17 Nisan 2021 Cumartesi

Farkları vurgularken (Tr/Eng)

İsmail Kulakçıoğlu

26 Ağustos 2012 Pazar günü Yalova’da cami açılışı yapan Diyanet İşleri Sayın Başkanı Mehmet Görmez diğer dinler ile İslamiyet arasındaki farka dikkati çektikten sonra: “Diğer dinlerin mabetleri ile İslam’ın mabetleri arasında dağlar kadar farklar vardır. Bizim mabetlerimiz tapınak değildir. İbadet mekanıdır. Biz orada o binalarımıza ibadet etmiyoruz, Rabbimize ibadet ediyoruz. Arada o kadar büyük bir fark vardır”[1] dedi.

Bu sözleri hangi niyetle söylediğini en iyi sayın Görmez’in kendisi bilir. Ancak putperestlik içeren ifadeler sanki Hristiyanlara yöneliktir. Ya da başka putperest dinler arasında öncelik Hristiyanlıktadır gibi görünmektedir.

Sonuçta Sayın Görmez’in sözleri, en azından, başka dinler arasında Hristiyanları binalara tapan kişiler olarak tanımlar.

İlk bakışta sözleri akademisyenliğine uygun düşmüyor. Çünkü bir akademisyen genelleme yapacaksa daha dikkatli ifadeler kullanır.

Aynı zamanda Sayın Görmez Hristiyan ilahiyatını anlayamamış; Hristiyanlara karşı önyargılı tutumunu, önyargılı bir toplum oluşturmak için kullanıyor. Eğer Hristiyanların Kutsal Kitap’ına (Eski ve Yeni Antlaşma’ya) birazcık dikkatli baksaydı hiçbir yerde hiçbir zaman binaya tapınılmasıyla ilgili öğretinin bulunmadığını görebilirdi.

bulusma-cadiri

Gerçek nedir?

Birincisi Hz. Musa döneminde ibadet etmek için kurulan Buluşma Çadırı’nı,[2] Kral Süleyman’ın döneminde Kudüs’te inşa edilen Tapınağı[3] Rabb’in Ruhu’u doldurmuştur. Tanrı’nın halkı Buluşma Çadırı’nda olsun Tapınak’ta olsun günahlara karşılık sunulan kurbanlar aracılığıyla Rabb’e ibadet etmiştir.

İkincisi Hristiyan ilahiyatında “Rab Ruh’tur, Rabb’in Ruhu neredeyse orada özgürlük vardır (İncil, 2Kor.3:17).”

Ve… Kilise ise bina değil, , çağrılmış olanlar anlamına gelir.

Kitap Ehli Hristiyanlar açısından binalar çok da önemli değildir; 4. yüzyıla dek günümüzdeki anlamıyla bina da söz konusu olmamıştır; imanlılar evlerini ibadet yeri olarak kullanmışlardır.  Bazilikalar 4. yüz yıldan sonra yapılmaya başlamıştır. İki ya da üç kişi binada değil de evde, tarlada… Kısacası nerde ibadet ederse orası ibadet yeri, yani kilise olmuştur.

 Çünkü ibadette esas olan insandır.

Üçüncüsü (ve daha önemli) nokta da Hıristiyan ilahiyatında Rab ruhu aracılığıyla Hristiyan’ın iç varlığında konut kurar. Gerçek tapınak bina değil insanın bedenidir!

Sayın Görmez “Bedeninizin, Tanrı’dan aldığınız ve içinizdeki Kutsal Ruh’un tapınağı olduğunu bilmiyor musunuz? Kendinize ait değilsiniz (İncil, 1Kor.6:19)”  ayetlerini bilmeyebilir ya da dikkate almayabilir; buna bağlı olarak Hıristiyan ilahiyatındaki gerçekleri kabul etmek istemeyebilir ya da sevmeyebilir; ama böyle bir durum Hristiyanları da içine alacak şekilde   “Biz orada o binalarımıza ibadet etmiyoruz, rabbimize ibadet ediyoruz. Arada o kadar büyük bir fark vardır” sözleriyle ifade edilmemesi gerekir.

Sonuçta Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı konumunda ama az ama çok farklı inançlara sahip kişiler var. Durup dururken farklı inançlara sahip kişileri rencide edecek sözler söylenmemeli.


[2] O zaman bulut Buluşma Çadırı’nı kapladı ve RAB’bin görkemi konutu doldurdu. Musa Buluşma Çadırı’na giremedi; çünkü bulut her yeri kaplamış, RAB’bin görkemi konutu doldurmuştu (Çık.40:34-35).”

[3] “Kâhinler Kutsal Yer’den çıkınca, RAB’bin Tapınağı’nı bir bulut doldurdu. Bu bulut yüzünden kâhinler görevlerini sürdüremediler. Çünkü RAB’bin görkemi tapınağı doldurmuştu (1Kr.8:10-11).”

