8 Aralık 2022 Perşembe

Ermeni Kilisesi’nde Varaka Surp Haç Yortusu

Yılda 5 kez kutlanan, Haç’ın bayramlarından biri olan ve sadece Ermeni Kilisesine ait Varaka Surp Haç Yortusu, Türkiye Ermenileri Patriği Kadasetli Sahak II’nin riyasetinde, Samatya Surp Kevork Kilisesi’ndeki Kutsal Sunu Ayini (Surp Badarak) ile kutlandı.

“Varaka Surp Haç” Yortusu ve Samatya Surp Kevork Ermeni Apostolik Kilisesi’nin geleneksel “Madağ”ı (Sevgi Sofrası günü), 25 Eylül 2022 Pazar günü, Surp Badarak Ayini ile kutlandı. Kilisenin din görevlisi Peder Zohrab Civanyan’ın sunduğu Surp Badarak’a Türkiye Ermenileri Patriği Kadasetli Sahak II riyaset etti. Diyakos Haçik Sarılı önderliğindeki Kilise’nin diyakos, astdiyakos kıdemli okuyucu ve okuyucuları Rab’bin Sofrası’na hizmet ettiler. Günün İncil okuma parçasını Diyakos Alen Nergis okurken, Kutsal Kase’yi Diyakos Kevork Nergis getirdi. 


Peder Melkon Pınarcıyan, Samatya Surp Kevork Kilisesi Vakfı Başkanı Yesai Demir, yönetim kurulu üyeleri, bazı Ermeni Kiliseleri vakıf başkanları ve yöneticileri, Samatya dışında değişik semtlerden inanlıların da hazır bulunduğu ayinde ilahileri, Samatya Surp Kevork Kilisesi Korosu üyeleri, şefleri Sevan Agoşyan yönetiminde seslendirdiler. 


