19 Nisan 2021 Pazartesi

Yine, yeniden iddianame ve dinlemeler

Bir yazı yazdım, kendi fikirlerimden çok, Malatya Zirve Yayınevi Katliamı’nın 2. iddianamesini özetler, yorumlar nitelikteydi. Çok okundu, çok yorumlandı ve yazıdan dolayı tebrik edenler çok oldu. Bir de ilk kez bu yazıdan dolayı Hüseyin Yelki’nin , itibarı zedelendiği, yazıdan dolayı arkadaşlarının kendisi hakkında olumsuz düşüncelere kapıldıkları gerekçesiyle dava açması nedeniyle ifadem istendi.

“Galiplerden Üstün” yazısı iddianameyi özetleyen, değerlendiren ve bir Hıristiyan bakış açısından nasıl okunabileceğini gösteren bir örnekti.

Tanrı’nın Sözü’nden, “hem akıllı, hem de saf olun!” buyruğunu ele alarak dikkatli olmak gerektiğini ifade etmiştim. Facebook’u örnek göstererek şu anda iddianamede Malatya Zirve Yayınevi Cinayetinin azmettiricisi olmakla suçlanan (7. Klasör 54. s.) biriyle ilişkilerini en azından askıya almakta fayda olduğunu ifade ediyordum. Hüseyin Yelki, şu anda, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçunu işlemiştir” diyor iddianame. (8. klasör 50.s)

Hüseyin Yelki’nin Malatya İl Jandarma Komutanlığı’nda görevli Murat Göktürk ile Malatya Zirve Katliamı gerçekleşmeden önce 16 kez telefonda konuşma kaydı var. (4.Klasör 80/95.s., 5.Klasör 80.s.,7.Klasör 6-8.s., ) Ondan sonra hiç görüşmüyorlar ki iddianameyi hazırlayan savcı amacın hasıl olması nedeniyle olaydan sonra görüşmenin bittiği yorumunu yapıyor.

Malatya İl Jandarma Komutanlığı’na Zirve Yayınevi’nden elde ettiği bilgileri paylaşmakla, (8.Klasör 46.s.) hatta cinayet sonrası oluşturulacak yanıltma haber için Zirve Yayınevi’ne bir flash disk bırakmakla suçlanıyor ki flash diski bulan polisler kardeşlerimizi Kürdistan Hıristiyan Birliği’ni kurmak gibi abuk sabuk nedenlerle suçlasınlar. (5. Klasör 70. s.) Varol Bülent Aral cinayetle ilişkisi belli olmasın diye kendisini Kalaşnikof silahla yakalatınca Emre Günaydın’la ilişkiyi sürdürmek, onun kaybettiği motivasyonu yerine getirmek işi ona kalıyor. (4.Klasör 67.s.)Telefon kayıtları ve HTS dökümleriyle Emre Günaydın ile arkadaşlığı görülüyor.

Bu kadar ciddi suçlamaların, karanlık ilişkilerin olduğu iddianamede yazılıyken tabii ki masum olabileceği ihtimalini de göz önünde tutarak, beklemek, biraz temkinli yaklaşmak sanırım akıllılık olarak değerlendirilebilirdi.

Elbette Hüseyin Yelki, yargı kararlarıyla suçluluğu kanıtlanmış değildir. Masum da olabilir, ancak hakkındaki bütün suçlamalara en açık ve anlaşılır bir şekilde yanıtlar vermek ve kendini temize çıkarmak için suç duyurusunda bulunmak yerine tane tane, tatlı tatlı ikna edici kanıtlarla yanıtlar vermelidir.

Bu işin yargı kısmıdır ve yürüyen bir dava vardır. Herkese açık olan, herkesin ulaşabileceği bu iddianame ve ek klasörlere göre kesin yargı yürütmeden fikir beyan etmenin yasalara aykırı bir yanı yoktur.

Tabii ki dinlemeler var, bu iddianame ve ekleri göstermektedir ki ülkemizdeki birçok kilise önderi çok incitici sebepler yaratarak IBDA-C, Hizbullah ya da terör örgütüne yardım ve yataklık etmek, terör örgütüne para ve eleman sağlamak gibi nedenlerle dinlenmesi tek kelimeyle ayıptır. Mağdurların bu denli yakından takip edilip dinlenmesi manidardır. Güvenlik güçlerinin yapması gereken olayı aydınlatmak, kimin, neden ve nasıl bu suçu işlediğini ivedilikle ortaya çıkarıp adil bir şekilde yargılanmasını sağlamaktır.

