SAT7TURK HABER -
$ DOLAR → Alış: 3,50 / Satış: 3,51
€ EURO → Alış: 3,91 / Satış: 3,92

Zealot: Reza Aslan’ın İsa’sı Üzerine Kısa Bir Değerlendirme

Editör
Editör
  • 06.08.2013

Aslan sketch_10.inddHer dönem bir isim ön plana çıkıp, Nasıralı İsa’nın tarihselliğini sorgulayan ve yeniden biçimlendirmeye çalışan bir kitap yazmaktadır. Bunun nedeninin de anlaşılır olduğu kanısındayım. Tarihteki en önemli ve en popüler kişi hakkında sansasyonel kitaplar yazmak, yazarın diğer yazarlar arasından hızlı bir şekilde sivrilerek, meşhur olmasına imkan tanımaktadır. Kuşkusuz bu da beraberinde büyük bir ekonomik kazanç sağlamaktadır.

Bundan yıllar önce de “Da Vinci’nin şifresi” adlı kitabıyla kendisinden önceki kurgu kitaplarını taklit edip, dönemin popüler ve çok satan kitapları arasında girmiş olan Dan Brown’dan sonra başka bir popülerleşme türü daha ortaya çıktı. Dan Brown ve önceki kurgu yazarları zihinlerinde kurguladıkları sahneleri yazıya döküp belli bir servet ve üne kavuşurken, şimdilerde ise “Kutsal Kitap Uzmanı” olduğunu söyleyen bazı kişilerin kitapları bu boşluğu doldurmaya çalışmaktadır.

Doldurmaya çalışıyor dememin nedeni Amerika’daki Liberal kesimin, İsa’nın tarihsel kimliğinin aslında İncil’de bizlere anlatıldığı gibi olmadığını sürekli olarak gündemde tutma çabasıdır. Birçok kişi ve kurum sözde uzman sıfatıyla bunu yapmaya girişmişlerdir fakat öne sürülmüş olan iddialar saygı değer teologlar ve tarihçiler tarafından çürütülmüştür.

Günümüzdeki yeni kahramanımız da Fox News kanalında, sunucu Lauren Green ile yapmış olduğu görüşmenin ardından bir anda haber organlarında yer edinmeye başlayan Reza Aslan’dır.[1] Yazmış olduğu “Zealot: The Life and Times of Jesus of Nazareth” adlı kitap ile Amazon’un en çok satanlar listesine girmiş ve popüler olmaya başlamıştır.

Bu kitabın iddialarına, değerli ve saygı değer Teologlar karşılık vermişlerdir. Ben de bu yazıda kitabın iddialarını uzun uzun değerlendirmeyeceğim. Yine de üzerinde durmak istediğim hem ilginç hem de düşündürücü birkaç nokta olacaktır.

Reza Aslan’ın kitabı henüz elime geçmemesine karşın, onun İsa hakkında öne sürdüğü iddiaları bir hayli ilgimi çekti. Çünkü bu iddialar birkaç nokta dışında tamamen İncil’in bildirdiği ile ters düşüyordu. Dediğim gibi kitabı okumama rağmen konu ile ilgili edindiğim bilgiler aslında çok da yeni bir şey ile karşı karşıya olmadığımızı gösterdi.

Acaba bu kadar olay yaratan ve Amazon’da en çok satan ikinci kitap olma başarısı gösteren bu kitap için bir Hristiyan ne diyebilir? Kitabı okumdan da birkaç nokta üzerinde durarak, yazarımızın ve kitabının yaklaşımını ve niyetini  biraz olsun sorgulayabiliriz. Öncelikle Aslan’ın Fox News’ta yaptığı ve olay yaratan ( belki de daha da popüler olmasına vesile olan) görüşmeye değinelim.

Reza Aslan’ın sözleri üzerine?

