28 Şubat 2021 Pazar

Ermeni Kiliseleri 7 Hafta Sürecek Büyük Oruç Dönemine Girdi

Ermeni kiliseleri, bu yıl aynı tarihe gelmesi sebebi ile, 14 Şubat Pazar günü Rab İsa Mesih’in 40 günlük bebek iken mabede sunuluşu (Diyarıntaraç) yortusunu ve Karnaval (Paregentan), (Medz Bahk) Büyük Oruç’un başlangıç gününü, (Surp Badarak) Kutsal Sunu Ayini ile bir arada kutladı ve 7 hafta sürecek Büyük Oruç dönemine girdi.

Türkiye Ermenileri Kadasetli Patriği Sahak II, bu özel yortu günü ile ilgili, Patrikliğin Facebook sayfasından canlı yayınlanan, Ermenice ve Türkçe vaazlar verdi.

İsa Mesih’in Mabede Sunuluş, Karnaval ve Büyük Oruç Yortuları 14 Şubat Pazar günü, Patriklik merkez Meryem Ana (Surp Asdvadzadzin) Kilisesi’nde, Peder Şirvan Mürzyan eli ile gerçekleşen Surp Badarak ile kutlandı. Patrikliğin Facebook sayfasından canlı yayınlanan ayinde, Kilisenin din görevlisi Rahip Şınork Donikyan, Peder Natan Arabyan, Peder Nerses Ayvazyan da hazır bulundular.

Patrikliğin ruhani eğitim alanları ve kilisenin okuyucuları, Rabbin Sofrası’na hizmet ederken, Patrikliğin Armaş Korosu üyelerinden, Hovsep Kuyumcuyan, Artür Bağdasaryan, Kirkor Terziyan, Sercan Gazeroğlu, diyakos Edvin Galiboğlu’nun orgu eşliğinde İlahileri seslendirdiler.

Ayin sonunda tüm Rab’de uyuyanlar için, Ayin-i Ruhani (Hokehankist) duaları okundu.

Ardından, yine canlı yayın ile, Patrik Sahak II, Ermenice ve Türkçe vaazlar verdi. Ermenice vaazında Rab İsa Mesih’in 40 günlükken mabede sunuluşu (Diyarıntaraç) yortusu üzerine konuşurken, Türkçe vaazında Paregentan (Büyük Oruç başlangıcı) üzerine özetle şöyle konuştu:

”Paregentan’la beraber, 7 haftalık büyük orucun, her bir haftasının, kendi bir anlamı ve açılımı var ve o anlamlar üstünde büyük oruç ilerler. Çünkü sadece bu oruç dönemi değil, ruhumuzun ve aklımızın hazırlanma dönemidir.

Tanrı bizi bu günler için yaratmadı. Bu dünya sistemi için de yaratmadı. Bizi, kendisiyle mükemmel ilişkide olduğumuz, ölümsüz ve günahsız bir mükemmellik ortamında yarattı.

Cennetten kovulan insan, bir şekilde cenneti aramaya mahkum edilmiştir.

Hepimizin yönü ve doğrultusu, cennete doğru. Ama yolda cenneti ararken, hep cehennemleri buluyoruz. Mutluluğu ararken, mutsuzlukla karşılaşıyoruz. Onun için Kilisenin, mutluluğa yaklaşımı, mutsuzluğu incelemek, onu çözümlemek. Çünkü mutluluk insanın doğal halidir.

O zaman bu dünyadaki mutluluğumuzun metodu, mutsuzlukları ayıklamaktır. Mutluluk diye aradığımız, mutluluk olduğuna inandığımız, yanlış şeyleri keşfetmektir. Ve beynimizdeki o cennet haritasını takip etmektir.

