SAT7TURK HABER -
$ DOLAR → Alış: 7,75 / Satış: 7,78
€ EURO → Alış: 9,02 / Satış: 9,06

Hücrelerimiz Kendisini Neden Yok Ediyor?

Hücrelerimiz Kendisini Neden Yok Ediyor?
  • 08.02.2017

2016 Nobel tıp ödülünü alan çalışmada ‘Vücudumuzun Kendisini neden yok ettiği’ sorusu üzerine araştırmalar yapıldı.

Bilim insanları bir hücreye baktığında, kendi proteinlerini ve hücresel yapılarını yok ettiğini gördüklerini ve akıllarına “Hücre bu fedakarlığı neden yapıyor? Faydası nedir?” gibi soruların geldiğini söylüyorlar.

Otofaji yani hücrenin kendini yeme süreci diye adlandırılan hayatta kalmak için o kadar hayati önem taşıyor ki, Ekim ayında açıklanan 2016 Tıp Nobel Ödülünü aldı. Kazanan Yoshinori Ohsumi, bu karmaşık sürecin keşfini bir sürpriz olarak nitelendirdi.

İmha etmek, sezgilere aykırı ve hatta tehlikeli görünüyordu. Bu noktaya kadar hücresel biyolojinin mantığı, sağlık ve hayatta kalmanın anahtarı, protein inşa etmekti, onları yok etmek değildi. Çok enerjinin ve kaynağın içeriye dökülmüş olduğu bu yapıların kontrollü, ancak yıkıcı yıkımı şaşırtıcıydı. Açlık çeken bir hücre tüm organellerine sahip olmayı tercih etmiyor muydu – tıpkı bir vücudun tüm organlarına sahip olmayı tercih ettiği gibi? Bir hücre terslik durumunda inşa etmek için çalıştığı bir şeyi yıkacak mıydı?

Ohsumi’nin ekibi daha fazla araştırdıkça, otuz yıldır kullanılan metafor bir değişti. Otofajinin yani hücresel yamyamlık yerine, hücresel budama olduğunun farkına varıldı. Ohsumi, “Organizmalar iyi bir gerekçe yoksa değerli kaynaklarını asla boşa harcamazlar ve bozulma yeni hayat yaratmak için gerekli olan bir süreçtir” diye açıkladı.  Özünde yıkım olan ancak pervasız olmayan bir süreç vardır. Ayrım gözetmeksizin kendisinin parçalarını yok eden bir hücre uzun yaşayamaz, fakat; yaşlı ve kusurlu taraflarını yenilemek için bir hücre gelişecektir.

Ohsumi’nin 1990’lı yılların başındaki çalışmasından bu yana, dünyanın dört bir yanındaki araştırmacılar insan vücudundaki her dokuda otofaji bulmuş ve en sık görülen hastalıklarımızda rolünü tanımlamış. Embriyolar gibi sağlıklı hücreler paketlenir, iç parçalarını ve proteinlerini parçalayarak şaşırtıcı bir canlılığa sebep olur. Eski proteinler yenilere dönüştürülür, bakteriler yok edilir ve gereksiz organellerle bağlanan besinler daha kritik süreçlere için yönlendirilir.

Ohsumi ve diğer araştırmacılar bu hücre içi soyma sürecinin değerini ortaya koyarken, daha fazla soru sormaya başladılar. Soruların başında: Eğer hücrelerimizdeki budama onları sağlıklı hale getirirse, onu nasıl yüksek hıza sokabiliriz? Otofagositik yan ürünlerimizi mikroskobunun merceklerin altına döküp izlerken Ohsumi’nin verdiği cevabı, kıtlıktı oldu.

Terslik, yalnızca birkaç biçimde bir hücrede ortaya çıkar ve onlardan en önemlisi açlıktır. Bu fiziksel stres, dış ortamda yiyecek bulamayan aç hücrelerin dikkatini çekerek temizlik sağlar. Bolluk zamanlarında göz ardı edilmiş kırık proteinleri ve organelleri bulurlar. Başka seçenekler olmadığı için, bu ihmal edilen kalıntıları, toplayıp sert zamanlar için yeni, sağlıklı proteinler oluşturarak gereken moleküler “tuğlalar” a geri dönerler. Diğer bir deyişle, aşırı bir seviyeye varmadıkça veya çok uzun süre kalmadıkça, kısa oranlardaki oruç tutma veya stres, daha sağlıklı, daha canlandırılmış organizmalara neden olur.

