29 Eylül 2023 Cuma

Her eve İncil, Her Eyalete kilise

incil

Soner Tufan

Aynen böyle yazıyordu Malatya Zirve Yayınevi Katliamı davasının son deliller dosyasında. Evet, bir dönem kiliselerimizde oluşturulmuş bir müjdeleme hedefi vardı; “Her eve bir İncil, her ile bir kilise” idi. Aradan geçen onca yıl sonra her eve bir İncil girmedi, lakin davanın dokümanlarını incelediğimizde Türkiye’de 2004 ile 2007 yılları arasında 8 milyon İncil dağıtıldığı yazıyordu.

Keşke iddia edildiği gibi 8 değil, 20 milyon İncil insanlara dağıtılabilmiş olsaydı, o İncil’ler raflarda kalmayıp alanlar tarafından okunsaydı. İnsanlar Hıristiyanlara, İncil’e ve kiliseye başkalarının gözünden bakmak yerine kendileri okuyup bir fikre sahip olsalardı. Ne harika olurdu değil mi? Kendileri araştırıp öğrenip bir kanaate sahip olsaydı. Zira şu da bir gerçek ki bir şekilde sözü okuyan ondan etkilenir, çünkü Tanrı’nın sözleri okuyanı değiştirir. İnsanlar okuyarak bir fikre sahip olmaktansa okumadan önyargılara göre hareket ediyorlar.

Tabi bu iddiayı okuyunca merak ettim, gerçekten de kaç tane İncil basılmış? Ne kadar satılıp dağıtılmış! Yayınevlerinden aldığım tahmini, öngörülen, gayriresmi rakamlar son 10 yıllık süreç içinde basılıp dağıtılan İncil sayısının Kutsal kitap, İncil, ikisi birlikte ve ayrı ayrı, 500-550 bin kadarmış.

Ne çok abartmışlar. 75 milyonluk bir ülkede on yılda satılan, dağıtılan İncil sayısı yarım milyon. Bu büyük bir rakam mıdır? Pek sanmıyorum.

Birçok yazarımız tek atışlık romanlarıyla o sayının üzerine çıkıyor. Ayşe Kulin yazdığı, ‘’Hayat: Dürbünümden kırk sene’’ adlı son kitabı 588 bin basmıştır. Onun gibi Elif Şafak, İskender Pala’nın yazdığı kitapların her biri 300 ile 400 bin arasında değişen baskı sayısına sahip.

Malatya katliamı davasının son belgelerine baktığımda gülmekten kendimi alamıyorum, güya yılda 2 Milyar Dolar Türkiye’de misyonerlik çalışmaları için harcanıyormuş, Keşke harcansaydı, ülkemiz hızla zenginleşirdi, yabancı sermayeyi ülkemize çekmek için ne taklalar atıyoruz. Aslında o kadar para akmadığı gibi, memleketin tüm güzellikleri de el değiştiriyor.

Daha neler neler, Biz Hıristiyanların bilmediği birçok birlik varmış, Ortadoğu Hıristiyan Birliği, Kürdistan Hıristiyan Birliği…

Bir taşla birkaç kuş vuralım diye düşünen üretken yaratıcılarımız kripto Ermeni lafını çok kullanmış, hatta ilk ortaya atanlar da büyük olasılıkla onlardı. PKK’nın yüzde 65’i Ermeni, %25’i Süryani ve %10’u da Yezidi imiş, ben o örgütlenmenin bir Kürt hareketi olduğunu sanıyordum, yanılmışım, hepimiz yanılmışız. Tabii ki son dönemde yapılan medya taramaları Ermeni toplumunu hedef alan ağır bir nefret söyleminin yükseldiğini gösteriyor. Öyle ki Bible Society diye bilinen Kitab-ı Mukaddes Şti’nin bilmediğimiz maharetleri varmış. Sadece 3 yılda 8 milyon İncil satmakla kalmaz, aynı zamanda memleketin her bir kentine onlarca misyoneri de gönderirmiş, Yozgat’ta 16, Bayburt’ta 17 misyoneri çalıştırıyormuş. Daha da ilginç olanı ise misyonerlerin hangi ülkeden geldikleri! Şaşırmayın Türkiye’de 561 Ermeni misyoner varmış. En şaşırdığım bilgi ise hiçbir Koreli hizmetkarın olmaması. Yoksa Ermeniler Koreli kılığında mı gelmişler?

Bu arada Protestan toplumunun sevip saydığı, değer verdiği onca önder de muhbirmiş, bu devirde kimseye güvenmemek lazım herhalde!

