17 Nisan 2021 Cumartesi

İnanç Özgürlüğü Girişimi’nden Başbakan Davutoğlu’na çağrı

İnanç Özgürlüğü Girişimi Başbakan Ahmet Davutoğlu’na zorunlu din deinancrsi konusuyla ilgili bir çağrıda bulundu. Çağrının tam metnini yayınlıyoruz.

İnanç Özgürlüğü Girişiminden Başbakan Davutoğlu’na Çağrı

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Başbakan Ahmet Davutoğlu,

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kısa bir süre önce verdiği önemli bir karar ile ilgili olarak yazıyoruz. Mahkeme, 16 Eylül 2014 tarihinde Mansur Yalçın ve Diğerleri – Türkiye (Başvuru No. 21163/11) davasında, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 1 No.’lu Protokolü’nün 2. Maddesi’ni (eğitim hakkı) ihlal ettiğine karar vermiştir. Bu kararın, zorunlu Din Kültürü Ahlak Bilgisi (DKAB) derslerine ilişkin program, ders kitapları ve uygulamanın Türkiye’nin düşünce, din veya inanç özgürlüğü alanındaki uluslararası insan hakları yükümlülükleriyle uyumlu hale getirilmesinin önemine işaret ettiğine inanıyoruz. Kuşkusuz bu Türkiye’nin demokratikleşmesi ve toplumsal barış için kilit konulardan biri.

Cumhuriyet tarihi boyunca Türkiye’de din ve eğitim, din eğitimi ve din öğretimi son derece önem atfedilen ve devlet tarafından yüksek düzeyde düzenlemelere ve sınırlamalara tabii olan bir konu olmuştur. Farklı hükümetler din eğitimi alanında farklı formüller uygulamıştır.  Ne var ki, din eğitiminin niteliğinin belirlenmesinde insan hakları standartlarının gerekleri yerine, çoğu zaman siyasal gelişmeler belirleyici olmuştur.

Dinler karşısında tarafsızlık ilkesini gözetme yükümlülüğü de dahil olmak üzere, insan hakları hukuku ilkelerini temel alarak, DKAB  dersleriyle ilişkili olarak, derslerin içeriği ve muafiyet mekanizmasıyla ilgili bazı tavsiyeleri dikkatinize sunmak istiyoruz.

Ekte ise, din öğretimine ilişkin TOLEDO ilkeleri ve bazı Avrupa ülkelerindeki modelleri bilginize sunulmuştur.[i]

Derslerin İçeriği

AİHM’nin 2007 yılında vermiş olduğu Hasan ve Eylem Zengin – Türkiye (Başvuru No. No.1448/04) üzerine ders programı değiştirilmeliydi. Maalesef, değişim son derece sınırlı olmuştur. Bazı eklemelerle, İslam’da farklı yorumlar konusuna geniş bir ünite ayrılmış ve ilgili ünitelerde Türkiye’de İslam içindeki çeşitli geleneklerin (Alevi-¬‐Bektaşi ve Caferi başta olmak üzere) terminoloji, uygulama ve bilgi kaynaklarına yer verilmiştir.  Derslerin, belirli bir din öğretimi olma niteliğinin değişmemiş olması, objektif ve nesnel bir nitelik kazanamaması temel sorun olmaya devam etmektedir.

Oysa TC Anayasası 24. Maddesi’nde, zorunlu olan “din Kültürü” terimini ve kişinin isteğine bağlı olacak olan “din eğitim ve öğretimi” arasında bir fark gözetmektedir.  Din kültürü çeşitli kaynaklardan edinilecek bir kültürdür.

Bu şekilde yorumlanan anayasa kuralı insan hakları hukukuyla uyumludur. İnsan hakları hukukuna göre devlet eğitim alanındaki faaliyetlerinde yansızlık ilkesini gözetmekle yükümlüdür. Bu alanda yükleneceği görevleri yerine getirirken ana ve babanın, bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterme konusunda yasal yükümlülük altındadır.[ii]

Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi Madde 18(2) “Hiç kimse kendi seçtiği bir din ya da inanca sahip olma ya da bunu benimseme özgürlüğünü zedeleyecek bir baskıya maruz bırakılamaz” hükmüyle kişinin inanç alanında baskıya maruz bırakılamayacağının kesin, herhangi bir şekilde sınırlanamayacak, bir hak olmasını güvence altına alır.

Zorunlu din öğretimi niteliği nedeniyle DKAB dersleri mevcut biçimiyle insan hakları yükümlülükleriyle bağdaşmamaktadır. Ebeveynlerin çocuklarını kendi din, inanç veya felsefi görüşleriyle yetiştirme hakkına saygı göstermemektedir. Ayrıca çocuk, evde öğrenilen inanç ve değerler ve okulda öğretilen inanç ve değerler arasında çelişkide kalabilmektedir.

Bu nedenle aşağıdaki adımların atılmasını öneriyoruz:

–       DKAB dersleri zorunlu olmamalıdır.

