4 Aralık 2021 Cumartesi

Can Nuroğlu İle Özel Röportaj

Türkiye aşığı bir pastör olan ve Sorgulayan Gelsin adlı son kitabını yayınlayan Can Nuroğlu ile özel bir röportaj yaptık.

Gerçek adı Jeremiah Mattix olan Can Nuroğlu, bizlere neden bu ismi kullandığını ve kitaplarını anlattı. Ailesi ile birlikte uzun bir süre Türkiye’de yaşadıktan sonra Kıbrıs’a taşınan Mattix, Türkiye için, ‘’Kendimizi oraya ait hissediyorduk’’ dedi.

“Gerçek adım Jeremiah Mattix, doğma büyüme Bolivyalıyım. Son 18 yılımın büyük bir kısmında önce Türkiye’de ve şimdi de Kuzey Kıbrıs’ta Rab’bin hizmetini sürdürüyorum. Hayatımın büyük bir kısmını Orta Doğu’da geçirdim, o yüzden aslında kendimi biraz da Türk gibi hissediyorum.”

*Neden Can Nuroğlu ismini seçtiniz?

Kilise için bir broşür hazırlamıştık ve bize, bu broşürün sahibinin isminin yazılması gerektiğini söylediler. Emeğin büyük çoğunluğu benim tarafımdan gerçekleştirildiği için benim ismimi kullanacaktık. Tam o sırada ben de Türk vatandaşlığına başvurmuştum. Vatandaşlık sürecinde size bir Türk ismi seçme hakkı tanınıyor. Ben de Can Nuroğlu ismini seçtim. Can benim ikinci ismim, İngilizcesi Ian. Nuroğlu da Işıkoğlu demek. İlerleyen dönemle kitap yazdığımda da bu ismi kullanmaya devam ettim. Can Nuroğlu benim yazar ismim.

 

*Ey Gavur Anlatsana, Yeter ki İnsan Olsun, Allah Sevgidir ve Son Günler kitabının özeti olan Dünya’nın Sonu adlı kitaplarınız var. Sanırım bu kitapların özel bir sıralaması var. Bu sıralamanın önemini bize anlatır mısınız?

İlk kitap Ey Gavur Anlatsana ve bu kitabı 12 sene önce Diyarbakır Kilisesi olarak birlikte yazdık. O dönemde kiliseye gelen herkesin aynı soruları sorduğunu fark ettik ve insanları bilgilendirmek adına sorularına cevap veren bu kitabı hazırladık. Bir süre sonra insanların, ‘’Yeter ki insan olalım’’ tepkisini verdiklerini görünce de ikinci kitabım olan, Yeter ki İnsan Olsun kitabını yazdım. Hangimiz tamamen iyi bir insan olabildik ki bununla yetinelim. Bu nedenle Adem’den başlayarak bütün insanlığın hikayesini özetlemeye çalıştım. Kendi sözlerimden çok Rab’bin sözlerini ön plana çıkarmaya çalıştım.

Ardından da fark ettik ki insanların daha çok dine yöneldikleri bir dönemdeyiz. Bizler Tanrı deyince, ‘Tanrı kim? Allah  var.’ diyorlardı. Tanrı birdir. İsmi Arapçada Allah, Türkçede Tanrı, İngilizcede  God olabilir. Ama sonuçta tek bir Tanrı vardır ve O kimdir? Allah sevgidir. Bu nedenle bu kitabımda Allah’ın sahip olduğu niteliklerden bahsettim. Bu niteliklerde özellikle sevgi kavramı üzerinde durdum, çünkü İncil’e göre Tanrı’nın başlığa niteliği, sevgidir.

Ardından 2012’de Dünya’nın sonu hakkında söylentiler çıkmaya başladı. İncil’de de Dünya’nın sonuyla ilgili birçok ayet bulunmakta. Bunları kısa kısa bu kitaba dizmeye, İsa Mesih’in söylediklerini aktarmaya çalıştım. Aslında ilginçtir ki bu kitapları internete attığımızda, Dünya’nın Sonu kitabı en çok okunan kitap oldu.

