25 Haziran 2021 Cuma

Adil Savaş Olur mu?

Soner Tufan

Tek kelimeyle, “hayır”.  “Savaşın kazananı yoktur”, hayır eksik söyledim, “kazananı vardır; ilaç şirketleri ve silah tacirleri…”

Savaşın olmadığı, savaşsız geçmeyen bir dönem olmamıştır tarihte. Savaşlarda ölen insanların sayısı hesaplanamayacak kadar çoktur. Ortadoğu’ya, Afrika’ya, dünyanın her bir bucağına o kadar bomba yağdı, ne değişti? Demokrasi de gelmedi, özgürlük de. Çanakkale’de metrekareye 6 bin mermi düşmüş okuduğum bir araştırmaya göre. Evet o zamanlar etten yığınların oluşturduğu setlerden geçemeyen “düşman” devletler, bugün başka şekillerde ülkelerin içine rahatlıkla girebilmektedirler.

Teknoloji iyidir, ama her zaman değil. Tüm teknolojik gelişmeler bir şekilde silah piyasasında kullanılmak üzere konumlandırılmıştır. 3D kopyalama teknolojisini kullanarak silah yapmaktan tutun, insansız ama roketli hava araçlarına kadar sayısız keşif savaş piyasasında yerini almıştır. Ölmeden, daha çok öldürmek, daha kolay öldürmek için.

Şu anda ülkemizin Suriye sınırında fiilen devam etmekte olan bir savaş vardır. Suriye ordusu top mermisini gönderip bizim insanımızı öldürüyor, Türkiye (Gayet doğal ve meşru olarak) misliyle karşılık verip onların askerlerini öldürüyor. Kazayla top mermileri sınırımıza, evlerimize, bahçelerimize düşüyor, bizi daha derin, kıran kırana devam edecek bir savaşa sürüklemek istiyor o mermiler ve mermileri gönderen iradeler.

Savaş tabii ki kötüdür, ekonomiye düşmandır, savaş ekonomileri ülkeyi bazen onlarca yıl geriye götürebilir, savaş doğaya zarar verir, savaş aileyi paramparça eder. Kırık dökük bir neslin çaresiz çocuklarını yetiştirir. Öksüz, yetim ve bir yanı boş kalmış bir manzara gibidir savaş çocukları. Savaş yalnızca o nesli değil, sonraki nesilleri de etkiler. Güvensizliğin, çaresizliğin ve acının en derinden yaşandığı zamanlardır savaş zamanları. Savaş insanları yoksullaştırır, bir tas suya, bir kap yemeğe muhtaç eder.

Savaş kötüdür, zira savaş bir kez başladıktan sonra neden başladığının önemi kalmaz, savaş nedeni ortadan kalksa bile savaş hemen bitmez.

Savaş kötüdür, çünkü savaşa başvurmadan önce yüzlerce alternatif yol vardır.

Bazıları, ‘barışı korumak için savaşmak gerekir!’ diye düşünürler, oysa barış dediğin şey tek bir yolla, savaşmamakla gelen bir güvercindir. 4. yy’dan sonra Roma’da dinin serbest bırakılmasıyla ikisi birbirine iyice yakınlaştı, devletin çıkarlarını korumak için bazen savaşmak gerektiği tezi ortaya atılınca Hippo Piskoposu Augustine “adil savaş” tezini ortaya attı. “Barışı yeniden kurmak ve adaleti sağlamak dışında savaş yapılmamalı” dedi.

Yetkili bir yönetimin, haklı bir neden ve doğru bir niyetle yapacağı savaşlar Adil savaş’tı. Bu görüşü savunanlar da, görüşe karşı çıkanlar da var, ancak biz biliyoruz ki hepimiz için nihai yetki Kutsal Kitap’tadır.

Peki, biz Tanrı’nın çocukları, O’nun ev halkı olarak neye inanıyoruz? Genel olarak bizim inandığımız şey tabii ki “mümkünse her durumda birbirinizle barış içinde yaşayın” diyen Tanrının sözüdür. Düşmanlarımızı sevmemiz Tanrı’nın sözünde birçok kez vurgulanmış bir buyruktur. “Düşmanın acıkmışsa onu doyur” der İsa Mesih sözünde.

“Kötülükten nefret edin, iyiliğe sarılın, kötülüğü iyilikle yenin!” diyen, bizim yaşamamız için kendi canını feda eden Tanrı’nın hiçbir durumda öldürmeyi adil bir savaş gereği olarak görebileceğini sanmıyorum.

İşte bu yaklaşıma “Hristiyan Barışseverliği” denir. Hristiyanlar bu yaklaşımlarıyla barışseverliklerini gösterme fırsatı bulurlar. Hristiyan Barışseverliği kendi başına bir yüksek standarttır. Onu korumalıyız.

Öyleyse ne diyelim? Savaş kötüdür, adaleti yoktur, adili de yoktur, savaşa topyekun “hayır” diyoruz.

www.twitter.com/sonertufan

Hatay’daki Ortodoks Kiliselerinde ‘Pentikost’ Kutlamaları

Kutsal Paskalya Bayramı'nın ardından 50’nci günde, ‘İsa Mesih’in Göğe Yükselişinin ve Kutsal Ruh’un Havarilerin Üstüne İnişinin’ kutlandığı...

Kayseri’de Surp Toros Gregoryan Ermeni Kilisesi Tahrip Edildi

Kayseri Melikgazi'de 18’inci yüzyılda yapılan Surp Toros Gregoryan Ermeni Kilisesi tahrip edildi. Mahalle Muhtarı Mehmet Yılmaz, "Gördüğümüz...

Ermeni Katolik Kiliselerinde Surp Krikor Lusavoriç’in Kemiklerinin Bulunması Yortusu

İstanbul Ermeni Katolik Kiliselerinde, Surp Krikor Lusavoriç'in Kemiklerinin Bulunması Yortusu münasebetiyle ayinler düzenlendi.Ortaköy Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi'nde,...

Patrik Sahak II’den, Kınalıada’ya İlk Resmi Ziyaret

Geçtiğimiz yıl, Patrik Kadasetli Sahak II. tahta çıkış törenini takip eden günlerde, İstanbul’daki kiliseleri ziyaret etmiş ve...

Bu haberleri okudunuz mu?Benzer İçerikler
Sizin için önerildi