20 Nisan 2021 Salı

İyi belletilen çekingenlik

Malatya Katliamı Davası’na dair ek iddianame içeriği ek klasörlerde gün yüzüne çıkmaya başladı. Özellikle katliam öncesi, Malatya Kilisesi’ni kuşatan ablukanın ne kadar vahim boyutlarda olduğunu okuyoruz.

Kilisenin her hareketi, attığı her adım, sosyal sorumluluk adına yürüttüğü (yürütmeye çalıştığı diyelim..) projeler ve hatta üyelerinin ilişkileri dahi bir şekilde valilikte yapılan anti-misyonerlik içerikli toplantılara servis edilmiş, engellenmesi için kararlar alınmış.

Radikal Gazetesi’nden İsmail Saymaz’ın haberine göre, benim Malatya’daki varlığımda sorgulanan meseleler arasında, bu doğrultuda da zaten devlet beni uzunca bir süre dinlemiş. Üstelik irticai terör örgütlerine finansal destek sağlayan bir grupla ilişkilendirerek. Bu iddiaların aslı astarı tabii ki yok. Tabii ki biz Malatya’da Hristiyan olmak ve inancımızın en temel gereğini yerine getirmek dışında bir maksatla bulunmadığımızı biliyoruz… Ama ortada çok ciddi bir taciz var.

Valilik bünyesinde ve önemli şahısların iştirakiyle küçücük bir topluluk ablukaya alınıyor, yaşamları didik didik ediliyor ve sonunda da korkunç bir katliamla resmi terbiyeden nasiplerini alıyorlar. Bu açık tacizin izlerini 5 yıldır taşıyoruz biz.

Attığımız her adımda bize çok iyi belletilen çekingenliği yaşamamız, ayağımızı denk almamız gerekliliği gibi, katliam sonrası devam eden sindirme politikalarının soluğunu ensemizde hissederek yaşıyoruz.

Ama meselede es geçilen çok önemli şeyler  var. Bizim günlük yaşamlarımız, insani sorunlarımız, çocuklarımızın güvenliği, ailelerimizin patlayacak gibi çarpan kalpleri, sevgililerimiz, kardeşlerimiz, mahallemizin esnafı, hergün bindiğimiz minibüsler, işyerlerimizde ki çaylı sohbetlerimiz, akşam yemeklerimiz…

Bizim hepinizin bildiği gibi ilerleyen yaşamlarımız ve onların içine pompalanmak istenen korku, dehşet ve yalnızlaştırma politikaları. Sorun 3.500 Protestan/Hristiyan’ın popülasyon olarak ne kadar etkisiz olduğu mu? Daha önce sık sık sorduğum bir soruyu tekrar etmek istiyorum; yaşamlarıyla hiç ilgilenmediğiniz 3.500 Hristiyan’ın, ölümleri sizi etkiler mi? Topluca katletmediğiniz sürece kimsenin sesini duymaz mısınız? Yaralanmadığı sürece bir ailenin acısı defterlerinizde yazmaz mı? Arkasına sığındığınız, sağ, sol, liberal, demokrat, ılımlı, her neyse bizi hoşgören siyasetinizde sadece ölümlerin mi kaydı tutulur? Oysa es geçtiğiniz çok önemli yaşamlar var.

Her biriniz gibi umutla örülmüş, sevgiyle devam eden ama Tanrı’ya adanmış insan öyküleri.

Korktuğum için kızmıyorum olanlara. Lütfedenin yaşamımı bana verirken amacınıda içine koyduğuna dair sonsuz güvenim var. Ama birlikte yaşadığımız evin yavuz hırsızı değilim ben. Eğer böyle bir algıyla, devlet aygıtlarını kullanarak sürekli bir taciz zinciri altında kıracaksan beni bir itirazım olacak. Türkiye evinin yavuz hırsızı değiliz biz. Bu evi kuranlardanız, emek veren, borcunu ziyadesiyle ödeme telaşı içinde olan. Yani yumruğunu sıktığın tarafta böyle öyküler var işte. Bir zahmet o öykülerden kötü adamlarını çek.

 

Rus Rahip İntihar Etti

Rusya'nın Rostov şehrinin Metropolit sözcüsü Igor Petrovsky, RIA haber ajansının raporuna göre, Rostov-on-Don bölgesinden bir rahip ve...

Türkiye’nin İlk Gastronomi Köyü’nün Temelleri Atıldı

Türkiye'nin son Ermeni köyü olan Vakıflıköy'de Gastronomi Köyü'nün temelleri atıldı. Samandağ Belediyesi'nin öncülüğünde kurulan ve belediyenin ortak...

Ortodoks Cemaati, Oruç Dönemini Kiliseden Uzak Geçiriyor

Kutsal Diriliş öncesindeki oruç döneminde gerçekleştirilen ‘Kutsal Ayinler’ salgın kuralları gereğince, Türkiye'deki tüm kiliselerde cemaatin kısıtlı katılımı...

Ermeni Apostolik Kiliselerinde ”Yeşil Pazar” Haftası

Türkiye Ermenileri Patrikliğinin, salgın önlemleri kapsamında aldığı, kiliselerde her türlü tören icrasının askıya alınması kararının ardından, hafta...

Bu haberleri okudunuz mu?Benzer İçerikler
Sizin için önerildi