İnsanın bütün mutluluk anlayışı bu dünyada, nefs üzerine kurulmuştur. Kutsal kitabın, Tanrı’nın, kilisenin bize önerdiği mutluluk ise, tüm bunların kökünün inkarından geçer, ve o kök bizim için dünyada en tatlı, en değerli olan şeyidir. O da bizim nefsimizdir, benimizidir…

İşte sevgili kardeşler, bu Büyük Oruö döneminde, Kilise bize der ki; mutsuzsun, tatminsizsin, hep yeni bir şeyleri bekliyorsun, bunun için değişmelisin.

Büyük Oruç dönemi, alıştığımızın dışında bir şeyler yapma konusunda, bizi teşvik etmek için var. Tanrı’ya yaklaşmak istiyorsun; bedenin engel. Dua etmek istiyorsun; ruhun engel. Çünkü bütün bunları zor, görüyorsun ve bunların seni mutsuz edeceğini düşünüyorsun…

Bu günkü İncil parçasında, ‘Luka 14:25-35’i okuyacağız…

Çünkü gerçekten demişti < Buğday tanesi yere düşüp ölmezse, kendisinde hayat olmaz ama düşüp ölürse bol ürün verir ve o ürünle yaşayacaktır.> Yaşarken ölmeden önce olan bir ölüm var. İnsanın içinde gizli olanın açılmasını sağlayacak olan bir ölüm. Peki o nedir içimizde açılacak olan şey. İsa’nın bütün öğretilerinde gizli olan, apaçık olan ama genellikle gözlerden gizlenmiş olan, kendi nefsimizi yarabildiğimizde, o nefs öldüğünde onun aslının ortaya çıkması.

İsa dedi <Gözün aydınlık olursa, bütün varlığın aydınlık olur. Ama gözün karanlıksa ne büyük karanlıktır o.>

Çocukken getirdiğimiz, doğal olarak bir ben vardır içimizde ve o benin de ortasında Tanrı durur. Onun için İsa öğrencilerine dedi ki < kim dönüp bu küçük çocuklar gibi olmazsa, Tanrı’nın krallığına giremez, çünkü onların melekleri, göklerde olan Babamın yüzünü görürler.>

İsa Mesih, ben derken, bana gelin derken, anneni, babanı, her şeyinizi bırakıp beni takip edecekisiniz derken, İnsanoğlu olarak değil Tanrı oğlu olarak konuşuyor…

İşte bizim mutsuzluk halimizin kökü, Tanrı’dan kopuk, başkalarından kopuk, sadece bize ait, izole edilmiş ben anlayışıdır…

İsa’nın bu öğretisi ile, Büyük Oruç döneminde, kilise bize diyor ki; bir de ölümü dene.

Sevgili kardeşim, Kilisenin 2000 yıllık bilgeliğine, Kutsal yazıların ve insan uygarlığının, dinler tarihinin 10 bins yıllık tecrübesiyle, eğer mutluluğu istiyorsan, ve öz mutluluğu istiyorsan, mutsuzluklardan arınman lazım ve bütün o mutsuzluklar, senin benine yapışmış. O mutsuzluk yaratanları, kendinle özdeşleştirdiğin için mutsuzsun, ve kilise diyor ki; Büyük Oruç dönemi, onlardan kurtulmak için bir fırsat ve kurtulmanın yolu da ölüm. O alışkanlıklarına ölmen. Çünkü ancak öldükten sonra yeni bir yaşam başlar.

Vaftizimiz de bizim aslında bir ölüm ve diriliş sembolizmidir. Suya gömülmek, ölmektir İsa ile beraber. Sudan çıkış da İsa ile beraber dirilmektir.

Biz Tanrı’ya giderken, bize engel olan, biz varız. O bizim, o benin azalması lazım.

Kilise önümüzde 50 günlük bir süreç koyar, 7 haftalık bir süreç. 40 günü, Büyük orucun 40 günlük orucudur, son hafta da ona eklenen Büyük Haftadır, böylece 7 haftaya tamamlanır. Şimdi, Büyük Oruç’ta Kilise bize der ki; senin içinde bütün enerjilerin, duyguların, düşüncelerin, Tanrı’ya göre düzenlenmeye başladığında, mutsuzluk yaratan unsurlar, ekarte edilmeye başladığında, o zaman içinde bir mutluluk doğacaktır.