Hepsini geçelim de, Haydar Yeşil’in bilgisayar diskinde ele geçen bu belgeler Hıristiyanların bilgisayarlarından, maillerinden, dua mektuplarından ve benzeri yazışmalarından elde edildiği iddia edilen dokümanlar. Lakin gizlice ele geçirilen belgeler arasında memleketin altını oymak, ülkeyi bölmek, emperyalist güçlerin maşası olmakla ilgili hiçbir dokümana rastlamadıklarından kendileri üretmeye çalışmışlar, ama başaramamışlar. Öyle akla yatmayacak ifadeler, rakamlar kullanmışlar ki kimseyi inandırmak mümkün olmaz.

Bunların hepsi bilgi kirliliği yaratarak toplumdaki öfkeyi alevlendirmek, çeşitlendirmek ve derin bir nefreti artırmak üzerine kuruludur, itibarsızlaştırma amaçlı yapılmaktadır.

Olmayan birlikler kurulmakta, o birliklerin inanç bildirgesi hazırlanmakta ama herkesi sevip barış içinde yaşamak sözcüklerinin art arda getirildiği inanç bildirgesi maddelerinden sonra bir ‘’eylem planı’’ oluşturup militanları örgütlemekten, silah eğitiminden dem vurulmaktadır.

Yani elde olan bilgilere bin takla attırılarak türlü dümenler çevirerek sanki bir kilise önderi bunları yazıyormuş gibi sunulmaktadır. Lakin ne kullanılan dil, ne içerik, ne de yaklaşım o masa başında üretilen metinlerin suni olduğu, iyi şeyler yazan belgelerin bile olabilecek orijinal belgelerin çok kötü kopyaları olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Ermenileri, Kürtleri ve tabii ki PKK’yı tüm bu metinler içinde harmanlayarak toplumda ne kadar hassasiyet varsa hepsinden oluşan bir nefret çorbası yaratılmıştır.

Tanrı’ya şükür ki bunca saçma bilgi belge içinde bunları yazanları ortaya çıkaracak, karanlıkta yaptıklarını aydınlığa çıkaracak belgeler de gün ışığına çıkmıştır ki şu an tutuklu yargılanmaktadırlar.

Gizli kapalı hiçbir şey kalmayacak, hepsi açığa çıkacak, herkes yaptığı her işe göre yargılanacaktır.

Doğru, bizim gizleyecek, saklayacak hiçbir şeyimiz yok, ama özel bilgilerimizi herkesin bilmesine gerek var mı? Eşimizle dostumuzla konuştuklarımızı, fotoğraflarımızı herkesin, özellikle kötü niyetli olanların görmesine gerek var mı? Yok, o zaman şimdi arınma zamanıdır. Sosyal medya kontaklarımızı, izlediklerimizi, izleyenlerimiziincil bir kontrol edelim, gönderdiğimiz dua mektuplarının kime gittiğini bir daha inceleyelim, gereksiz çok kontak çıkacaktır. En iyisi onlardan kurtulmaktır.

www.twitter.com/sonertufan

 

Ermeni Rahip, Karabağ’da Hristiyan Mirası için Endişeli

Peder David, Dağlık Karabağ'ın kadim Hristiyan mirası için endişe duyduğunu belirtti. 33 yaşındaki Ermeni rahip, Azerbaycan sınırındaki...

Ortaköy Surp Asdvadzadzin Ermeni Kilisesi’nde, Kutsal Sunu Ayini

Türkiye Ermenileri Patriği Kadasetli Sahak II. Ortaköy Surp Asdvadzadzin Ermeni Kilisesi'nde, Surp Badarak (Kutsal Sunu) Ayini'ne riyaset...

Hristiyan Hemşire, Dine Hakaret Suçlamaları Sorununa Değindi

Pakistan'da dine hakaret suçlamasıyla karşılaşan Hristiyan hemşire, Kuzey Amerika'da yeni bir hayata başladı.32 yaşındaki Tabitha Nazir Gill’in...

Medya, Tanrı Sözü’nü Duyurma Aracı Olarak Kullanılıyor

Hindistan'da Diyakonlar Medyayı Müjdeleme Aracı Olarak Kullanmayı ÖğreniyorSt. Peter's Papalık Enstitüsü'nden kırk diyakon, Hindistan Katolik Episkoposlar Konferansı...

Bu haberleri okudunuz mu?Benzer İçerikler
Sizin için önerildi