın birinden beslenmesi gerekmektedir, bu kaynak ya Tanrı ya da kötülüktür. İnsan da bunun bilincinde idi. Tanrı’dan uzaklaştıkça yaşam kaynağından, gerçek yaşamdan uzaklaştığının farkına varmaktaydı.

Tanrı ile bozulan ilişki, insanlar arasındaki ilişkileri de zedelemeye başlar, insanlar birbirlerini suçlamaya, birbirlerine karşı kötülük yapmaya başlarlar. İşte insanlar arasındaki bu ayrılıklar Tanrı’dan uzakaştıkça daha da derinleşti ve çoğaldı.

Tanrı ile insan arasındaki ikili ilişki, üçlü ilişkiye dönüşür. Araya günahın gücü de girer, Tanrı ile olan bağ zayıfladıkça Günah ile olan bağlar daha da sağlamlaştırılmaktadır.

Kelamda şöyle yazılıdır; “Tüm bilgelik ve anlayışla üzerimize yağdırdığı kendi lütfünün zenginliği sayesinde, Mesih’in kanının aracılığıyla Mesih’te kurtuluşa, suçlarımızın bağışına sahibiz.”

Artık öyle bir duruma gelindi ki, günah ile olan bağ, tek ve normal bir şey olarak algılanmaya başlandı. Yani bu bağın diğer ucunda günahın bulunduğu bile farkedilemez oldu. İşte normal yaşam bu denmeye başlandı. Fakat Tanrı, peygamberleri aracılığıyla, gerçek yaşamın bu olmadığını sürekli olarak bildirmeye devam etti.

İnsan, özgürlüğü, artık bilmeden günahın köleliği ile karıştırmaya başladı: “Ben istediğimi yapmakta özgürüm.” Artık Tanrı’nın istediği şekilde değil de kendisi, yani insan Tanrı’yı istediği şekle sokacak. Tanrı’nın yolunda yürüyeceğine kendi yolunda ilerlemektedir. “Ya sen benim istediğim gibi bir Tanrı ol ya da hiç olma.”

Allah’a karşı işlenen bir günah, insanın kendine karşı işlediği bir suçtur. Bununla biz Allah’ı değil kendimizi zedeliyoruz.

Rabbin sözü; “Rab’de büyük sevinç bulacağım, Tanrı’mla yüreğim coşacak. Çünkü çelenkle süslenmiş güvey gibi, takılarını kuşanmış gelin gibi, bana kurtuluş giysisini giydirdi, beni doğruluk kaftanıyla örttü.”

Değişmeye ihtiyacı olmayanlar için, halinden memnun olanlar için Tanrı’nın yapacağı hiçbir şey yoktur. Günahı olmayan hiç kimse yoktur.

Günah insanın yüreğindedir, düşüncesindedir; bunun için dış uygulamalarla, arada sırada iyilikler yapmakla insan temiz kalamaz, sorun yürek, düşünce sorunudur. Bir yaşam şeklidir. Karanlığı seven, işlerini gün ışığında yapmak istemeyenler. Günah işleyen herkes bir köledir, Tanrı’ya karşı olan gücün kölesidir. İnsanın, tekrar insan olabilmesi için yeniden doğması gerekmektedir. Günah, toplumsal bir hata ya da başarısızlık değildir. Yaratıcı Tanrı’ya karşı başkaldırı, meydan okuma ve bunun sonucundaki suçluluktur. Günah kurtulmamız gereken temel kötülüktür. İnsanlar arasında kötü giden her şeyin kökünde günah vardır. Kendimizle ve diğer insanlarla aramızdaki bozukluğun çözümü Tanrı’yla aramızdaki bozukluğun çözümüne bağlıdır.

 

Endişede değil Sevgide Kalın.Endişe Sallanan Sandalye Gibidir.

Sizi meşgul Etmeyi Başarır Ancak Hiçbir Yere Varamazsınız.

 

Mustafa Mızrak / Gazeteci Yazar

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