SAT7TURK HABER -
$ DOLAR → Alış: 7,38 / Satış: 7,41
€ EURO → Alış: 8,96 / Satış: 8,99

Süryanilerde taziye beklentisi

Süryanilerde taziye beklentisi
  • 03.05.2014

suryani seyfoBaşbakan Erdoğan’ın ‘1915 taziyesi’ ile ilgili tartışmalar sürerken, aynı dönemde ‘Seyfo’ adını verdikleri soykırımdan geçtiklerini belirten Süryaniler de devletten benzeri bir adımı, taziye mesajını bekliyor. 
Başbakan’ın açıklamasının ardından gözler Türkiye’deki Ermeniler, Ermenistan yönetimi ve Ermeni diyasporasına çevrilirken 1915’te nüfuslarının büyük bölümünü kaybeden Süryaniler unutulmaktan şikâyetçi. Radikal’den Serdar Korucu’nun haberine göre Erdoğan’ın mesajını ‘önemli bir adım’ olarak yorumlayan Süryani dernekleri, açıklamada yer alan “Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarının hangi din ve etnik kökenden olursa olsun, Türk, Kürt, Arap, Ermeni ve diğer milyonlarca Osmanlı vatandaşı için acılarla dolu zor bir dönem olduğu yadsınamaz” ifadesinin başlarından geçeni yeterince yansıtmadığını belirtiyor.
Kendilerinin yaşadıklarının en az Ermeniler kadar büyük bir trajedi olduğunu kaydeden Süryanilere göre, Ermenilerin ön plana çıkmasının nedeni ise 1965’ten bu yana konuyu gündemde tutan güçlü diyaspora hareketleri ve Ermenistan’ın varlığı. 

Başkan Evgil Türker’in yorumu

Süryani Dernekleri Federasyonu Başkanı Evgil Türker, mesajda Süryanilerin yer almamasını Ankara’nın ‘taziye çerçevesi’ni genişletmek istememesine bağlıyor. Türker, “1915’te alınan karar bütün Hıristiyanları kapsıyordu. Bu kapsamda Süryaniler de büyük darbe yedi. Bizim tahminimize göre 500 bin kişi katledildi. Bugün Türkiye sınırları içinde nüfusumuz 20 binse bu Sefyo’nun sonucudur. Taziyede yer alamamamızın nedeni ise Süryani Soykırımı sorununun yaratılmak istenmemesi” görüşünü dile getiriyor.
Türker, Süryani toplumunun yaşadıklarının hükümet cephesinden de bilindiğini söylüyor. Türker, “Ankara’dan bugüne kadar bizlere sadece bireysel taziyeler geldi. AK Partililer de bizimle görüşmelerinde ‘size haksızlık yapıldı’ dediler. Ama resmi anlamda açıklama yapılmadı” diyor. Süryanilerin 1. Dünya Savaşı’ndaki çatışma sürecine de dahil olmadığını ifade eden Türker şunları söylüyor: “Osmanlı’nın son döneminde ulusalcılığın gelişmesiyle büyük metropollerde belki aydınlanma olmuştu ama kırsal kesimde böyle bir uyanış da yoktu. Bu nedenle silahlanmadılar ya da isyan çıkartmadılar. Hatta kiliseler haricinde örgütlenmeleri de yoktu.”
Türker’e göre taziye mesajında Ermenistan’ın da etkisi büyük: “Ermenilerin Ermenistan’ı var. Ancak bir Süryani devleti yok. Bizi savunabilecek bir ses bulunmuyor. Sadece uluslararası kamuoyunun vicdanına kalmış durumdayız” diyor.
Süryanilerin Türkiye’deki ilk gazetesi Sabro’nun sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Tuma Çelik de Türker ile aynı görüşte. Çelik, taziye mesajını önemli bulsa da içeriğinin Süryanileri incittiğini şöyle ifade ediyor: “Bir başlangıç olması açısından umutlu yaklaşsam da çok geç kalındı. 99 yıldır devletin sürekli inkâr ettiği bir konuda verilen mesajda, ‘hiçbir şey yaşanmadı’ tezinden ‘karşılıklı çatışma’ ifadesine gelindi. Bu inkârın sürdüğünü gösterdiği için burukluk yarattı. Özellikle de nüfusunun üçte ikisini kaybeden Süryanileri hiç içermiyor olması bizleri üzdü.”
Çelik, 1915’te Ermenilerle birlikte Süryanilerin de aynı kaderi yaşadığının altını çiziyor ve ekliyor: “Eğer bu yaşananlar sadece Ermenilere yönelikse o zaman bizim nüfusumuz nerede? Bu kadar insan neye kurban gitti? Yok eğer Süryaniler de aynı süreci yaşadıysa neden dile getirilmiyor? Bunları düşününce umudumuzu kaybediyoruz. Bir insanı bir kez öldürebilirsiniz. Ancak inkâr bizi her gün öldürüyor. Bu süreç 1915 kadar, hatta daha fazla acı veren bir konu.”
Tuma Çelik, Başbakan Erdoğan’ın 2005 yılında önerdiği ‘ortak tarih komisyonu’ gibi bir girişimin Süryaniler için de gerçekleşmesi gerektiğini ifade ederken, “Böyle bir komisyonun içinde biz de yer almak isteriz. Biz samimiyet istiyoruz. Eğer samimi olunacaksa Süryaniler için de adım atılması gerekiyor” diye konuşuyor.

