14 Nisan 2021 Çarşamba

Kıptilerin İnanç Özgürlüğü Hakkında Başepiskopos Angaelos ile Söyleşi

Birçok zulüm takip örgütü, salgının başlangıcından bu yana azınlık gruplara yönelik hoşgörüsüzlüğün ve inanç özgürlüğü ihlallerinin artmış olduğunu bildirse de inanç toplulukları dini ve yerel toplulukları desteklemek için adımlar attı. 

Başepiskopos Angaelos

Londra Kıpti Ortodoks Başepiskoposu Angaelos, Kıpti toplumunun uğradığı tarihsel zulmü, diasporanın COVID-19 sırasındaki tepkisini nasıl şekillendirdiği ve COVID-19’un inanç özgürlüğü ile dinler arası işbirliği olasılıklarını nasıl etkilediği hakkında Religion & Diplomacy’ye konuştu. 

Savunuculuk çalışmalarıyla ve uluslararası din özgürlüğü, dinler arası işbirliği gibi girişimlere katılımıyla tanınan Başepiskopos, özellikle Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki durumlara ilişkin, insan hakları ve sivil özgürlüklerde uzman bir ses olarak ismini duyuruyor.

Bu röportaj, George H.W.Bush Government and Public Service Üniversitesi Uluslararası İlişkiler departmanından Jael Espinoza-Tischler tarafından yapıldı.

Religion & Diplomacy: 17 Ağustos 2020’de eski Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın şu sözünü tweetlediniz: ‘‘Cehalet ve önyargı propagandanın hizmetkârlarıdır. Bu nedenle misyonumuz bilgiyle cehaleti, hoşgörü ile bağnazlığı, cömertçe uzanmış bir elle dışlanmayı yüzleştirmektir.’’ Hem Batı’daki hem de Ortadoğu’daki Kıpti toplumu, özellikle bu zorlu salgın ve karantina döneminde bağnazlık ve izolasyon ile mücadelede nasıl çalıştı?

Başepiskopos Angaelos: Bence rolümüz hem içeriye hem de dışarıya yönelik ve dini ağırlıklı olmalı. Salgından bu yana, Birleşik Krallık’ta genel karantinanın yaşandığı Şubat ayından bu yana yapmaya çalıştığımız şey, haftalık hizmetleri sürdürmek oldu. Haftalık ayin ve tapınmaları canlı olarak yayınladık. Karantinadan önce tüm kilise hizmetlerini internet ortamına bağlamıştık. Gençlik toplantıları ve Kutsal Kitap çalışmaları hazırdı. İngiltere’de yönetmeliklere göre en fazla iki kişinin katılabileceği ayinlere ve kilise hizmetlerine ev sahipliği yaptık. Aynı zamanda müdahale grupları oluşturduk. Üç durumla nasıl başa çıkılacağına dair müdahale grubu oluşturduk. Birincisi, manevi ihtiyaçlarla ilgili. Bu, ayinlerden ve hizmetlerden oluşuyor. İkincisi, sosyal ihtiyaçtı. İlaç almaya, yapılacak alışverişe, hatta evde teknolojiye ulaşmak için dijital bilgi birikimine ihtiyaç duyan insanlar için destek grubu oluşturduk. Üçüncüsü ise, insanların kaynaklara erişimini sağlamaya yönelik duygusal ve psikolojik ihtiyaçtı. Bunlar, o dönemde kaynaklarımızı yönlendirdiğimiz üç temel durumdu.

Her mahallede dışarı çıkıp çevredeki yaşlı insanlara yardım edecek müdahale gruplarımız vardı. Ayrıca cemaatimizdeki insanlara maddi yardımda bulunduk. Hatta kilise düzeyinde bir yardım fonu bile kurduk. Böylece, birinin bir şeye ihtiyacı olursa, onları mümkün olduğunca destekleyebiliriz. Çünkü insanların gelirlerini kaybedeceğini ve işlerine devam edemeyeceğini anladık.

Temmuz ayı başında sınırlı kapasiteyle hizmet verebildik. Kimsenin kendini yalnız hissetmemesini sağlamak için yönergeleri güncelliyoruz. Coğrafi olarak ayrılmış olmalarına rağmen, kendilerini duygusal veya ruhsal olarak ayrı hissetmemeleri çok önemli. 

