SAT7TURK HABER -
$ DOLAR → Alış: 3,66 / Satış: 3,67
€ EURO → Alış: 4,32 / Satış: 4,34

Ian McEwan – Çocuk Yasası (Kitap Yorumu)

Oğuz Alhan
Oğuz Alhan
  • 27.09.2016

cocuk-yasasi

21. Yüzyılın dünya düzeninde yaşamak zor.

Bu her anlamda böyle. Hayatlarımızda sürekli seçimler yapıyoruz ve her seçim bir başka seçenekten vazgeçiş anlamına geliyor. Ekonomide buna fırsat maliyeti diyoruz. Ancak Ian McEwan’ın önümüze koyduğu ekonomik değerler veya ticari mallar değil; insan hayatları, daha da ötesinde çocukların hayatları.

 Çocuk Yasası kişiyi derinden etkileyen bir kitap. Okuyucuyu özgürlükler, liberalizm, kişisel haklar, çocuk hakları, sekülerizm gibi konulardaki düşüncelerini sorgulatan yeni cevaplar aramaya yönelten bir kitap. Aynı zamanda vicdanınızı yoklayan bir kitap.

 Kitapta üç ana karakterimiz var; hakim olan Fiona Maye, eşi Jack ve kitap boyunca davasına baktığımız lösemi hastası Yehova Şahidi bir aileden gelen on yedi yaşındaki Adam. Fiona ile Jack yaşları ilerlemiş artık evliliğin zorlu zamanlarındadırlar. Cinsellikle alakalı olan problemleri aralarındaki dostluğu ve sadakati bitirmek üzeredir ve Fiona bir kadın olarak bu durumda çok zorlu zamanlar yaşamaktadır. Jack ise eşinden artık uzak olduğu için yuvasından uzaklaşmaktadır.

 Fiona hayatı boyunca zorlu davalara bakmıştır ve kitaba başlarken bu sıkıntılı davalara bizde şahit oluyoruz. Örneğin davaların biri yapışık ikizler olan Matthew ve Mark’ın davası. Matthew kalbi doğru düzgün çalışmayan, mesanesini kullanamayan, aort damarını dahi Mark’ın tarafından kullanan bir bebek. Mark ise her ikisi için yaşayan, her ikisi için besini sindiren bebek. Ancak vücut organları tek bir bireye göre olduğu için kısa sürede yorulup bitkin düşecek ve ikisi de ölecekler, bu yüzden ayrılmaları gerekir, bu da Matthew’ın hayatını bile bile sonlandırmak demek, zira tek başına yaşayamayacak durumda.

 Fiona ne yapmalı? Bebeklerin ailesi Katolik ve Tanrı’nın isteğine aykırı bir şey yapmayı kabul etmez. Özellikle bir cinayet olarak gördükleri Matthew’ın dolaylı yoldan öldürülmesi onlar için kabul edilemez bir şeydir. Bu dini duygusal taraf. Laik ve akılcı taraf ise bir kişinin yaşaması için diğerinin hayatının sona erdirilebilmesi kanaatinde, aksi takdirde ikisi birden altı aya kalmaz hayatlarını yitirecekler. Fiona’nın önünde ki Çocuk Yasası, mahkemenin kararını verirken çocuğun refahını gözetmesi gerektiğini söylüyor, bu bağlamda Fiona yalnızca yaşama ihtimali olan Mark’ın değil, Matthew’ın da refahını gözetmelidir.

 Bu ve bunun gibi giriş kısımları dışında kitabın ana konusu Yehova Şahidi olan henüz yetişkin olmayan 17 yaşındaki lösemi hastası Adam’ın etrafında dönüyor. Adam, lösemi hastası ve tedavisinin bir parçası olarak kan takviyesi alması gerekir. Ailesi ve kendisi Yehova Şahidi olan Adam, inançları gereği bunu reddeder. Zira onlar için kan kutsaldır ve kişiye özeldir, kan takviyesi bu açıdan günahtır ve ruhu kirletir. Hastane ise bunun 17 yaşında bir çocuğa bırakılamayacağını söyleyerek dava açar. Fiona Maye ise karar vermek zorunda kalır.

 Fiona Maye ne yapmalı? Neredeyse 18 yaşında olacak ve kendi kararlarını kendisi verebilecek bir gencin inançlarını ve isteklerini red mi etmeli? Ki bunun sonucu onu ölüme bile bile teslim etmek demek. Ya da ailesinin inancını ve seçimlerini, dini inancının getirdiği şartları umursamamalı mı ve böylece kişinin hayatını mı kurtarmalı? Cevap verilmesi gereken soru; Adam’ın refahı nedir? İsteklerini ve özgürlüklerine saygı duyulması ve ölüme terk edilmesi mi, yoksa tüm inanç ve özgürlüklerinin çiğnenmesi ve zorla yaşatılması mı?

 Fiona’nın ne yaptığını söylemeyeceğim, zira kitaptan herhangi bir etkiyi almak istemiyorum. Hoş, cevabı biliyorsanız dahi tüm o betimlemeleri, Fiona’nın duygu durum değişikliğini, kararını verirken geçtiği aşamaları ve kullandığı yöntemi bilmelisiniz.

 Kitabın güzel olan kısmı, Ian McEwan dilini o denli güzel kullanıyor ki, vakayı sizin önünüze koyuyor ve Fiona ile özdeşleşmenizi istiyor. Siz bir an için Fiona oluyorsunuz. Matthew’u nasıl öldürürüm ama aksi halde Mark’da ölecek diyorsunuz, Adam daha çocuk ne anlar dinden yaşamalı diyorsunuz ama zeki bir çocuğun, tercihlerini kendisi yapabilecek yaşa gelmiş birinin özgürlüğüne saygı duymayı istiyorsunuz. Bununla birlikte tüm etik anlayışımızı düşünüyoruz. Her okur kendi açısından düşünebildiği gibi, Hristiyan bir okur olarak, insan hayatına değer veren biri olarak, Tanrı benzeyişinde yaratılmış birinin göz göre göre ölmesine, göz göre göre bir bebeğin ölmesine göz yumup yumamayacağının nasıl bir şey olduğunu sorguluyorsunuz.

 Çocuk Yasası etik değerlerimizi sorgulamamız, daha derin düşünmemiz ve 21. yüzyılın sorunlarına cevap ararken nelerle karşılaşabileceğimizi düşünmemiz açısından çok değerli ve güzel bir kitap. Her bireyin okuması ve Fiona ile birlikte düşünmesi gerektiğine inanıyorum. Ian McEwan’ın sade dili kitabın kısa olması, her yaşın kolayca okumasını sağlıyor.

(Fotoğraf : Oğuz Alhan)

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