Neden Süryanice yoktu?

Çelik’in mesaja yönelik eleştirilerinden biri de açıklamanın Süryanice yayımlanmaması: “Bu mesaj 9 dilde yayımlandı ancak aralarında Süryanice yok. Bu da bize açıklamada yer alan ‘diğer Osmanlı vatandaşları’ tanımının bizi kapsamadığını gösteriyor. Yani nüfusunu kaybetmiş bir halk tamamen yok sayılıyor.” Protestan Süryaniler için de metinde anılmamaları büyük eksik. Süryani araştırmacı yazar İsa Karataş açıklamanın büyük ölçüde olumlu olduğunu söylüyor, eksiklerine rağmen önemli bir açıklama olduğunu belirterek şu görüşü dile getiriyor: “Eski olayları tamamen çözmenin bir yolu yok. Olan oldu artık. Ama yaşananın anlaşıldığının gösterilmesi önemli. Ne yaparsak yapalım acıları sona erdiremeyiz ama acıları inkâr etme noktasından vazgeçiliyorsa önemlidir. Taziye çok insani bir davranış. Biz de taziye beklerdik. Süryanilerin de adının anılması gerekirdi.”
Merkezi Brüksel’de bulunan Avrupa Süryaniler Birliği’nin yürütme kurulu üyesi David Vergili ise mesajda yer almamalarını diyaspora faaliyetlerinin Ermenilere kıyasla daha geç başlamasına bağlıyor. “Ermeni soykırımıyla birlikte Süryanilerin de aynı süreçten geçtiği tartışılmaz bir gerçek. Bu nedenle metin içinde Süryanilerin de olması gerekirdi. Ancak bunu beklemek de zor. Çünkü Süryaniler Türkiye’de sadece Mor Gabriel üzerinden tartışılıyor” diyen Vergili, Süryanilerin tarihsel ya da siyasi sorunlarının gündeme gelmediğini vurguluyor. Vergili, “Süryaniler ise uzun zaman sessizliğe büründü. Bu da yaşanan soykırımın sonuçlarından biri. Siyasi olarak hak talebinde bulunmaları ancak 1980’lerden sonra yurtdışına çıkmaları ile başladı. 90’larda görünür hale geldiler. Bu da Süryanilerin görünmemesinde büyük bir neden” diyor.