Londra’daki Kıpti Kilisesi

Religion & Diplomacy: Kıpti Kilisesi’nin tarihi zulüm ve devlet desteğinin olmaması nedeniyle gösterdiği azmin, COVID-19 sırasında cemaatinizin direncine katkıda bulunduğunu görüyor musunuz?

Başepiskopos Angaelos: Evet, söyleyebilirim. Mısır’da bir kilisenin bombalanması durumunda ertesi gün kiliseyi yeniden doldurabilen bir toplumuz. İnsanlardan, kiliseye gidip dua ettikleri bir kriz anında kiliseye gitmemelerini istemek çok kültür dışı bir şeydi. Şimdilik uzak kalmanın dayanıklılığımız ve sadakatimizle ilgili olduğunu söyleyen mesaj kendimizle ilgili değil, toplumdaki herkesi nasıl önemsediğimizle ilgilidir. Böyle davranmak bizim sorumluluğumuzdur. Eğer sorun sadece bir zulüm ve kiliseleri doldurma ihtiyacı olsaydı, bu içgüdüsel olarak sağlanırdı. Ancak insanlara uzak durmamız gerektiğini ve kiliseye gidemeyeceğimizi söylemek başlangıçta çok kafa karıştırıcıydı. 

İngiltere’deki durumumuzun farklı olduğunu düşünüyorum. Çünkü cemaatimizin büyük çoğunluğu karışık, bu yüzden insanları bu kavrama ikna etmek için çok çalışmamıza gerek kalmadı. En başından beri, insanların bir araya gelip birlikte yolculuk edebileceği bir kültür sağlamaya özen gösterdik. Acil müdahale gruplarımız, tıbbi gruplarımız, din adamlarımız vardı. Ayrıca insanların bu sıkıntılı dönemi atlatabilmesi için düzenlik rehberlik hizmeti sunduk. 

Religion & Diplomacy: Cemaatinizin COVID-19 yardım çabalarına yaklaşımı ile Orta Doğu’daki diğer inanç toplulukları arasında herhangi bir fark görüyor musunuz?

Başepiskopos Angaelos: Gerçekten karşılaştırmadım. Sanırım sadece yapmamız gerekeni yapıyoruz. Herkes elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor. Bazı durumlarda farklı görünebilir. Farklı yollar ve yöntemler olabilir. Gösterilen her çabaya saygı duyuyorum. 

Religion & Diplomacy: COVID-19’un inançlar arası işbirliğini nasıl etkilediğini düşünüyorsunuz? 

Başepiskopos Angaelos: Pek çok açıdan çok olumlu olduğunu düşünüyorum. Evanjeliklerle ve diğerleriyle yaptığım çalışmayla ilgili olarak, çok iyi ilişkiler geliştirdiğimizi söyleyebilirim. Geçmişte birlikte çalışılmamış olsa bile şimdi başlanabilir. Evet, bazı açılardan insanların bir araya gelmesine katkı sağladığını düşünüyorum. Örneğin, ibadethaneler ve dini kurumlar söz konusu olduğunda, hükümetin ibadethaneleri yeniden açmasını sağlamak için bir araya gelmek etkili oldu. Hristiyanların yoğun olarak yaşadığı İngiltere gibi ülkelerde kiliseler önemli rol oynadı. Sesimizi birlikte yükselttiğimizde bunun daha etkili olduğunu gördük. 

Religion & Diplomacy: Din veya inanç özgürlüğünü teşvik etmek için aktif olarak hizmet eden bir dini lidersiniz. Sizce etkili FoRB kampanyalarındaki önemli faktörler nelerdir?

Başepiskopos Angaelos: İnsan onurunun ve yaşamın kutsallığının önemini anlamaktır. Çünkü bu sadece kendi halkımızı savunmakla ilgili değil. Herkesi eşit şekilde savunmamızla ilgili. Sadece kendimizi korursak, sadece kendi ihtiyaçlarımıza ve arzularımıza bakarsak yetersiz kalırız. Birçok insan birlikte çalışılması gerektiğini söylüyor. Gerçekten samimi olduklarında fark yaratılıyor. Etkileyici olan şey bir Hristiyan olarak, farklı inanç mensuplarını savunmaktır. Hristiyan biri olarak kimliğimin en büyük parçası, tüm insanlığın baş savunucusu olan Mesih’in izinden gitmektir.

Religion & Diplomacy: FoRB’nin geleceği konusunda iyimser misiniz?

