21 Nisan 2021 Çarşamba

Azınlık Vakıflarının sorunları tartışıldı

Hrant Dink Vakfı tarafından düzenlenen ve azınlık vakıflarının sorunlarının tartışıldığı atölye çalışmasının ikincisinde azınlık vakıflarının mülkiyet sorunu ele alındı.

“DİNSEL FARKLILIKLAR AYRIMCILIK NEDENİ OLAMAZ”

19-20 Mayıs tarihlerinde düzenlenen çalıştayın ilk günündeki birinci oturumda Oral Çalışlar moderatörlüğünde “Azınlık Vakıflarının Mülkiyet Sorununun Tarihsel ve Hukiki Boyutu” Hüseyin Hatemi, Kostas Tsitselikis ve Samim Akgönül tarafından dinleyiciler arasında bulunan vakıf yöneticilerinin de katılımıyla ele alındı. Hüseyin Hatemi, konuşmasında dinsel farklılıkların kesinlikle bir ayrımcılık vesilesi olmaması gerektiğini belirterek “İslam hukuku da bunu gerektirir. Fakat fıtrî hukuk açelişen pozitif hukukun getirdiği sapmalar nedeniyle ayrımcılık baş gösteriyor. Bundan dolayı Osmanlı’da Müslüman olmayanların doğal hakları sanki bir ihsan veya lütuf gibi verildi” dedi. Hatemi, Hristiyanların vakıf kurma hakkının şeriatte var olduğunu buna karşın Osmanlı’nın sadece yoksullara yardım etme amacıyla kurulan vakıflarına izin verdiğini dile getirdi. Hatemi, “Savaş yıllarında olmadık şeyler yapıldı. Ne İslam’ın ilkelerine ne şeriatın ilkelerine uyan uygulamalar yapıldı” dedi.

“POZİTİF AYRICILIK, NEGATİF AYRIMCILIĞA TABAN”

Azınlık haklarının azınlıklara zarar verdiğini söyleyen Samim Akgönül ise “Azınlık kavramının var olması kimi ortamlarda ayrımcılık yaratırken, azınlıklara da zarar veriyor. Bu kavramın yarattığı iyileştirmeler, verilen haklar uzun vadede zarar verebilir” dedi. Akgönül “Devlet vatandaşlarının mallarını gaspetmiş. Bunu da azınlık vakıfları diye bir kategori olduğu için yapabilmiş. Çünkü bu kategori olunca kimse ses çıkarmamış. Pozitif ayrımcılık Türkiye şartlarında negatif ayrımcılığa taban oluşturan şartları yaratıyor” şeklinde konuştu.

EL KONULAN MALLARIN YÜZDE 26’SI KURUMLARDA

Çalıştayın öğleden sonra yapılan ikinci oturumunda Nazar Binatlı‘nın moderatörlüğünde İstanbul’daki Ermeni Vakıflarının mülkiyet sorunu yaşamış mülkleri değerlendirildi. Özgür Leman Eren, devletin 1936 Beyannamesi’ni bahane ederek el koyduğu vakıf mallarının sadece yüzde 16’sının sahibi olan vakfa iade edildiğini belirterek, bu gayrımenkullerin yüzde 26’sının hâlâ bizzatihi devletin kendi kurumlarının elinde olduğunu açıkladı. Eren konuşmasında “Bir mülkün 1936 Beyannamesi’nde kayıtlı olması el koyma işleminden kurtulduğu anlamına gelmiyor. 2011 yılında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname kapsamına girmesi de sahibine iade edileceği anlamına gelmiyor.” dedi.

Çalıştaya 20 Mayıs Pazar günü “Vakıf Yöneticilerinin Deneyim ve Görüşleri”, “Azınlık Toplumlarında Demokrasi ve Şeffaflık”, “Azınlık Hakları ve Yeni Anayasa” başlıklı üç oturumla devam edilecek. (SG)

Haitili Episkoposlar, Katolik Rahiplerin ve Rahibelerin Kaçırılmasını Kınadı

Pazar günü Haiti'de yedi Katolik rahip ve rahibe fidye için kaçırıldı.Beş rahip ve iki rahibe başkent Port-au-Prince...

Jamaika Kilisesi’ne Kadına Yönelik Şiddet Uygulamalarına Karşı Çağrı

Batı Hint Adaları Başepiskoposu Howard Gregory, Jamaika'daki Kiliseyi, bazı uygulamalarının kadınlara yönelik şiddeti meşrulaştırmak için kullanıldığını kabul...

Katolik Kilisesi Yoksulların ve Savunmasızların Hizmetinde

Etiyopya'daki Katolik Kilisesi, Sosyal ve Kalkınma Komisyonu aracılığıyla, ihtiyaç sahiplerine destekte bulunmaya çalışıyor. Komisyon geçen yıl ülkenin...

George Floyd Davasında Karar Açıklandı

ABD'de siyahi George Floyd'un öldürülmesiyle ilgili davada eski polis Derek Chauvin, hakkındaki 3 suçlamanın tamamından suçlu bulundu.ABD'nin...

Bu haberleri okudunuz mu?Benzer İçerikler
Sizin için önerildi