SAT7TURK HABER -
$ DOLAR → Alış: 4,75 / Satış: 4,76
€ EURO → Alış: 5,49 / Satış: 5,51

VERMEK ALMAKTAN DAHA İYİDİR

Mustafa Mızrak
Mustafa Mızrak
  • 22.02.2018

Büyükçe bir mağazada kasiyer olarak çalışan personel, aldığı paraları keyfine göre harcarsa bu sorumsuzluğun cezasını kendisi çeker. Belki de işten çıkartılır. Hakkında soruşturma açılır beklide cezaevine girer. Ben şahsen bu kasiyerin yerinde olmak istemem. Kasaya giren paraların kimin tarafından nasıl harcanacağına paranın asıl yöneticisi olan sahibi karar verir.

Özelikle ondalık konusuna hassasiyetle dikkat etmeliyiz. Ondalık kısacası tüm gelirimizin onda biridir. Tarihin eski dönemlerinde topraktan elde edilen tüm ürünlerin onda biri ve her on hayvandan biri Rabbe aitti. Bir kimse ondalığı ödünç alacak olursa Rabbe fazlasıyla geri ödemesi gerekiyordu.

Açıklamaya çalıştığım bu örnekte olduğu gibi bizim maddi varlığımızda Tanrı tarafından bize emanet olarak verilmiştir. Verme ruhu göğün ruhudur. Fedakâr sevgi ruhu İsa’nın hayatında sergilendi. Sahip olduğu her şeyi verdi ve sonra çarmıhta kendini tamamen teslim etti. Bencillik ruhu şeytanın ve onun krallığının ruhudur. Tanrı müjdenin tüm dünyada duyurulmasını emretti. Bazı kardeşler vaaz etmeye giderken, diğerleri bu kutsal işi desteklemeye çağrılırlar. Rab kendi sözünün kudretiyle hiçlikten madde yaratabilir. Rab yalnızca konuşarak herkesin eline her şeye yetecek kadar bol para geçmesini sağlayabilir. Ancak O bunu yapmaz. İlahî armağanlarının başkalarını kurtarmak için insanî kanallardan akması için insanların eline araçlar verir. Rab insanı başkalarının halinden anlamaya çağırarak ve zihninin en yüce sevgisini kullanmaya teşvik ederek, onu yüceltmektedir.

 

Verme fırsatı olmasaydı, cömert bir karakter geliştiremezdik. Rabbe armağanlar vererek O’nu zengin edemeyiz. Her şey O’ndan gelir ve biz verdiğimizde aslında O’na ait olan şeyi iade etmiş oluruz. Rab bize, başkalarının kurtuluşu için fedakârca çaba sarf ederek, kurtuluş armağanından ötürü O’na olan minnettarlığımızı gösterme fırsatı vermektedir. Çünkü Rab insanların ondalığı kendisinden ödünç alıp sonra geri ödemeye çalışmalarını istemez.

Rabbin görünür bedeni olan Kilise’ye Tanrı buyruğuna uyarak maddi katkıda bulunmalıyız. Kilise’nin kira, temizlik, su, elektrik, telefon, bakım ve onarım gibi değişik giderleri ve yoksullara yardım görevi bulunmaktadır. Kilise üyesi Rab imanlısı olarak bu gereksinmelerin karşılanmasına yardımcı olarak kilisemize sahip çıkmamız gerekir. Hatta yalnızca Rab hizmetinde çalışabilmeleri için Kilise’de görevli kardeşlerin günlük yaşamsal gereksinimlerini karşılayacak şekilde ekonomik bakımdan yardımcı olmalıyız.

Kelamında şöyle diyor Rab, <<“ Ben RAB’ BİM, değişmem. Siz bunun için yok olmadınız, ey Yakup soyu! Atalarınızın günlerinden bu yana kurallarımı çiğnediniz, onlara uymadınız. Bana dönün, ben de size dönerim” diyor Her Şeye Egemen RAB. Oysa siz, ‘Nasıl döneriz?’ diye soruyorsunuz. İnsan Tanrı’dan çalar mı? Oysa siz benden çalıyorsunuz. “‘Senden nasıl çalıyoruz?’ diye soruyorsunuz. “Ondalıkları, sunuları çalıyorsunuz. Siz lanete uğradınız. Çünkü bütün ulus benden çalıyorsunuz. Tapınağımda yiyecek bulunması için bütün ondalıklarınızı ambara getirin. Beni bununla sınayın” diyor Her Şeye Egemen RAB. “Göreceksiniz ki, göklerin kapaklarını size açacağım, üzerinize dolup taşan bereket yağdıracağım. Çekirgelerin ekinlerinizi yemesini engelleyeceğim. Tarlada asmanız ürünsüz kalmayacak” diyor Her Şeye Egemen RAB.>>

Dünyasal yaşam için para, varlık ve mal mülk güncel yaşamın en etkin başrol oyuncularıdır. Dünyada günlük konuşmaların hemen baş köşesini oluşturan konulardır. Milli piyango, loto hayalleri kuran milyonların yüreklerinde varlıklı olma tutkusu, para kazanma arzusu vardır. Bu yalnızca bizim ülkemiz için değil, dünyanın birçok yeri için geçerlidir. Toplumun farklı sınıfları para için çekişir dururlar. Kendimizin olmayan malvarlığımız için savaşlara girer insanların hayatlarına son vermeye çalışırız.

Mezmurlar’da şöyle sesleniyor Rab bizlere, “RAB’BİNDİR yeryüzü ve içindeki her şey, Dünya ve üzerinde yaşayanlar; çünkü O’dur denizler üzerinde onu kuran, Sular üzerinde durduran.” İncilin birçok ayetinde Rab Tanrı benzetmelerle bizim sandığımız her şeyin kendisine ait olduğunu açıkça beyan etmiştir.

Rabbin huzurunda sonsuza dek yaşayacağız. Şu anki beden, yetenek, vakit, eşyamız ise, ancak dünyada kaldığımız sürece elimizde kalacak. İtiraf etmeliyiz ki, bu alışmamız gereken bir düşüncedir. Rable yürüdükçe de bu geniş çaptaki emanetçilik görevimizi daha iyi üstlenebileceğimiz bir gerçektir. Bizler Tanrı’nın ailesinin bir üyesi olarak Tanrı Adını ve Sözü’nü kardeşlerimizle birlikte yüceltmek, Rabbin buyurduğu müjdeyi paylaşmak için bu dünyadayız. Tanrı’nın sevgisinde kalıp yüreğimizden geçen ve elimizden gelen katkıyı kilisemize yapmamız Tanrı’nın buyurduğu maddi bir ibadettir.

 

 

Endişede değil Sevgide Kalın. Endişe Sallanan Sandalye Gibidir.

Sizi meşgul Etmeyi Başarır Ancak Hiçbir Yere Varamazsınız.

 

Mustafa Mızrak / Gazeteci Yazar

 

 

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