–       DKAB dersleri zorunlu olacak ise, gözden geçirilerek dinler hakkında nesnel bir ders niteliğine kavuşması için değiştirilmeli ve TOLEDO ilkeleriyle uyumlu hale getirilmelidir.

Muafiyet Mekanizması

Mevcut mevzuat gereğince  sadece Musevi ve Hristiyan ailelerin çocukları, zorunlu DKAB derslerinden muaftır.  Muafiyet hakkının kullanılabilmesi için öğrencilerin din veya inançlarını açıklamaları zorunludur.

Musevi ve Hristiyan çocukların DKAB derslerinden muaf olmasının nedeni bu derslerin dinler hakkında objektif bir ders olmak yerine, din öğretimi niteliğine sahip olmasıdır. Mevcut durumda, Aleviler, Bahailer, ateistler ve devlet eliyle sağlanan İslami eğitimi inançlarıyla uyumlu bulmayan Sünni Müslümanlar’ın çocukları bu dersi almak zorunda kalmaktadır.

Muafiyetle ilgili olarak, AİHM, muafiyet olanağı olduğu halde, muafiyet hakkını kullanan öğrenciler için alternatif derslerin sunulmamasından ötürü öğrencinin okul hayatı boyunca karnesinde “din/ahlak” alanının boş bırakılmasının,  din veya inancını açıklamama hakkını zedeleyecek şekilde haksız bir damgalanmaya maruz kalmasına” neden olduğu gerekçesiyle Madde 9’la birlikte Madde 14’ün ihlal edildiğine karar vermiştir.[iii]

Bu nedenle aşağıdaki adımların atılmasını öneriyoruz:

–       DKAB dersleri dinler hakkında tarafsız bir ders niteliğine sahip olmadığı sürece, öğrenciler basit bir şekilde muaf olma isteklerini belirterek dersten muaf olabilmelidir. Öğrencinin din veya inancını açıklaması gerekli olmamalıdır.

Norveç de dahil olmak üzere, Avrupa’da bazı ülkeler, AİHM kararları nedeniyle din eğitim ve öğretimi modellerini değiştirmek zorunda kalmıştır. Bu ülkelerin deneyimine göre, insan hakları standartlarını temel alan ilkeli bir yaklaşım yararlı sonuçlar doğurmakta, farklı inançlardan öğrenciler arasında uyum ve karşılıklı hoşgörü yaratmaktadır.

Bu önemli konuya göstereceğiniz hassasiyet için şimdiden teşekkür ederiz. Bu konular üzerine görüş alışverişinde bulunmaya her zaman hazırız.

Saygılarımızla,

Gunnar M. Ekeløve-Slydal                                                  Mine Yıldırım

Yardımcı Genel Sekreter                                                     Proje Yöneticisi

 


[i]
[1] Bu bilgiler, Mine Yıldırım tarafından Eğitim Reformu Girişimi için hazırlanan DKAB 2011-2012 Program Değerlendirmesi başlıklı arka plan çalışmasından alınmıştır. Arka plan çalışmasının tamamına buradan ulaşabilirsiniz-http://inancozgurlugugirisimi.org/kaynaklar/erg-dkab-2011-2012-program-degerlendirmesi/

[ii] [2] AİHS, 1. No.’lu Protokol’ün 2. Maddesi.

[iii] [3] AİHM, Grezelak Polonya, Başvuru No. 7710/02, 15.06.2010.

http://inancozgurlugugirisimi.org/calismalarimiz/norvec-helsinki-komitesi-inanc-ozgurlugu-girisiminden-basbakan-davutogluna-cagri/

http://inancozgurlugugirisimi.org/calismalarimiz/norvec-helsinki-komitesi-inanc-ozgurlugu-girisiminden-basbakan-davutogluna-cagri/

Hatay’daki Ortodoks Kiliselerinde ‘Kutsal Haça Secde’ Ayini

Paskalya Oruç döneminin üçüncü Pazar'ında gerçekleştirilen ‘Kutsal Haça Secde’ (Ehhed el Zuhur) Ayini, Hatay’da İskenderun Aziz Nikola Rum...

“Dünya Yaşamı İçin Ekümenik Okumalar” Semineri Gerçekleşecek

Amerika Yunan Ortodoks Başpiskoposluğu, Ulusal Kiliseler Konseyi, Graymoor Ekümenik ve Dinler Arası Enstitüsü ve Kilise Araştırmaları Ağı...

Çin’de, Ev Kiliselerine Yönelik Baskı Artıyor

Çin Komünist Partisi, yasadışı ev kiliselerinde ibadet eden milyonlarca Hristiyanı ilgilendiren bir kategori olan, ‘yasadışı sosyal örgütlerden’...

Zirve Yayınevi Katliamı’nın Kurbanları Çevrimiçi Anılacak

Malatya'da 18 Nisan 2007'de Hristiyan içerikli kitap dağıtımı yapan Zirve Yayınevi'nde çalışan Alman uyruklu Tilmann Ekkehart Geske...

Bu haberleri okudunuz mu?Benzer İçerikler
Sizin için önerildi