Oysa bunca zaman koca ülkede 4-5 bin Hıristiyan’ı yakından takip edenler halen bizim bu ülkeye zarar vermeyeceğimizi, birilerinin enstrümanı olmadığımızı, İsa’yı seven, O’na benzemek isteyen, düşmanını bile seven, vergisini tam olarak ödeyen, düzgün bir yaşam sürmek isteyen Hıristiyanları halen bir tehlike, tehdit olarak görmek ve göstermeye çalışmak bir paronayadır.

Zira bir Mesih inanlısı hangi iktidar gelirse gelsin onun Tanrı’dan geldiğine inanır, yöneticilerin sağlığı, ülkeyi adaletle yönetmeleri için dua eder.

Yıllarca dinlenen bu önderlerin konuşmalarına ve sözlerine bilerek kulak kabartanlar, tüm sohbetlerinin davetsiz misafirleri olarak parçası olanlar bu Hıristiyanların ülkeye zarar vermek amacında olmadıklarını daha anlamadılar mı? Bu tip istihbarat oyunlarının şahbaz oyuncusu İlker Çınar bile Hıristiyanların ülkenin bölünmesi için çalışmadığını ve tehlikeli olmadıklarını iddianamede defalarca ifade etmiştir. Düzmece raporlar, abartılmış rakamlarla ve sahte belgelerle nasıl bir hassasiyet yaratmaya çalıştıklarını anlatmıştır.

Şimdiye dek bu Hıristiyanlar ülkeye zarar verecek ne yaptı? Ülkenin huzuru için dua etmekten, örnek vatandaş olmaktan ve dürüst yaşamaktan başka nasıl bir yaşantıları oldu?

Evet, bir senaryo yazıldı, bu senaryoya göre adımlar atıldı, herkes üzerine düşeni yaptı, Hıristiyanlar öcüleştirildi, hem medya, hem kamu kuruluşları, hem de kamuoyu elbirliğiyle hareket edip Malatya’da gerçekleştirilen eylemi izledi.

Tehlike bertaraf edilsin diye toplum daha da radikal, daha da tehlikeli bir milliyetçiliğin ortasına itildi. Oysa ister her Hıristiyan’ın telefonu dinlensin, her kilise kapatılsın, ifade ve inanç özgürlüğünün kapsamındaki her girişim engellensin fark etmez.

İlk olarak Hıristiyanlar bu ülkenin düşmanı değil, ülkenin yararı için çalışan asli vatandaşlarıdır, ikinci olarak Tanrı’nın sözü güçlüdür. Tanrı’nın sözünün arkasında Tanrı vardır ve eğer Tanrı bu ülkede bir şeyleri değiştirmek istiyorsa, müjdesini arayışla dolu yüreklere iletmek istiyorsa O’nun önünde hiçbir engel duramayacaktır.

www.twitter.com/sonertufan

 

Türkiye’nin İlk Gastronomi Köyü’nün Temelleri Atıldı

Türkiye'nin son Ermeni köyü olan Vakıflıköy'de Gastronomi Köyü'nün temelleri atıldı. Samandağ Belediyesi'nin öncülüğünde kurulan ve belediyenin ortak...

Ortodoks Cemaati, Oruç Dönemini Kiliseden Uzak Geçiriyor

Kutsal Diriliş öncesindeki oruç döneminde gerçekleştirilen ‘Kutsal Ayinler’ salgın kuralları gereğince, Türkiye'deki tüm kiliselerde cemaatin kısıtlı katılımı...

Ermeni Apostolik Kiliselerinde ”Yeşil Pazar” Haftası

Türkiye Ermenileri Patrikliğinin, salgın önlemleri kapsamında aldığı, kiliselerde her türlü tören icrasının askıya alınması kararının ardından, hafta...

Hatay’daki Ortodoks Kiliselerinde ‘Kutsal Haça Secde’ Ayini

Paskalya Oruç döneminin üçüncü Pazar'ında gerçekleştirilen ‘Kutsal Haça Secde’ (Ehhed el Zuhur) Ayini, Hatay’da İskenderun Aziz Nikola Rum...

Bu haberleri okudunuz mu?Benzer İçerikler
Sizin için önerildi