Başepiskopos Angaelos: Pek çok açıdan, evet. Üzücü gerçek şu ki, dünya çapında hala birçok ihlale maruz kalıyoruz. Gördüğüm son istatistik, tüm dini ayrımcılık ve zulüm eylemlerinin yüzde 80’inin Hristiyanlara yönelik olduğunu bildiriyor. Umut verici olan şey ise, daha fazla insanın bu sorun hakkında konuşuyor olmasıdır. Zulümler gerçekleşmeye devam ediyor olsa da, sorunlar artık daha açık şekilde görülüyor. Sanırım bu kısmen sosyal medya yüzünden. Artık dini liderler arasında birbirlerini savunmak için daha büyük bir sorumluluk bilinci var. Bir bütün olarak, birlikte durmanın gücünü kanıtladığımızı düşünüyorum. 

Ne yazık ki, hâlâ ayrılık yanlısı çok kişi var. Ancak, halkın gözünde güvenilirliklerini yitirdiklerini düşünüyorum. Bunu son 10 yıldır yapmakta olduğum kişisel bir çağrı olarak hissettim, ama kendimin ötesine geçmek istedim. Bu nedenle savunuculuk ofisi kurduk. İsim değişikliğinden önce Kıpti Ortodoks Savunuculuk ve Kamu Politikası Ofisi idi, ancak bu isim pek akılda kalıcı değildi. Yeniden düşünerek Kıpti savunucusu anlamına gelen Refcemi’yi kullandı. Ofisimiz, Kıpti Ortodoks Kilisesi’nin bir kolu olmasına rağmen, herkesi savunmaktadır. 

Mısır’da Kıpti kültürünü ortadan kaldırmak isteyen aşırılık yanlılarının saldırılarına maruz kaldık. Kıpti dilini kullanmayanlar oldu, kullanmaya devam edenler ise ağır bir şekilde cezalandırıldı. Başkalarının savunuculuğunu yaparken kendi acı deneyimlerimizden yararlanırız.

Religion & Diplomacy: Kıpti toplumunun zulüm geçmişi bugünkü çabalarınızda nasıl bir rol oynadı?

Başepiskopos Angaelos: Kıpti Hıristiyanlar, Orta Doğu’daki en büyük Hristiyan cemaati. Şu anda Orta Doğu’daki Hristiyanların yüzde 80’ini temsil ediyor. Hiçbir zaman silaha sarılmadık veya şiddet uygulamadık. Sevmek, bağışlamak ve uzlaşı – bunun doğası ve gücü budur. Bu davranışın bizim ahlakımız olduğunu kendimize hatırlatmaya devam etmemiz ve Mesih’in izinden gitmeye devam etmemiz, sahip olduğumuz en güçlendirici şeydir.

21. yüzyılın en trajik olaylarından biri Kıpti inanlıların Libya sahilinde şehit edilmesi oldu. Bunun güç ve dayanıklılığı somutlaştırdığını, baskı ve şiddeti güç ve tanıklık haline getirdiğini düşünüyorum. Bu kesinlikle şu anda yaptığımız her şeyin temeli. Sadece bizim için değil, tüm kiliseler ve hatta Hristiyan olmayanlar için de geçerli. (religionanddiplomacy.org)

Anaokulunda Yangın: 20 Çocuk Hayatını Kaybetti

Nijer'in başkenti Niamey'de bir anaokulunun binasını saran yangında en 20 çocuk hayatını kaybetti.Birleşmiş Milletler'e göre dünyanın en fakir...

Son Akşam Yemeği Tablosu’nu Halı Olarak Satıyorlar

Dünyaca ünlü ressam Leonardo Da Vinci'nin İsa Mesih'in havarileriyle yediği ''Son Akşam Yemeği” adlı tablosu bir alışveriş...

Müjdeleme Gezisi Sırasında 8 Hristiyan Kaçırıldı

Nijerya'nın Kaduna eyaletinde müjdeleme gezisi için yola çıkan 8 Hristiyan’ın kaçırıldığı bildirildi.Uluslararası Hristiyan Kuruluşu’na (ICC) göre, Redeemed...

Afrikalı Dini Liderler, Salgının Tanrı’nın Bir Cezası Olabileceğini Düşünüyor

Tanzanya Devlet Başkanı John Magufuli hayatını kaybetti. Yetkililer Magufuli'nin kalp komplikasyonları nedeniyle hayatını kaybettiğini söylese de, çoğu...

Bu haberleri okudunuz mu?Benzer İçerikler
Sizin için önerildi