Süryani Dernekleri Federasyonu Başkanı Evgil Türker, mesajda Süryanilerin yer almamasını Ankara ’nın ‘taziye çerçevesi’ni genişletmek istememesine bağlıyor. Türker, “1915’te alınan karar bütün Hıristiyanları kapsıyordu. Bu kapsamda Süryaniler de büyük darbe yedi. Bizim tahminimize göre 500 bin kişi katledildi. Bugün Türkiye sınırları içinde nüfusumuz 20 binse bu Sefyo’nun sonucudur. Taziyede yer alamamamızın nedeni ise Süryani Soykırımı sorununun yaratılmak istenmemesi” görüşünü dile getiriyor.

Türker, Süryani toplumunun yaşadıklarının hükümet cephesinden de bilindiğini söylüyor. Türker, “Ankara’dan bugüne kadar bizlere sadece bireysel taziyeler geldi. AK Partililer de bizimle görüşmelerinde ‘size haksızlık yapıldı’ dediler. Ama resmi anlamda açıklama yapılmadı” diyor. Süryanilerin 1. Dünya Savaşı’ndaki çatışma sürecine de dahil olmadığını ifade eden Türker şunları söylüyor: “Osmanlı’nın son döneminde ulusalcılığın gelişmesiyle büyük metropollerde belki aydınlanma olmuştu ama kırsal kesimde böyle bir uyanış da yoktu. Bu nedenle silahlanmadılar ya da isyan çıkartmadılar. Hatta kiliseler haricinde örgütlenmeleri de yoktu.”
Türker’e göre taziye mesajında Ermenistan’ın da etkisi büyük: “Ermenilerin Ermenistan’ı var. Ancak bir Süryani devleti yok. Bizi savunabilecek bir ses bulunmuyor. Sadece uluslararası kamuoyunun vicdanına kalmış durumdayız” diyor.
Süryanilerin Türkiye’deki ilk gazetesi Sabro’nun sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Tuma Çelik de Türker ile aynı görüşte. Çelik, taziye mesajını önemli bulsa da içeriğinin Süryanileri incittiğini şöyle ifade ediyor: “Bir başlangıç olması açısından umutlu yaklaşsam da çok geç kalındı. 99 yıldır devletin sürekli inkâr ettiği bir konuda verilen mesajda, ‘hiçbir şey yaşanmadı’ tezinden ‘karşılıklı çatışma’ ifadesine gelindi. Bu inkârın sürdüğünü gösterdiği için burukluk yarattı. Özellikle de nüfusunun üçte ikisini kaybeden Süryanileri hiç içermiyor olması bizleri üzdü.”
Çelik, 1915’te Ermenilerle birlikte Süryanilerin de aynı kaderi yaşadığının altını çiziyor ve ekliyor: “Eğer bu yaşananlar sadece Ermenilere yönelikse o zaman bizim nüfusumuz nerede? Bu kadar insan neye kurban gitti? Yok eğer Süryaniler de aynı süreci yaşadıysa neden dile getirilmiyor? Bunları düşününce umudumuzu kaybediyoruz. Bir insanı bir kez öldürebilirsiniz. Ancak inkâr bizi her gün öldürüyor. Bu süreç 1915 kadar, hatta daha fazla acı veren bir konu.”
Tuma Çelik, Başbakan Erdoğan’ın 2005 yılında önerdiği ‘ortak tarih komisyonu’ gibi bir girişimin Süryaniler için de gerçekleşmesi gerektiğini ifade ederken, “Böyle bir komisyonun içinde biz de yer almak isteriz. Biz samimiyet istiyoruz. Eğer samimi olunacaksa Süryaniler için de adım atılması gerekiyor” diye konuşuyor.

Neden Süryanice yoktu?