Peder Melkon Pınarcıyan tarafından yaptırılan toplu tövbe ve Komünyon (Hağortutyun) dağıtımının ardından Patrik Kadasetli Sahak II. Ermenice ve Türkçe vaaz verdi. Türkçe vaazından bazı bölümler şöyle:
”Bizim hayatımızda en güçlü canavar kimdir? Biziz. Nefsimiz. Ben dediğimiz şey, en büyük canavar odur ve en güçlüsü odur. Bilge Süleyman diyor ki; Kendini feth eden, şehir alan kraldan daha güçlüdür. İçimizde hep bana diyen bir ejderha var. Onu yenmek kolay değil. Karşısına çıkıp kendinden vaz geçmek, İsa’nın dediği gibi; ölmeden önce ölümü yaşamak, buğday tanesinin yere düşüp öldüğü gibi, kolay değil. Ben değil sen demek, ben değil biz demek ve bunun için de hayatını ortaya koymak, buna uygun olarak yaşamak kolay değil. İnsanların bu ejderhayı öldürdükleri tek zaman, anne baba oldukları zaman. Sadece o zaman garip bir şey olur ve kişi kendisinden daha çok birini sevmeye başlar. Onun için uykusuz kalır, parasını harcar, hasta olur, ondan daha çok üzülür ama o kadar, kendi çocuğu için. Kendi çocuğundan sonra ejderha tekrar başını diriltir. Başkalarının çocuğu o kadar da önemli değildir. İsa demişti ki; Sadece Benim Haç taşımam yetmez, siz de Haç taşıyacaksınız, her biriniz, her gün Haçını taşıyıp arkamdan gelmeyen bana layık değildir, dedi İsa. Aziz Kevork bize bir sır söylüyor. Aslında İncil’de o sır yazılı ama biz kabul etmek istemiyoruz. Şeytan dediğimde aklınıza ne geliyor? Hemen dışarda boynuzları olan, sizi dışardan bozmaya çalışan bir şey öyle değil mi? Ama İncil bize diyor ki o şeytan hep dışarda değil, bazen içerde ve en büyük şeytanı biz içimizde taşıyoruz. Şeytanın kelime anlamı muhalif demektir. Karşı duran, yani iyiye, doğruya, güzele, hakka ne karşı duruyorsa bu Tanrı’ya muhaliftir. Onun için şeytan diyoruz ona ve o içimizdedir, bizdendir, bizim sesimizle konuşur, aklımıza konuşur, çıkarımızı ön plana çıkarmamızı ister. Aziz Kevork diyor ki; onun başını ezebilirsin. Nefsine karşı ne zaman zafer kazanırsan bunun adı hep ölümdür. Kendi isteğini değil, sana zarar bile verse doğru olanı yaptığında, o zaman sen büyümüşsündür, İsa’nın istediği gibi olmuşsundur. İşte bu fedakarlık, bu direnç Aziz Kevork’un bize öğrettiği en önemli derslerden birisi. Bizim değerli bir dilimiz var, dinimiz var bizi sonsuzluğa taşıyacak, dünyanın en büyük en kalabalık dini, takip ettiğimiz İsa Mesih dünyanın en büyük şahsiyeti. Doğumu ile dünyanın tam ortasına oturmuş, tarihi doğumundan önce ve sonra dye ikiye bölen. Ve biz soylu bir milletin çocuklarıyız, bu bir dirençtir, direnmektir. Onun için dilimizi öğrenmeliyiz, bu kiliseyi, dinimizi, imanımızı tanıyarak direneceğiz biz. Tanrı’nın bize verdiği ecdadımız için şükrediyoruz O’na. Güzel insanlar verdi bize. Nenelerimiz, dedelerimiz, ismini bile bilmediğimiz kaç nesil öncesinden, hepsi de bu mücadeleyi verdiler, aktardılar, hepsinin ismi de Tanrı’nın kitabında yazılıdır, merak etmeyin hiç bir iyilik kaybolmaz. Bir insana içirilen bir bardak serin su bile kaydedilir, böyle yazıyor İncil. Onun için iyilik yapmaktan yorulmayalım. Tanrı ecdadımızın ruhlarını nurlar içinde yatırsın, onlar sayesinde bu güne geldik ve Tanrı bize de hikmet, anlayış versin onların mirasını en iyi şekilde kullanalım ve aktaralım diye. Tanrı hepinizi kutsasın. Amen.”

Vaazların ardından Kiliseye hizmet etmiş olanlar ve tüm Rab’de uyuyanlar için Ayin-i Ruhani (Hokehankisd) duaları okundu. Sonrasında Patrik Hazretleri, Surp Kevork Kilisesi’nin “Madağ”ını kutsadı ve ardından çan ve zil sesleri ile kortej halinde bahçeye çıkıldı. Buradaki son takdis ve hep birlikte söylenen Rab’bin duası ile tören son buldu. Kilise töreninden sonra Sevgi Sofrası’na geçildi.

Hristiyanlar, Acımasızca Darp Edildi

Hindistan'da Hristiyanlar, inançlarını reddetmemesi üzerine acımasızca darp edildi. Radikal Hindu milliyetçilerden oluşan bir grup, Hristiyan bir ailenin...

Dini Reddedip, Tanrı’ya Yönelmek Mümkün mü?

İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre, İngilizlerin yaklaşık yarısı herhangi bir dini benimsemediği iddia edildi. Bu durum onların...

50 Bin Yıllık Virüs Yeniden Canlanabilir mi?

Bir grup bilim insanı, Sibirya'da eriyen permafrostların altında yatan virüslerden bazılarını yeniden canlandırdı. Virüslerden birinin yaklaşık 50...

Kilise Kalıntıları 30 Yıl Sonra Tekrar Ortaya Çıktı

Skepsis Antik Kenti'nde hamam ve kilise kalıntıları 30 yıl sonra tekrar ortaya çıktı.Çanakkale'de çok sayıda su kaynağını...

Bu haberleri okudunuz mu?Benzer İçerikler
Sizin için önerildi