Emphasising the Differences

Having drawn attention to the difference between other religions and Islam at the inauguration ceremony of a mosque in Yalova on August 26, 2012 on Sunday, Mehmet Görmez, the Head of the General Directorate of Religious Affairs, said that ‘There is a world of difference between the praying houses of other religions and those of Islam. Our praying houses are not a temple, but a place for praying. We do not pray for the buildings there, but the God. There is such a world of difference.’[1]

The underlying motivation behind these words is not known, Mr Görmez himself can know it best. However, it seems that arguments concerning idolatry are for the Christians. Or, it seems that, among other idolatrous religions, Christianity is in the forefront. In the simplest term, the words uttered by Mr Görmez define Christianity, among the other religions, as a community of people worshipping to the buildings. First and foremost, his words do not hit accord with his academic background; therefore his attitude is academically in clash. In case of generalisation, a scholar is expected to careful with words and terms.

In addition, Mr Görmez has not comprehended the Christian theology, yet. He instrumentalises his biased attitude against Christians to create biased society. If only he had a more careful look at Christians’ holy books (Old and New Testaments), he would have definitely seen that there is no single teaching anywhere and anytime regarding the worshipping to buildings.

What is the truth?

Firstly, the Spirit of Lord filled the Tent of Meeting,[2] which was pitched up for praying at the time of Prophet Moses, and the Holy Temple,[3] which was constructed in Jerusalem at the time of King Solomon. Both in the Tent of Meeting and the Holy Temple, the children of God prayed and worshipped to the Lord through sacrifices offered in return of their sins.

Secondly, in Christian theology, “Now the Lord is the Spirit, and where the Spirit of the Lord is, there is freedom” (Bible, 2 Corinthians 3:17). And… the church does not mean the building out there, but the people called for gathering.

For the people of the book, buildings are not that important. Until the 4th century, there were not buildings in the sense of our current understanding of praying house. The followers used their houses as a place to pray. Only after the 4th century were the basilicas built. By then, people prayed not in buildings, specifically built for praying, but at homes, or outdoors. Wherever hosted a prayer and gathering became a place of praying, i.e. church.

Because human is the basis of praying, not buildings.

Thirdly, and the most importantly, according to Christian theology the Lord constructs a home in the inner-self of a Christian through his Spirit. Thus, the true temple is not a building, then, but the body of that person.

Mr Görmez may not know the verses reading that “Do you not know that your bodies are temples of the Holy Spirit, who is in you, whom you have received from God? You are not your own” (Bible, 1 Corinthians 6:19), or he may not take them into consideration. In the same vein, he may not want to accept or like such realities within Christian theology. However, he should not have uttered that “We do not pray for the buildings there, but the God. There is such a world of difference.” in such a situation in a way to include Christians as well.

In conclusion, there are citizens with different religious faiths in this country, and they are either few or more in number. It is highly essential not to utter words that might offend people from different faiths for no reason.

 


[1] http://www.ntvmsnbc.com/id/25376973/#storyContinued (18.01.2013)

[2] Then the cloud covered the tent of meeting, and the glory of the Lord filled the tabernacle. Moses could not enter the tent of meeting because the cloud had settled on it, and the glory of the Lord filled the tabernacle. (Exodus 40: 34-35)

[3] When the priests withdrew from the Holy Place, the cloud filled the temple of the Lord. And the priests could not perform their service because of the cloud, for the glory of the Lord filled his temple. (1 Kings 10: 10-11)

Hatay’daki Ortodoks Kiliselerinde ‘Kutsal Haça Secde’ Ayini

Paskalya Oruç döneminin üçüncü Pazar'ında gerçekleştirilen ‘Kutsal Haça Secde’ (Ehhed el Zuhur) Ayini, Hatay’da İskenderun Aziz Nikola Rum...

“Dünya Yaşamı İçin Ekümenik Okumalar” Semineri Gerçekleşecek

Amerika Yunan Ortodoks Başpiskoposluğu, Ulusal Kiliseler Konseyi, Graymoor Ekümenik ve Dinler Arası Enstitüsü ve Kilise Araştırmaları Ağı...

Çin’de, Ev Kiliselerine Yönelik Baskı Artıyor

Çin Komünist Partisi, yasadışı ev kiliselerinde ibadet eden milyonlarca Hristiyanı ilgilendiren bir kategori olan, ‘yasadışı sosyal örgütlerden’...

Zirve Yayınevi Katliamı’nın Kurbanları Çevrimiçi Anılacak

Malatya'da 18 Nisan 2007'de Hristiyan içerikli kitap dağıtımı yapan Zirve Yayınevi'nde çalışan Alman uyruklu Tilmann Ekkehart Geske...

Bu haberleri okudunuz mu?Benzer İçerikler
Sizin için önerildi