3 Mart 2021 Çarşamba

Dünyanın En Korkunç Tarikatları

Halkın Tapınağı

18 Kasım 1978 günü Guyana toprakları üzerinde kurulmuş Jonestown kasabasında yaşayan Peoples Temple (Halkın Tapınağı) Tarikatı’na mensup 900’den fazla kişi, tarikat liderleri Jim Jones  (James Warren Jones)’un vaazı üzerine siyanür içerek intihar etti. İntihar etmek istemeyen üyeler silahla vurularak öldürüldü.

Her şey, 1951’de Jim Jones’un Indiana Komünist Partisi’nin toplantılarına katılmasıyla başladı. Bu toplantıların ardından Jim Jones, partilerin halkı yanlış yönlendirdiğine ve komünizme karşı doldurduğuna ikna olmuş ve gerçek Marksizm’i insanlara yaymak amacıyla kiliseye sızmaya karar vermişti.

Her geçen gün kiliseye Jim Jones’u dinlemeye gelen kişilerin sayısı artıyor ve insanlar tüm birikimlerini ve kazançlarını kiliseye bağışlıyordu. Birkaç yıl içerisinde çok sayıda hastane, okul ve bakım evleri ücretsiz hizmet vermeye başlamıştı. Böylece birçok insan sadece ücretsiz yemek ve ilaç tedavisi için topluluğa katılmaya başlamıştı. Nihayet 1955’te “The People’s Temple of the Disciples of Christ” Tarikatı kuruldu. Tarikatın kurulmasıyla birlikte toplantılar kapalı olarak sadece müritlere özel yapılmaya başlandı. Bu kapalı toplantılara tarikat dışından kimse alınmıyor ve içeride neler olduğunu kimse bilmiyordu.

Jim Jones, son vaazında müritlerine, çocuklarına siyanür enjekte ettikten sonra zehirli içecekleri içmelerini emrederken şu cümleleri sarf ediyordu: “Evlatlarım, ölümde büyük bir şeref vardır. Bu, ölecek olan herkes için büyük bir gösteri. Ölümden korkmayın, ölüm yalnızca farklı bir boyuta adım atmak gibi” demişti.

Yüzlerce mürit, hiç tereddüt etmeden önce çocuklarını, sonra kendilerini öldürdü. Kaçma teşebbüsünde bulunanlar ya diğer üyelerce intihara zorlandı ya da ateşli silahlarla vurularak öldürüldüler.

19 Kasım sabahı helikopterle olay yerine gelen basın ekibi tüm bu olanlardan bihaberdi. Kasabanın dört bir yanına dağılmış 250’ye yakını çocuk 900’den fazla cesedi görünce şok oldu.

Tarikat üyelerinden bazıları katliamdan kurtulmayı başarmıştı. Kurtulanlardan 79 yaşındaki işitme engelli Grover Davis, intihar anonslarının yapıldığını duymadığı için olaylardan habersiz, kulübesinde uyuyordu. Her şey bittiğinde uyanmış, olanlara anlam verememiş ve kaçmıştı. Stanley Clayton ise kasaba sınırındaki silahlı güvenliği atlatmayı başararak ormana kaçmış ve böylece katliamdan kurtulmuştu.

ABD’li araştırmacılar, 918 Johnstown sakininin siyanürden öldüğünü açıkladı.

 

 

 

Manson’un ailesi

“Aile” tarikatının lideri Charles Manson, iki hapis cezası aldıktan sonra 1967’de, küçük bir grup takipçiyle birlikte, ABD’yi dolaşarak, kendisini İsa’nın ve şeytanın tek bir bedende reenkarnasyonu olarak tanımlıyordu. Polisin daha sonra öğrendiklerine göre tarikat üyeleri tamamen gençlerden oluşuyor ve ayinleri sırasında hayvan kanı içiyorlardı.

1969’da Manson, takipçilerine dünyanın sonunun yaklaştığını ve bu sonu hızlandırılmaları gerektiğini söyledi. Ardından müridlerine insanları öldürün emrini verdi. Kaliforniya’nın tamamı “aile” tarikatı tarafından işlenen toplu ve acımasız cinayetlerden sonra aylarca korku içinde yaşadı.