Çelik’in mesaja yönelik eleştirilerinden biri de açıklamanın Süryanice yayımlanmaması: “Bu mesaj 9 dilde yayımlandı ancak aralarında Süryanice yok. Bu da bize açıklamada yer alan ‘diğer Osmanlı vatandaşları’ tanımının bizi kapsamadığını gösteriyor. Yani nüfusunu kaybetmiş bir halk tamamen yok sayılıyor.” Protestan Süryaniler için de metinde anılmamaları büyük eksik. Süryani araştırmacı yazar İsa Karataş açıklamanın büyük ölçüde olumlu olduğunu söylüyor, eksiklerine rağmen önemli bir açıklama olduğunu belirterek şu görüşü dile getiriyor: “Eski olayları tamamen çözmenin bir yolu yok. Olan oldu artık. Ama yaşananın anlaşıldığının gösterilmesi önemli. Ne yaparsak yapalım acıları sona erdiremeyiz ama acıları inkâr etme noktasından vazgeçiliyorsa önemlidir. Taziye çok insani bir davranış. Biz de taziye beklerdik. Süryanilerin de adının anılması gerekirdi.”
Merkezi Brüksel’de bulunan Avrupa Süryaniler Birliği’nin yürütme kurulu üyesi David Vergili ise mesajda yer almamalarını diyaspora faaliyetlerinin Ermenilere kıyasla daha geç başlamasına bağlıyor. “Ermeni soykırımıyla birlikte Süryanilerin de aynı süreçten geçtiği tartışılmaz bir gerçek. Bu nedenle metin içinde Süryanilerin de olması gerekirdi. Ancak bunu beklemek de zor. Çünkü Süryaniler Türkiye’de sadece Mor Gabriel üzerinden tartışılıyor” diyen Vergili, Süryanilerin tarihsel ya da siyasi sorunlarının gündeme gelmediğini vurguluyor. Vergili, “Süryaniler ise uzun zaman sessizliğe büründü. Bu da yaşanan soykırımın sonuçlarından biri. Siyasi olarak hak talebinde bulunmaları ancak 1980’lerden sonra yurtdışına çıkmaları ile başladı. 90’larda görünür hale geldiler. Bu da Süryanilerin görünmemesinde büyük bir neden” diyor.

Seyfo Nedir?

Süryani (Asuri, Arami, Keldani, Nasturi) halkının 1915’te yaşadıklarını tanımlamak için kullandıkları ‘Seyfo’ Süryanice ‘kılıç’ anlamına geliyor. ‘Kılıçtan geçirilerek katledilme’yi ifade etmek için kullanılan kelime, Ermeniler arasındaki ‘Medz Yeğern’ yani ‘Büyük Felaket’ gibi soykırımı işaret ediyor. Süryani tarihinin en karanlık sayfalarından birisi olarak adlandırılan dönemde Osmanlı İmparatorluğu egemenliğinde yaşayan Süryani nüfusunun üçte ikisini kaybettiği belirtiliyor. Süryani Soykırımı, İsveç ve Avustralya tarafından resmen kabul ediliyor.