Reza Aslan yaptığı görüşmede sürekli “Akademik” kişiliğini ön plana çıkarmaya çalışarak, yaptığı çalışmanın akademik bir değeri olduğunu haykırırcasına ifade ediyordu. Özellikle Ph.D. yani doktorasını vurgulaması da enteresan çünkü doktora konusu, kitabın konusundan bağımsız ve farklı. Özellikle konuşmasının bir kısmında üzerine basa basa kendisini bir tarihçi ve dinler tarihi konusunda uzman ve doktora yapmış birisi olarak tanıtmaktadır.[2] Fakat kendisinin doktora yaptığı tek alan Sosyoloji olarak gözükmektedir ve tez konusu da “Uluslararası Sosyal bir Hareket olarak Küresel Cihat” tır.[3]

Birçok kişi kendisi hakkında yazdığı değerlendirmede, kendisinin CV’sini incelemelerine rağmen hiçbir yerde tarih ile ilgili bir çalışma görmediklerini belirtmişlerdir.[4]

Şunu eklemem gerekir ki, nasıl ki bir Hristiyan İslam hakkında yazabilmeli ve aynı zamanda yazabiliyorsa, aynı şekilde bir Müslüman yazarda Hristiyanlık hakkında yazabilmelidir. Fakat şunu da belirtmem gerekir ki her iki durum için de yazarın yazdığı konu üzerinde uzman olması, yazılarının kredibilitesi açısından önemlidir. Kredibilite ya da güvenirlilik de bir yazar için en önemli konulardan birisidir.

Kendi çalışmalarının güvenilir olduğunu ispat etme girişimi içerisinde olan Reza Aslan’ın sözlerine baktığımızda ise, kendi söylemleri üzerinde şüphe yaratan doğru olmayan ifadelerde bulunması da ayrıca ironiktir. Bu aslında sadece Aslan’ın kendi akademik kimliği incelendiğinde ortaya çıkan gerçektir.

Bu konuda son olarak şunu belirtmek isterim ki, yazarın temel aldığı ve tarihselliğinin su götürmez bir gerçek olduğunu vurguladığı “Mesih’in Çarmıh’ı” konusunda kendisiyle hem fikirim. Yani çarmıh tarihsel bir gerçektir. Fakat kendisinin de dediği gibi bu İslam’ın çarmıh konusunda genel olarak kabul edilen öğretisi ile çelişmektedir. Bu da aslında geçmişte yaptığı diğer bir görüşmede İslamiyet’i akla uygun ve daha mantıklı olduğu için yeniden kabul ettiğini söylediği sözler üzerinde zihnimde soru işaretlerine neden olmuştur.[5] Reza Aslan hem İslamiyet’in akla dayanan bir inanç olduğunu söyleyip, hem de yaptığı akademik ve tarihsel çalışmanın sonucu olarak Kuran’ın, bu konuda yaptığı çalışma ile çelişkili ifadelere sahip olduğunu belirtmesi bana biraz tutarsız bir yaklaşım gibi gelmektedir. Bu yüzden aslında sunucunun, yazarın inancı konusunda bu kadar ısrarcı olmasını bir şekilde anlayabilmekteyim.

Kitap Üzerine Birkaç Söz:

Tabi olayın bir de kitapla ilgili boyutu var. “Aslında adil olmak gerekirse, kitabın birkaç güçlü yanı vardır” diyor Gary Manning Jr. ve şöyle devam ediyor:

Yazar birinci yüzyıl Filistin bölgesinin dini, politik ve sosyal yönlerini (birkaç istisna dışında) iyi bir şekilde açıklamaktadır. Aslan, nihai olarak diriliş olayını tarihçilerin asla değerlendirmeye tabi tutmayacakları bir şey olduğunu belirtmesine karşın, diriliş için var olan güçlü görgü tanıklığına da vurgu yapmaktadır.

Buna karşın, Zealot birçok anlamda kusurludur. İçerisinde birçok hata barındırmaktadır. Bunların en önemlisi de Aslan’ın yaklaşımının, İsa’nın çarpık bir resmini ortaya çıkardığı önceden gösterilmiş olan “Jesus Seminary” uzmanlarının kusurlu yaklaşımı ile benzemesidir.[6]

Gary Manning yazısının devamında Reza Aslan’ın kendi keyfi tercihlerine göre, İsa’nın sözlerinin bir kısmını tarihsel, bir kısmını ise tarihsel olmayan beyanatlar olarak değerlendirmesini eleştirmektedir. Örneğin, Yuhanna 18:36’da İsa Mesih’in “Benim krallığım bu dünyadan değil” dediği ifadeyi İsa’nın asla söylemediği bir söz olarak değerlendirirken, Matta 10:34’teki “Barış değil kılıç getirmeye geldim” diyen sözlerini ise Mesih İsa’nın söylediği bir söz olarak kabul etmektedir. Kısacası Aslan kitabını, İsa’nın bir Yahudi olduğunu ve kesinlikle çarmıha gerilerek öldürüldüğünü söylediği iki tarihsel gerçek üzerine inşa etmektedir. Fakat bu iki bilgi arasını kendi keyfi tercihleri ile doldurmaktadır.