Kurbanlar arasında – ünlü film yönetmeni Roman Polanski’nin 8 aylık hamile karısı aktris Sharon Tate de vardı.

Manson ve takipçileri ölüm cezasına çarptırılmıştı. Ancak 1972’de Kaliforniya’daki ceza kanunu değişti ve Manson’un cezası dokuz kere müebbet hapis cezası ile değiştirildi.

Charles Manson, hayatının 84. yılında 19 Kasım 2017’de öldü.

 

Aum Şinrikyo Yüce Gerçek Tarikatı

Haruki Murakami’nin yazdığı gibi, Japonya tarihi 20 Mart 1995’te “önce ve sonra” olarak ikiye ayrıldı. 20 Mart’ta Tokyo metrosunda kimyasal silahlarla bir terör saldırısı düzenlendi. Aum Shinrikyo tarikatından 10 kişi insanlarla dolu vagonlara sarin paketlerini koyarak iyi planlanmış bir saldırıyı gerçekleştirmişlerdi. Olay sonucunda 27 kişi öldü binlerce insan yaralandı. Tokyo sakinlerine saldırı emri Shoko Asahara (gerçek adı – Tizuo Matsumoto) lideri tarafından verilmişti.

Metro saldırısı, Asahara’nın kehanette bulunduğu 3. dünya savaşını başlatacak eylem planının ilkiydi. Bir süre sonra metro istasyonunda yanan kimyasal madde torbaları bulundu. Japon polisine göre eğer torbalar doğru ateşlenseydi en az 20 bin kişi ölecekti. Eğer Asahara tutuklanmasaydı, büyük eylemi aynı yılın Kasım ayında yapacaktı, hükümet binalarını ve İmparatorluk sarayını ele geçirecekti.

Sarin gazı renksiz, uçucu bir sıvıdır ve suda çok yavaş bozulur. Ancak amonyaklı su ve alkali su çözeltilerinde hızla bozulur ayrıca durgun suları yaklaşık bir ayda zehirleyebilir. Sarin gazı sinir sistemini felç eden çok etkili bir gazdır. 2 dakika teneffüs edildiğinde, buhar konsantrasyonunun durumuna göre, göz bozukluğu ve solunum güçlüğü veya ölüme sebep olur. Sarin gazı askeri alanda, top mermilerinde, kimyasal uçak bombalarında, kimyasal tahrip bombalarında kullanılmaktadır.

Aum Shinrikyo 1984 yılında kurulmuştu. Yıllar içerisinde on binlerce Asahara takipçisi organizasyona katıldı. Asahara, Manson gibi, takipçilerine dünyanın sonunun geldiğini söylüyordu. Ve bunu hızlandırmak için Japonya’da kimyasal silah üretimi yapacakları yeraltı laboratuvarları oluşturuldu. Zaman içerisinde örgütün kendilerine ait askeri helikopteri bile oldu.

Asılarak ölüme mahkum edildi. Ancak, mahkemenin kararı henüz yürürlüğe girmedi. Kötü niyetli kültün kurucusu Japon cezaevindeki kaderini kesinleştirecek kararı beklemeye devam ediyor.

 

Güneş Tapınağı Tarikatı

Jonestown katliamıyla toplu intiharları benimsediğimiz dünyada bir inanışa bağlanıp hayatını kaybedenlerin olduğu birçok tarikat bulunuyor. Genelde zengin insanların kurduğu tarikatlar para ve inançlarla desteklenerek beyin yıkama yoluyla insanın tüm düşünme sistemine nüfuz ediyor. Onlardan biri de Güneş Tapınağı. Resmi kaynaklarda 48 fakat daha fazla ölünün olduğu bilinen toplu intiharlardan tarikat sorumlu tutuluyor.

Ordre du Temple Solaire / OTS Kanada’da faaliyet gösteren fakat asıl merkezi İsviçre’de olan tarikatı Doktor Luc Jouret ve Joseph di Mambro 1984’de kurdu. Tarikatın asıl amaçları dünyada “doğru yetki ve güç kavramlarını oluşturmak”, insanlığı İsa Mesih’in ikinci gelişine hazırlamak, Hristiyanlığı ve İslam’ı birleştirmekti.

