SAT7TURK HABER -
$ DOLAR → Alış: 7,75 / Satış: 7,78
€ EURO → Alış: 9,02 / Satış: 9,06

Gizlilik ile Zuhur

Neslihan Orancı

Kötü olan da gizlilik sever, iyi ve değerli olan da. Biri çoğunlukla işleri önceden belli olmasın, zaferi önünde kimse belirmesin diye; diğeri doğru anı, o temiz vuruşu beklediğinden veya aranıp bulunmaya değer olduğundan. İkisi de gizli kalamaz, doğaları gereği, Tanrı’nın isteği budur çünkü, açığa çıkarlar.

Ülkemizde gerçekten neler olup bittiğini açığa çıkarmak isteyenler de var, gizlide tutmak isteyenler de. Değişen koşullara nasıl uyum sağlayacağını, ne gibi faydalar sağlayacağını, nasıl kendini savunmada tutacağını, gerekirse saldırı için kime yöneleceğini, yani saflarını belirleyen unsurlar var ve bu unsurlar kurumlar değil insanlar nihayetinde. Bunun için Tanrı bize yönetimdekiler ve liderler için her zaman dua etmemiz gerektiğini söyler. Karar merci çok kritik bir konumdadır ama nihayetinde beşerdir.

Beşer olarak, Hristiyan olalım olmayalım, insana karşı, birbirimize karşı erdemli davranmaya çağrıldık. Bu çağrımıza uymadığımız aşikar. Yine de içimizde bir şey, bazen bize fısıldar, inceden. Çoktan taşa bürünmüş, sesi boğuk ama orada. Geçmişte olanları hatırlatır. O vakitler söylenen sözleri, yapılan uyarıları, nasıl da dinlemedik hani onları, bilemedik, doğrusu bu sandık, yanıldık, ağır ödedik bedelini. Yapmadıklarımız yaptıklarımızla dökülür eteklerimizden. Gizli olanlar. Açığa çıkarılmayı beklemişler ve çıktığında artık geriye sadece hüzün, keşkeler, gözyaşı ve kayıplar kalmış. Yanılgıya kapılıp doğru olanı diğerinin elindekileri yok saymak, almak, diğerini yok saymak, uzaklaştırmak, ayıplamak olarak görmüşüz; gizlide adımlarımızı bu yönde atmış, işlerimizi, konuşmalarımızı bu yönde yapmışız. Belki sonra bir gün biz elimizdekilerinden yoksun bırakılanlardan olmuşuz, yok sayılanlardan, uzaklaştırılanlardan, alaya alınanlardan. Sonradan açığa çıkanlar bizi belki utandırmış, belki utandırmamış ama öfkelendirmiş. Öfkemiz bizi yine aynı hataları, bu kez bizi diğeri sayana tekrarlamaya yöneltmiş.

Eteklerimizden döküleni gördük. Peki kim kazandı nihayetinde? Ne kazandı? Kimin işleri açığa çıktı? Şimdi bu taşlarla ne yapacağız? Daha önemlisi, şimdi eteklerimizi nelerle dolduruyoruz? Karar merci olarak, kapalı kapılar ardında ne gibi pazarlıklar yapıyoruz? Bu karmaşa içinde en az hasarla sıyrılanlardan olma uğruna neleri, kimleri, hangi kardeşleri, nasıl feda etmeye veya yok saymaya hazır yüreğimiz? Çünkü yürekleri olan beşerleriz, konumları olan koltuklar değil. Koltuklarımız duymaz belki, duvarlar da ses geçirmez ama gizlide olanı açığa çıkarmaktan hoşlanan Tanrı’nın varlığı, bu tasarılarının her birine her yönden didik didik bakarak bulunduğun yeri doldurur.

Eskinin açığa çıkardıklarından ders alındığı, bunların benimsendiği, kucaklandığı, alçakgönüllülükle kendi suçlarının üstlenildiği, yeni bir insan olarak ayağa kalkılıp kardeş canının feda edilmediği, sevgiyle birbirinin yaralarının sarıldığı ve geliştirildiği, birbirine sahip çıkıldığı bir dönem olsun bu. Sonunda her şey açığa çıktığında, sevinç ve övünç olsun artık.

Tanrı ışıktır, O’nda hiç karanlık yoktur. O’nunla paydaşlığımız var deyip de karanlıkta yürürsek, yalan söylemiş, gerçeğe uymamış oluruz. Ama O ışıkta olduğu gibi biz de ışıkta yürürsek, birbirimizle paydaşlığımız olur ve Oğlu İsa’nın kanı bizi her günahtan arındırır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