4 Aralık 2021 Cumartesi

Kanlı Eller Beyaz Kaftanlar kitapçılarda

Malatya Zirve Yayınevi Katliamı’nı konu alan kitaplara “Kanlı Eller Beyaz Kaftanlar” adlı bir yenisi eklendi. Fakat bu yeni kitabın diğerlerinden en büyük farkı kitabı yayına hazırlayan Uğur Saçkesen’in de bir Hristiyan olması ve katliamda şehit edilen üç kişinin arkadaşı olması. Kitap bu yönüyle, soğuk teknik bilgiler veya mahkeme tutanaklarından farklı olarak duygusal yönleriyle de dikkat çekiyor.

Kanlı Eller Beyaz Kaftanlar adlı kitap satışa sunuldu. Uğur Saçkesen tarafından derlenen kitapta Türkiye’deki müjdeleme faaliyetlerinin geçmişi hakkında bilgiler verilirken Malatya Katliamında yaşamını yitiren kardeşlerimizin yaşam öyküleri ve tanıklıkları yer alıyor. Kitap ikinci adam yayınları tarafından yayınlandı.

Türkiye’deki tüm kitapevlerinde satışa sunulan Kanlı Eller Beyaz Kaftanlar’ı daha iyi anlamak ve okumak isteyenlere yol gösterici olmak için kitabın derleyeni Uğur Saçkesen ile yaptığımız röportajı okurlarımıza sunuyoruz: 

Kanlı Eller Beyaz Kaftanlar  kitabından bahseder misiniz? Kitap genel olarak nelerden bahsediyor? Hangi zaman dilimini kapsıyor?

“Kanlı Eller Beyaz Kaftanlar” kitabı, 2007 yılında Malatya’da öldürülen ikisi Türk biri Alman uyruklu üç Hristiyan’ın, Necati Aydın, Uğur Yüksel ve Tilman Geske’nin, öldürülmesi sonucuna varan bir toplumsal değişim sürecini, nedenlerini ve bu vahim sonuca etki eden etkenleri tarihten de izler yakalamaya çalışarak, bunun yanı sıra sürecin nasıl geliştiğini, basının yaklaşımını ve mahkeme tutanaklarını da olabildiğince açarak okuyucuya aktarmaya çalışır.
Oğul, baba ve eş olan bu insanların hayat hikayelerini ve inançları yüzünden karşılaştıkları zorlukları kapsayan kitap, Hristiyan Türk vatandaşlarının özellikle yakın tarih içerisindeki inançlarıyla birlikte var olma mücadelelerine ışık tutmayı hedeflemiştir.

Kanlı Eller Beyaz Kaftanlar  kitabı bu konuyla ilgili ilk kitap değil fakat konuya Hristiyan penceresinden bakan ilk kitap olma özelliği taşıyor. Bu pencereden bakınca diğer çalışmalarda eksik yönler neler?

Aslında konuya bakışımızı kişisel bir “Hristiyan penceresi” ile sınırlamadan, tamamen objektif yaklaşmaya çalıştık. Diğer çalışmaları da yetersiz ya da eksik olarak tanımlamak doğru olmaz. Bu olayla ilgili yazılan çizilen bir çok haber, makale, kitap ya da hazırlanan belgeseller konunun teknik detayları, toplumsal etkisi, öncesindeki idari süreci ve sonrasındaki adli sonuçlarına ilişkin önemli tespitler ortaya koydu. Bunlar bizim için de faydalı oldu. Farklı olarak bu olayın kahramanları olan üç kişinin inançlarının temelini biraz olsun açarak, Kutsal Kitap’ın bakış açısının bu süreçte nasıl bir etkisi olduğunu vurgulamaya çalıştım.

Bu kitabı hazırlarken derin araştırmalar yaptığınız görülüyor. Araştırmalarınız sırasında özellikle medyada neler dikkatinizi çekti? Eksiklikler, hatalar, kusurlar veya çarpıtmalar ne düzeydeydi?

Medya’nın bir bölümünün bu konuya bakışı, hem öncesinde hem sonrasında sağlıklı bilgilere dayanmadı. Toplumun hassasiyetini misyonerlik algısı üzerinden tetiklemeye yönelik hedef gösterme çabası içinde olan kişi ve kurumların çoğu zaman içi boş iddialarına, insanların hayatlarından ya da güvenliklerinden daha fazla önem verildi. Dolayısıyla süreç içerisinde Türkiye’deki Hristiyan topluluklar zaman zaman hedef halini aldı. Ve bu noktada biz kitabın 236. sayfasında şu soruları sorduk: “Peki ölen sadece üç kişi mi? Emre yaşıyor mu sizce? Diğer sanıklar? Sanıkların yakınları? Ya mağdur yakınları? Kaç ceset var ortada? Öldürülen sadece üç kişi mi? Bu bir katliam değil mi? Peki kaç katil var?”

Kitabı araştırırken daha önce fark edilmeyen veya ulaşılamayan belge veya bilgilere de ulaşmanız mümkün oldu mu?

Evet! Bu bizler açısından da şaşırtıcı oldu. Kitabı hazırlarken yetmişin üzerinde kitap, web sayfası ve basın dokümanına kaynak olarak başvurduk. Bunlar kitabın sonunda “Bibliyografya” bölümünde okuyucuya sunulmaktadır. Dolayısıyla gözden kaçan pek çok bilgi ve belgenin kitapta aktarıldığını düşünüyorum.

Kitabın kamuoyunda yaratacağı etkiyle ilgili beklentileriniz neler? Nasıl bir değişim veya etki bekliyorsunuz?

Kitabın önsözünde de belirttiğim gibi bu kitabı yazarken onların gerçek hayat hikayelerini anlatmak, Tanrı’ya ve bu ülkeye duydukları derin sevgiyi anlatmak istedim. Bu ülkede yaşayan bu ülkenin evlatlarının, bu ülkeyi ve insanlarını artan bir muhabbet ve sevgiyle sevmeye devam ettiklerinin anlaşılmasını istedim. Umudum bu kitabın insanlar için bir soru işareti oluşturması ve düşüncelerinde bir nokta değil virgül olmasıdır. İnançlarından dolayı insanların katledilmediği, bu ülkenin evlatlarının kanının dökülmediği aydınlık ve esenlik dolu günlere olan inancım ve dileklerimle.. (Seyfi Genç)

Maden Ocağı İçin Evlerinden ve İbadethanelerinden Oluyolar

Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’un Işıkdere Mahallesi’nde ibadethanelerin de içinde bulunduğu 16 ev, maden ocağı için kamulaştırılarak...

Patrik Sahak II, Ziyaretçilerini Kabul Etti

Patrik Kadasetli Sahak II. 30 Kasım 2021 Salı günü, Kilisenin Din Görevlisi Peder Zohrab Civanyan önderliğideki Altımermer...

Papa Françesko, Kıbrıs Rum Kesimi’nde Görüşmelerine Başladı

Katolik Kilisesi'nin lideri Papa Françesko, 2 - 6 Aralık tarihleri arasında yapacağı 35. Apostolik Yolculuğu'na başlamak üzere...

İngiltere’nin Oscar Adayı, Türkiye’deki Kadına Yönelik Şiddeti Anlatan Belgesel Oldu

Türkiye’deki kadına yönelik şiddeti ele alan "Ölümüne Boşanmak" adlı belgesel film, İngiltere'de En İyi Uluslararası Uzun Metraj...

Bu haberleri okudunuz mu?Benzer İçerikler
Sizin için önerildi