En son yazdığım kitabım ise daha çok Deist ya da Ateist arkadaşlarımıza yönelik. Son yıllarda insanlar inançtan gittikçe uzaklaşıyor. Aslında bu da sağlıklı bir düşünce değil. Çünkü Tanrı’yı hesaptan çıkartırsak, gerçekten de geriye hiçbir şey kalmaz. O yüzden Sorgulayan Gelsin adlı kitabımda Tanrı’nın varlığını kanıtlayan noktaları göstermeye ve Tanrı’yla ilgili soruları cevaplamaya çalışıyorum. Örneğin bazı insanlar soruyor, ‘Eğer gerçekten Tanrı, her şeye gücü yeten ve sevgi Tanrısı ise, neden dünyada kötülük var? Neden Tanrı buna son vermiyor?’ Bunun gibi önemli soruları yanıtlamaya çalıştım.

 

*Siz bilindiği gibi aslında çok uzun süre Türkiye’de yaşadınız. Şimdi neden Kıbrıs’a geldiniz ve bu süreç nasıl gelişti?

Aslında Diyarbakır’da gayet mutluyduk, 12 yılımızı orda geçirdik. O zaman kurulmakta olan, yeni yeni yetişmekte olan Diyarbakır Kilisesi’ne, kilisenin daveti üzerine gönüllü olarak gittik. İlk çocuğumuz İzmir’de, diğer iki çocuğumuz ise Diyarbakır’da doğdu. Kendimizi oraya ait hissediyorduk.

Belirli bir süre sonra, özellikle Güney Doğu’nun çok hassas bir bölge oluşundan dolayı, artık bizim orada kalmamız zorlaştırıldı. İkamet iznimiz artık yenilenmedi. Hatta bizim hakkımızda iftiralar ve suçlamalar da yapıldı. Türkiye’ye giremez olduk. Orada 12 yıl kaldığımız, evimiz olduğu ve çocuklarımız orada doğduğu halde, artık Türkiye’ye giremiyorduk. O dönemde, ne yapalım, diye düşünürken aklımıza Kıbrıs geldi. Yine Türkçe konuşan insanlar olduğu ve Türkiye’den bir parça burada olduğu için buraya geldik. Mahkeme süresince burada kaldık. Üç yıl sonra mahkeme sonuçlandı ve beraat ettik.  Şimdi Türkiye’ye girebiliyorum. Ama orada uzun süreli olarak kalmama izin verilmiyor.

 

*Kıbrıs’taki büyüyen yeni topluluk hakkında bizi biraz bilgilendirir misiniz?

İlk geldiğimizde Mağusa’da bir topluluk yoktu, ama birkaç imanlı vardı. Onlarla düzenli olarak toplanmaya başladık ve topluluğumuz zamanla büyüdü. Yaklaşık birkaç ay öncesinde burada daha geniş bir yer tuttuk, çünkü sayımız artık elliye doğru yaklaşıyor. Kıbrıs çok kozmopolit bir yer, her yerden insanlar var. Topluluğumuz da biraz bunun yansımasıdır. Büyüyoruz, çoğalıyoruz ve Türkçe olarak pazar günleri ibadetimizi gerçekleştiriyoruz. (SAT-7 TÜRK/DAP)

Maden Ocağı İçin Evlerinden ve İbadethanelerinden Oluyolar

Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’un Işıkdere Mahallesi’nde ibadethanelerin de içinde bulunduğu 16 ev, maden ocağı için kamulaştırılarak...

Patrik Sahak II, Ziyaretçilerini Kabul Etti

Patrik Kadasetli Sahak II. 30 Kasım 2021 Salı günü, Kilisenin Din Görevlisi Peder Zohrab Civanyan önderliğideki Altımermer...

Papa Françesko, Kıbrıs Rum Kesimi’nde Görüşmelerine Başladı

Katolik Kilisesi'nin lideri Papa Françesko, 2 - 6 Aralık tarihleri arasında yapacağı 35. Apostolik Yolculuğu'na başlamak üzere...

İngiltere’nin Oscar Adayı, Türkiye’deki Kadına Yönelik Şiddeti Anlatan Belgesel Oldu

Türkiye’deki kadına yönelik şiddeti ele alan "Ölümüne Boşanmak" adlı belgesel film, İngiltere'de En İyi Uluslararası Uzun Metraj...

Bu haberleri okudunuz mu?Benzer İçerikler
Sizin için önerildi