İçki ve sigaraya kesinlikle karşı çıkan tarikat üyeleri, başka gezegenden gelen melekler olduklarına inanıyorlardı. Birbirlerine ‘Kardeş’ olarak hitap eden tarikat üyeleri kendilerini feda ederken bunu gözlerini kırpmadan yapıyorlardı.

Ölenler genelde dini bir ritüel ile son görevlerini gerçekleştirip toplu intihara ediyordu. Öldüklerinde boyunlarında iki başlı kartalın olduğu madalyonlar ve ritüel kıyafetleri bulunuyordu. Genelde ya başlarından vuruluyorlar ya da kendilerini yakıyorlardı. İntihar ettirilenler arasında çocuklar da bulunuyordu.

1994’de İsviçre’nin Cheiry kasabasındaki bir çiftlik evine yangın ihbarı üzerine gelen yetkililer, Güneş Tapınağı sembolleriyle bezeli bir yeraltı şapelinde 48 yetişkin ve çocuğu başlarından vurulmuş şekilde bulmalarıyla dehşete düştüler. Ritüel kıyafetlerinin içinde bulunan insanların elleri de dua pozisyonunu almıştı.

Kadın Hareketi

ABD’li federal yetkililer bir dönem ülkemizde de yayınlanan Smallville isimli dizinin yıldızı Allison Mack’nın davasını incelemeye devam ediyor. Allison Mack’in seks tarikatının üst düzey isimlerinden olduğu ortaya çıkmıştı.

Mack’in örgütte genç kadınları seks kölesi olarak tarikata dahil etme görevini yerine getirdiği ve onlara video ve fotoğraf kaydıyla şantaj yaptığı belirtildi. Mack’in tarikatta bir görevinin de “kadın seks kölelerinin tarikatın yöneticisine her zaman itaat etmelerini sağlamak” olduğu ortaya çıktı. Seks kölesi olarak kullanılan kadınların cinsel verimliliği azalana kadar aç bırakıldığı açıklandı.

Mack’in “kadın hareketi” olarak adlandırdığı oluşumda, liderliğini Keith Raniere isimli bir adamın üstlendiği bu olayda genç kadınlar kaçırılarak ya da ikna edilerek köle haline getiriliyor ve fuhuşa zorlanıyordu.

Mack ve Raniere’nin Ekim ayında görülecek davaları öncesi yeni gelişmeler yaşandı. Olayın ortaya çıkmasından birkaç ay önce New York Times’dan Vanessa Grigoriadis’le bir röportaj yapan Mack’in sözleri geçtiğimiz günlerde yayımlandı.Yazıda kadınlara damga vurulması fikrinin Mack’ten geldiği ortaya çıkarken, ünlü oyuncunun kızgın demirle yapılan işlem sırasında ‘acıdan zevk alın, efendinizi düşünün’ diye telkinlerde bulunduğu belirtildi. Kadınların dövmenin anlamını bilmediği ve korkularını yenmenin bir sembolü olarak yaptırdıkları öne sürüldü. (ria.ru/religion, stoneforest.ru, rusplt.ru, ansobor.ru/OD)

Salgına Rağmen Bazı Hristiyan Kitapçılar Satışlarını Artırdı

Salgın döneminde zorunlu kapanmalara ve sosyal mesafeye rağmen, 2020'de bazı Hristiyan kitapçıların genel satışlarının arttığı görüldü.Christian Retail...

SAT-7 Plus, Dünya Çapında Kullanıma Hazır

Orta Doğu’nun ilk isteğe bağlı Hristiyan video yayın hizmeti olan SAT-7 PLUS, artık çevrimiçi (online) olarak dünya...

Ermeni Kilisesi’nde, ‘Kaybolan Oğul’ Haftası Gerçekleşti

Ermeni kiliselerinde, Büyük Oruç dönemi "Arevakal" (Gündoğumu) ve "Hısgum" (İstirahat) dualarına devam edildi. 28 Şubat Pazar günü...

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, Kiliselerin Kapatılmasını Kınadı

Cezayir Hükümeti'ne Aralık 2020'de üç Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi (UNHRC) sözcüsü tarafından gönderilen mektup kamuoyuna açıklandı....

Bu haberleri okudunuz mu?Benzer İçerikler
Sizin için önerildi