Nobel komitesinin de değerlendirdiği gibi, aslında yeni araştırma yolları da açılmış oldu. Fakat aynı zamanda, kavram oldukça tanıdık geliyor. Sağlıklı kalmak için budamak mı lazım? Evet. Tanrı, Yuhanna 15: 2’de bizde ‘meyve vermeyen her çubuğu kesip atar, meyve veren her çubuğu ise daha çok meyve versin diye budayıp temizler’ diyor. Biz bir terslik durumunda terslik, dengeleme ve hatta tahmini ölümle büyüyor muyuz? Tabii ki. İbraniler 12:11’de “Terbiye edilmek başlangıçta hiç tatlı gelmez, acı gelir. Ne var ki, eğitilenler için bu sonradan esenlik veren doğruluğu üretir”diye geçiyor. Açlığı hiç tanımamış bir organizma da gerçek canlılığı bilebilir mi? Kesinlikle. Yakup 1: 2-4 ‘Kardeşlerim, çeşitli denemelerle yüz yüze geldiğinizde bunu büyük sevinçle karşılayın. Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır. Dayanma gücü de, hiçbir eksiği olmayan, olgun, yetkin kişiler olmanız için tam bir etkinliğe erişsin.’ Belki de bilim, kendisini sürekli ve değişmez tanıtan Tanrı’nın yarattığı dünyayı araştırdığından, sonuçlar dünyamızın her alanında tanık olduğumuz gerçekleri yansıtmaktadır.(Elise M.)

Etiketler: / /

Salgın Sonrası Kilise Bağışlarında Artış Görüldü
Christianity Today’s Church Law & Tax tarafından 7-30 Ağustos tarihleri arasında yürütülen ankete göre, koronavirüs salgını nedeniyle bu yılın başında...
Vatikan’da Beklenmeyen   İstifa
Vatikan’daki en üst düzey görevlerden biri olan ve başbakan vekilliği pozisyonuna denk gelen Devlet Sekreteri Vekili olarak görev yaparken, 2018’den...
Salgın Döneminde Mücadele Eden Pastörler İçin Dua Gecesi
Megakilise pastörü ve popüler yazar David Platt, koronavirüs salgını sırasında konuştuğu bazı kilise liderlerinin her zamankinden daha fazla mücadele ettiklerini...
Tayland’da Yere Atılan Çöpler Sahiplerine İade Edilecek
Tayland’ın en eski milli parkında yere çöp atanlara karşı yeni bir uygulama başlatılıyor. Hayvanları ve güzel manzarasıyla ünlü Khao Yai...
Çin Hükümeti, Din Adamlarını Hapsetmeye Devam Ediyor
Çin’in Jiangxi eyaletinden alınan yeni bir rapora göre, Çin hükümetini desteklemeyi reddeden Katolik din adamlarını tutuklamaya devam ediyor. UCA News,...
Papa Françesko: ‘‘Tanrı Herkesi, Her Zaman Çağırır’’
Papa Françesko, Pazar günkü vaazında İsa’nın bağdaki işçilerle ilgili benzetmesinde toprak sahibinin iki tutumunu vurguladı: ‘Çağrı’ ve ‘Ödül’ Herkesi Her...
2024 Yılında Kadın Astronot İlk Defa Ay’a Gidecek
NASA, 1972 yılından sonra ilk kez 2024’te 28 milyar dolarlık Artemis programı ile Ay’a biri kadın, diğeri erkek olmak üzere...
Aziz Sava’nın Mozaikleri Tamamlandı
Belgrad’daki Aziz Sava Kilisesi’nde 15 bin metrekarelik benzersiz mozaikler üzerinde çalışmalar tamamlandı. Yüzyılı aşkın bir sürenin sonunda, Belgrad Aziz Sava...
Papa Françesko, Otizmli Çocuklarla Bir Araya Geldi
Papa Françesko, Pazartesi günü otizm spektrum olan çocuklarla bir araya gelerek, Tanrı’nın gözünde herkesin güzel olduğunu söyledi. Papa, Avusturya’nın St....
Güney Sudan İçin Ortak Barış Çağrısı
Kiliseler ve Hristiyan kuruluşlar Güney Sudan’daki acil barış ihtiyacına dikkat çeken bir bildiriye imza atarak Dünya Barış Günü’nü kutladı. Güney...
San Francisco’daki Ermeni Okuluna Saldırı
San Francisco polisi, Krouzian-Zekaryan Vasburagan Ermeni Okulu’nun hafta sonu ateşli saldırıya maruz kaldığını bildirdi. San Francisco polisi, Cumartesi sabaha karşı...
Mısır’da 2 bin 500 yıl Öncesine Ait 27 Lahit Bulundu
Mısır’da arkeologlar, başkent Kahire’nin güneyindeki Sakkara nekropolünde bulunan bir kuyuda yaklaşık 2 bin 500 yıl öncesine ait 27 lahit keşfetti....
İran’da Hristiyanların Sayısı 1 Milyona Yaklaştı
Yapılan bir araştırmaya göre, İran’daki kilisenin ülkedeki rejimin şiddetli zulmüne ve baskısına rağmen 1 milyon üyeye sahip olduğu düşünülüyor. Hristiyanlarla...
Boko Haram, Küçük Çocukları Örgüte Dahil Ediyor
Boko Haram terör örgütü yıkıcı eylemleriyle Kuzey Nijerya ve Çad Gölü bölgesini rahatsız etmeye devam ediyor. Aşırılık yanlısı grup 2002...
Popüler Hristiyan Şarkısına Dayanan Çocuk Kitabı Yayınlandı
Grammy Ödüllü grup Hillsong Worship, YouTube’de 400 milyondan fazla görüntülenen ‘What A Beautiful Name’ adlı hit parçasına dayanan yeni bir...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