Bunun için Büyük Oruç döneminde birkaç şey var ki çok önemlidir. Sadece oruç değildir, biz bu günlere *tövbe* deriz. Büyük tövbe zamanıdır aslında, dönüş zamanıdır. Gittiğin yolların yanlış olduğunu bilip, geri dönmektir, tövbe etmek. Kendimi tekrar Tanrıyla uyumlu hale getirmektir. Ruhunu tekrar sakinleştirmektir. Bunun için, bedensel diyetin ayarlanması, oruç yada perhiz, sadece bir metoddur. Bunun yanı sıra yoğunlaştırışmış Kutsal Kitap okumaları, kiliselere ziyaret, vaaz dinlemek, duayı artırmak, kısacası düşüncenin Tanrı ile daha fazla yoğunlaşması.

Büyük Oruç’ta kilise bize der ki; şimdi o düşünceyi Tanrı ile doldur. Tanrı’ya niçin yaklaşamıyorsun? Nedir engel olan şey? O zaman fark edeceksin ki, bedenin ve bedensel alışkanlıkların, senin Tanrı ile buluşmanı engelliyor. Günlük hayatının koşuşturmacası, Tanrı’ya daha az zaman ayırmana sebep oluyor. O zaman sen bu dönemde, kendinde olan, iradeyi toplaman lazım, düşünceni yoğunlaştırman lazım Tanrı’ya.

Oruç bütün dinsel disiplinlerde, 10 bin senedir uygulanan bir metod.

Soru şu; bunu niçin insanlar yapıyorlardı ve şimdi niçin biz daha az yapıyoruz? Onlar yaptıklarında, mükafatlarını alıyorlardı. Biz yapmadığımız için cezasını alıyoruz. Büyük sağlık sorunlarımız var, çünkü bedenimizi hiç dinlendirmiyoruz biz.

Ne mutlu bize, güzel bir nesilde yaşıyoruz biz, çünkü bilim geldi ve orucun, insan sağlığı için, ilaçların yüzde 90’ından daha yararlı olduğunu, bize kanıtladı.

Mutluluk insan iradesinin, akıl ve beden üstüne hâkimiyeti ile ortaya çıkar.

Bir de atalarınızın binlerce yıllık bilgeliğini deneyin. Onlar mutlu oldular, hayatın anlamını keşfettiler, bu yol sizler için de, bizler için de açık. Rab hepinizi bereketlesin sevgili kardeşlerim.

Ekümenik Kardeşlik Kampanyası Düzenlendi

Brezilya Episkoposlar Konferansı (CNBB) ve Ulusal Hristiyan Kiliseleri Konseyi (Conic) tarafından 17 Şubat Kül Çarşambası’nda beşinci kez...

Teksas’taki Katolik Kilisesi Zorlu Hava Koşullarında Komşularına Yardım Ediyor

Teksas'ın çoğunu dondurucu soğuklar ve yaygın elektrik kesintileri getiren bir kış fırtınasının ortasında, Katolik Kilisesi kendi elektrik...

SAT-7 TÜRK’ten Türkiye Ermenileri Kadasetli Patrik Sahak II’ye Ziyaret

SAT-7 TÜRK Genel Müdürü Melih Ekener, Program Müdürü Cüneyt Arıkan’ı, Sosyal Medya Müdürü Ümit Teymur’u ve Yönetim...

Yemen’de ‘Zaman Daralıyor’ Uyarısı

Birleşmiş Milletler (BM), son derece kötü bir kıtlığa sürüklenen Yemen'de, "zamanın daraldığı" uyarısı yaparak, büyük çaplı bir...

Bu haberleri okudunuz mu?Benzer İçerikler
Sizin için önerildi