SAT7TURK HABER -
$ DOLAR → Alış: 7,55 / Satış: 7,58
€ EURO → Alış: 8,80 / Satış: 8,83

Asıl sorun demokrasi eksikliği

Soner Tufan

Memleketimizde yaşanan tüm hak ihlallerinin,  yaşanan sorunların çoğunun demokrasi eksikliğinden, demokrasiyi doğru anlayamamaktan, demokrasiyi içselleştirememekten geldiğine inanıyorum.

Günlerdir Malatya Zirve Katliamı davasının 2. iddianamesini okuyorum. Her yeni bölüme, klasöre ve dosyaya geçtiğimde zihnimde kalan nedir diye kendimi yokladığımda aklıma gelen şey hep aynı. Evet, tüm mesele demokrasi noktasında kilitleniyor.

Zira asıl işi memleketi korumak, kollamak olan askerimiz ve güvenlik güçlerimiz kendi bakış açılarına göre bir politika oluşturuyor. İşte onlar bu bakış açısıyla ülkenin bölünmez bütünlüğünü tehdit eden mihrakları belirleyip ona karşı stratejiler geliştiriyorlar.

Ülkemizde yaşayan 5 bin civarındaki Türkiyeli Protestan’ın 75 milyonluk nüfusumuz için nasıl büyük bir tehlike olduğuna koca ülkeyi inandırmak için MGK’da kararlar alıyorlar. Medyayı kullanıyorlar, kimse gerçek bilgiyi aramıyor. Tam bir bilgi kirliliği ile müthiş bir maharetle bu insanları öcüleştiriyorlar. Sokaktaki insan Hristiyanları vatan haini olarak görme noktasına getiriliyor, sonra hedef belirginleştirilip durumdan vazife çıkarılacak kişilere gösteriliyor ve operasyon tamamlanıyor.

Gerçi şaşırmamak gerek, zira 1 kilisenin olduğu Malatya’da “48 ev kilisesi var” diyerek o gençler her türlü yolla galeyana getirilmemiş miydi? Yerel gazeteler hassasiyetleri olan insanları harekete geçirmemiş miydi?

Yine 2. iddianamenin oluşmasında kritik bir rol oynayan gizli tanık, herkes biliyor kim olduğunu, İlker Çınar’ın televizyon televizyon dolaşıp misyonerlerin asıl niyetini anlayıp nasıl Müslüman olduğunu anlatırken Amerika’nın Türkiye’deki misyonerlik faaliyetlerini yürütmek için her yıl 74 milyar dolar harcadığını anlatmıyor muydu?

Yalnız ilginçtir, istikrarsız bir eğrisi olan İÇ’nin bu ifşaatlarının arkasındaki itki nedir onu merak etmiyor değilim. O da yakında ortaya çıkacaktır.

Asıl işi gerçekten de memleketi korumak olan güvenlik güçleri memleketimizin birçok değerini koruyamadı. Hrant’ın, Santoro’nun, Malatya’daki eşsiz kardeşlerimizin katledileceklerini bile bile kıllarını kıpırdatmadılar. Ne acıdır ki bunların hepsi birer utanç abidesi olarak kalacaktır.

Güzel ülkemin korunacak, kollanacak onca değeri varken görevlerini bile yapmadılar ama suni bir tehdit unsuru oluşturarak memleketi irtica tehlikesinden, yabancılardan, Ermenilerden, Kürtlerden, misyonerlerden korumak, demokratik yollarla iktidara gelmiş hükümeti yıpratmak ve Batı’nın gözünde zor duruma düşürüp kaos planlarıyla ülkeyi batağa sokmak, sonra da bize görev düştü diyerek darbeyle ülkeyi ele geçirmek onların gerçek düşünceleriydi. Ne kadar hastalıklı bir yaklaşım değil mi?

Artık herkesin bir karar vermesi gerek.

Nasıl yaşayacağız?

Ülkeyi nasıl yöneteceğiz?

Asıl mesele ülkeyi hangi felsefeyle, hangi gerçekler üzerinde tutacağımızdır.

Gerçekten de asıl mesele demokrasi eksikliğidir. Herkes için demokrasi, herkes için özgürlük, herkes için insanca bir yaşam felsefesi üzerine kurulmuş bir ülke dizayn edilmelidir.

Bütün yasalar, bütün uygulamalar, bütün kararlar bunun izdüşümü olmalıdır, yoksa her daim, TUSHAD’lar, Özel Harp Daireleri ya da başka türlü gayrı resmi ölüm timleri hep olacaktır.

Bu yasa dışı, insanlık dışı, hastalıklı yapılar demokrasinin gerçek anlamda içselleştirilemediği zeminlerde türer. Zemin değişmedikçe hiçbir şey değişmez.

Hepimiz demokrasi için çalışmalıyız, gerçek demokrasi için…

www.twitter.com/sonertufan

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