Dünya Gıda Programı Başkanı, Geniş Çaplı Kıtlık  Uyarısında Bulundu
Dünya Gıda Programı’nın başkanı, 2021’de Kutsal Kitap çapında kıtlıkların yaşanabileceği konusunda uyarıda bulundu. Dünya Gıda Programı’nın genel sekreterliğini yürüten eski...
Çin’de Ev Kilisesine Baskın Düzenlendi
Yetkililerin, Çin’in Taiyuan şehrinde bir ev kilisesine baskın düzenlediği öğrenildi. Hristiyan kitaplarına el koyan yetkililer, vaizi ve beş kilise üyesini...
Sudan’da 13 Yaşındaki Çocuk Kilise Yakmaya Zorlandı
Sudan’da yetişkin birey, 13 yaşındaki çocuğu kiliseyi yakmaya zorlamakla suçlandı. Tamboul, El Cezire eyaletindeki Sudan Mesih Kilisesi’ne (SCOC) ait bir...
Dünyanın En Eski Mağara Resmi Bulundu
Arkeologlar, 45 bin 500 yıl önce çizildiğine inanılan, dünyanın bilinen en eski mağara resmini Endonezya’da keşfetti. Bir domuzun gerçek boyutlarıyla...
Pakistan’da Din Değiştirmeyi Reddeden Kadınların Cesetleri Bulundu
Pakistan’da güvenlik güçleri 4 Ocak tarihinde Lahor’da din değiştirmeyi kabul etmedikleri için öldürülen iki Hristiyan kadının cesedini buldu. 26 Kasım’dan...
Yaşamın Döngüsünü Sağlayan Arılar Hızla Ölüyor
ABD’de yapılan yeni bir araştırma, insan faaliyetlerinden kaynaklanan iklim değişikliğinin, ekosistemdeki yaşam döngüsünü sağlayan arı popülasyonun hızla yok ettiğini ortaya...
COVID-19 Vaka Artışından Hristiyanlar Sorumlu Tutuluyor
Çin’in Hebei eyaletinde, yerel Hristiyanlar ve yabancı hizmetkârlar, COVID-19 vakalarının artışından sorumlu tutuldu. Asia News, sosyal medyada yeni koronavirüs salgınının...
Ürdün Nehri’nde 54 Yıl Sonra İlk Pazar Ayini Gerçekleştirildi
Altı Gün Savaşı’ndan kalan binlerce mayının temizlenmesine yönelik büyük bir projenin ardından Ürdün Nehri kıyılarında bulunan kilise, yeniden ibadete açıldı....
Yüzlerce Pakistanlı Hristiyan, Evlerini Terk Etmek Zorunda Kaldı
Pakistan’da bir pastörün sosyal medya hesabı üzerinden dini içerikli paylaşımda bulunması üzerine yüzlerce Pakistanlı Hristiyan, Noel öncesi evlerini terk etmek...
Küresel Isınma Sadece Birkaç 10 yıl İçinde Dengelenebilir
Küresel ısınma ve iklim değişikliği dünyayı tehdit eden en büyük çevre sorununu oluşturuyor. Dünyadaki herkesi ilgilendiren bu sorun nedeniyle, gelecek...
Filipin’deki Episkoposlar Reşit Olmayan Evlilikleri Yasaklayan Yasayı Destekliyor
Filipin’deki Episkoposlar ve Katolik insan hakları savunucuları, Filipin senatosu tarafında oybirliğiyle kabul edilen; çocuk evliliklerini yasaklayan, evlilik yaşı sınırını 18...
Papa Françesko: ‘‘Hristiyanların, İbadete Daha Fazla Zaman Ayırması Gerekiyor’’
Papa Françesko, Epifani Bayramı (Vaftiz Bayramı) vesilesiyle yaptığı konuşmasında, Yıldız bilimciler örneğini vererek ”Rab’bi nasıl düşüneceğimizi daha da iyi öğrenmemiz...
Kardinal Zen: Hong Kong’da Gerçek Zulüm Çoktan Başladı
Eski Hong Kong Episkoposu Kardinal Joseph Zen, Pekin’in bu yılın başlarında ulusal güvenlik yasasını yürürlüğe koymasının ardından şehirde artık ifade...
York Başepiskoposu: Davranışlarımızı Değiştirmediğimiz Sürece Başka Felaketler Yaşanabilir
İngiltere’nin York Başepiskoposu, insanlığın dünyaya iyi bir şekilde hizmet etmeyi öğrenememesi durumunda gelecekte daha fazla salgının yaşanabileceği konusunda uyarıda bulundu....
Nijerya’da Beş Hristiyan İnfaz Edildi
Release International’ın haberine göre, aşırılık yanlısı militanlar Noel döneminde Nijerya’da beş Hristiyanı infaz etti. Katliamın sorumluluğunu IŞİD’in Nijerya kolu olan...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