Bununla birlikte Biola Üniversitesinde Felsefe ve Teoloji alanlarında uzman olan Dr. William L. Craig, Aslan’ın kitabı ile ilgili şu çarpıcı beyanatlarda bulunuyor:

Aslan, tarihsel İsa’nın bir eleştirisini sunarken, güneşin altında yeni bir şey sunmamaktadır. Tarihsel olarak İsa’nın bilinemeyeceğini ve tarihte geriye doğru gidip asla gerçek İsa’ya ulaşamayacağımızı iddia eder.

İsa’ya ve Yahudi “Zealot” yani Ulusalcı partisine ilişkin doğru olmayan ve kronolojik hata içeren imalarda bulunmaktadır. İsa’nın yaşadığı zaman boyunca Zealot ismi sadece politik olarak milliyetçi ve Yahudi bağımsızlığı için gayretli olan bir kişiyi ifade ederdi.

Birçok uzmana göre, İsa’nın ya da İsa dönemindeki herhangi bir milliyetçi Yahudi’nin M.S. 67-68’e kadar kurulmamış resmi Zealot milliyetçi partinin ya da zümrenin bir üyesi olduğunu iddia etmek çok zorlama bir girişim olacaktır.

Dr. Craig şu sonuca varıyor:

Aslan’ın İsa’nın çarmıhı için sunduğu nedenler dini ve tarihsel doğruluktan yoksundur. Roma ve Pilatus’u olaya dâhil eden belirli politik sebepler vardır. Pilatus’un bir suçlu yerine bir başkasını önerme hamlesi eşi benzeri görülmemiş bir durum değildir. Pilatus’un motivasyonunun İsa’ya sempatik gözükmekten ziyade daha çok politik olduğu görülmektedir. Pilatus yöneticiliğinin başlangıcında zaten isyan eden Yahudilerin üstesinden gelmiş olduğundan, kendisi sadece kalabalıkları yatıştırmaya çalışıyordu.

Sosyal ve Politik gerilim bağlamı ışığında, tarihsel arka plan bilgisi Pilatus’un neden durumla ilgilendiği konusunda dahi bizi aydınlatır. Pilatus, Örneğin İsa konusunda Yahudileri dinlemeden dahi, bir el hareketiyle radikal işler yapabilirdi. Ya da dinleyebilir ve hemen ölüm emrini verebilirdi. Yahudilere barışçıl bir siyaset izlemeyi teklif ederken [İsa’ya sempatik ama samimi ve candan olmayan bir şekilde yaklaşmış gibi görünmesi göz önüne alındığında],  Yahudilere, Roma’nın mahkûmu olan bir suçluyu serbest bırakma seçeneği de verir. Bunun olayın etkisini azaltacağını ve bir çözüme kavuşturacağını umarak, Yahudiler de Barabbas’ı seçmişlerdir. Yahudi dinsel bağlamı ve İsa’yı çarmıha germeyi arzulayan Sanhedrin’in gerekçesini görmezden gelmek, Aslan’ın iddiaları ile hiç te uyumlu değildir. [7]

Sonuç olarak, kısa bir özet şeklinde değerlendirsek de yazarımızın ve kitabının yaklaşımı ve niyeti konusunda belli bir fikir zihnimizde oluşabilmektedir. Aslında dikkatlice incelendiğinde kitap her ne kadar korkutucu gösterilmeye çalışılsa da, durumun hiç te böyle olmadığı görülmektedir. Ayrıca kitabın akademik olmaktan ziyade popüler kitaplar listesinde yer edineceği kanısındayım.

Kitap her ne kadar belli bir süre öyle ya da böyle öncekilerde olduğu gibi popülerliğini koruyacak olsa da, bu İsa Mesih’in tarihsel kişiliği ile ilgili gerçeği değiştirmeyecektir. Gerçek, İsa Mesih’in kendisidir ve haykırmaktadır:

Tek yol, gerçek ve yaşam BENİM!

Esenlikle,

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