20 Nisan 2021 Salı

İnsanların Sürekli Üstesinden Gelmeye Çalıştığı ve İsa Mesih’in de Karşılaştığı 7 Zorluk

Hepimiz en az bir kere: “ Tanrı şu an ne yaşadığımı anlayamıyor çünkü içerisinde bulunduğum duruma hiç düşmedi” demiş veya düşünmüştür. Bu gibi düşünce biçimi genellikle fiziksel ıstırap ve yalnızlık hissine dayanmaktadır. Bazen içerisinde bulunduğunuz sorunların, zorlukların ve deneyimlerin sadece sizin başınıza geldiği düşüncesinin baskın gelmesinden de kaynaklanabilmektedir.

İsa Mesih, Tanrı’nın oğlu olmasından ziyade, bu dünyada bizimle yaşamış olduğu için neler yaşadığımızı gerçekten anlayabilecek tek ve kesin kişidir.

1.İsa Mesih, yoksulluğun ne demek olduğunu biliyordu.

Maaştan maaşa yaşamak insanlığın genel sorunlarından biri olabilir. Bu noktada şöyle düşünebilirsiniz: “Tanrı açlığın ve üşümenin ne olduğunu nasıl anlayabilir ki?”  Fakat unutulmaması gereken asıl ayrıntı; İsa’nın bu dünyada daim bir evinin olmaması ve fakir kesim ile aynı dili konuşmasıdır.

Luka 9:58 – İsa ona, “Tilkilerin ini, kuşların yuvası var, ama İnsanoğlu’nun başını yaslayacak bir yeri yok” dedi.

2.İsa, bitkin ve yorgun düşmenin ne olduğunu biliyordu.

Kabul etmeliyiz ki bazı günlerde belki de her gün yorgun düşüyoruz. İsa da yorgun olmanın ne olduğunu çok iyi biliyordu çünkü onun başlıca amacı müjdeyi insanlarla paylaşmaktı ve bunun için sürekli yürüyordu. Tüm bunların haricinde sürekli birbirileriyle atışma içerisinde bulunan öğrencilerini eğitmek zorundaydı. Dönemin dini liderlerinin İsa’nın ölmesini istediği için sürekli çeşitli olaylara zemin hazırlamaları ve onun da bunlarla mücadele etmek zorunda kalışı da unutulmamalıdır. Dolayısıyla tüm bunları göz önünde bulundurursak İsa’nın duygusal ve fiziksel olarak yorgun düştüğünü kabul edebiliriz.

3.İsa, sadık olmanın nasıl bir şey olduğunu biliyordu.

İsa ne yazık ki ihanet acısını defalarca tatmıştı. Sadece kendisini kıskanan dini liderlerin ihanetine uğramakla kalmadı, aynı zamanda O’na çok yakın olanlar tarafından da ihanete uğradı.

İsa’nın yakın arkadaşı olarak saydığı Petrus da bunlardan biriydi. Ayrıca 12 öğrencisinden biri de O’nu 30 gümüşe satmıştı.

4. İsa acı çekmenin nasıl bir şey olduğunu biliyordu. 

İsa, gönül yarası ve kederi deneyimlemenin ne demek olduğunu biliyordu. İncil’deki bazı örnekler, İsa’nın Yeruşalim için ağladığını anlatıyor.

Luka 19:41 –  İsa Yeruşalim’e yaklaşıp kenti görünce ağladı.

Yakın bir arkadaşını kaybettiğinde de Yuhanna 11:35’de yazılanlara göre; İsa ağlamıştı.

Ayrıca Tanrı’nın günahkarları kabul etmemesine de O’nu oldukça üzen konular arasındaydı.

Yeşaya 53:3 – İnsanlarca hor görüldü, Yapayalnız bırakıldı. Acılar adamıydı, hastalığı yakından tanıdı. İnsanların yüz çevirdiği biri gibi hor görüldü, Ona değer vermedik.

5. İsa denenmenin nasıl bir şey olduğunu biliyordu.

İsa’nın yorgun ve bitkin düşmenin ne olduğunu bildiğini kabul edebiliriz belki, fakat konu denenmeye gelince nedense O’nun bu tür şeyler yaşamadığını düşünüyoruz. İbraniler kitabı bu konuya açıklık getirmektedir. İsa hiçbir zaman günah işlememiş olsa da, defalarca denendi.

İbraniler 2:18’de yazılanlardan yola çıkarak bizi bu konuda anladığına emin olabiliriz.  – Çünkü kendisi denenip acı çektiği için denenenlere yardım edebilir.”

6. İsa, zorluklarla karşı karşıya kalmanın da ne olduğunu biliyordu.

Karşılaştığımız zorluklarda bir anlam aramaya çalışırken, tüm bunların cevabını yaşadığımız dünyanın çerçevesi içerisinde bulmayabiliriz, çünkü Tanrı’nın bizler için planını hep anlayamayız. İsa da zamanında hepimizin düştüğü bu durumun içerisinde defalarca bulunmuştu. Hatta bu konuda duygusal olarak çektiği zorluk ve ağırlığı kendi öğrencileriyle şöyle paylaştı: Matta 26:38 – “Onlara, “Ölesiye kederliyim” dedi. “Burada kalın, benimle birlikte uyanık durun.”

İsa çektiği zorlukları sadece duygusal olarak yaşamakla kalmadı en sonunda çarmıha gerilerek fiziksel olarak da bu duyguyu en ağır şekilde yaşamıştı.

7. İsa, Tanrı tarafından unutulmuş olmanın ne olduğunu çok iyi biliyordu.

Tanrı’nın bizi unuttuğunu zannettiğimiz noktada bile İsa bizi anlayabilir.

Matta 27:46 – Saat üçe doğru İsa yüksek sesle, “Eli, Eli, lema şevaktani?” yani, “Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin?” diye bağırdı.

Fakat bu durumda unutmamız gereken İsa’nın o dönemde yaşadığı terkedilmiş duygusunun çok yanıltıcı olduğudur. Çünkü İbraniler 13:5’de Tanrı bizlere: “Seni asla ve asla bırakmayacağım” diyor. Dolayısıyla terk edilmiş duygusunun gerçek olmadığını ve Tanrı’nın ne olursa olsun yanımızda olduğunu unutmamalıyız.

*İsa insan olmanın da nasıl bir şey olduğunu iyi biliyor, çünkü bu dünyada yaşadığı zaman dilimi içerisinde üzüntü, yorgunluk, acı, öfke ve ölüm gibi birçok duyguyu tatmıştı.  

İbraniler 4:15 – “ Çünkü başkâhinimiz zayıflıklarımızda bize yakınlık duyamayan biri değildir; tersine, her alanda bizim gibi denenmiş, ama günah işlememiştir. (Hazırlayan: Olga Daşcinscaia)

Pakistan’da Hristiyan Hemşirelere Saldırı

Pencap eyaletinin Faysalabat şehrinde iki Pakistanlı Hristiyan hemşire, dine hakaret suçlamasıyla tutuklandı.CLAAS-UK'ye göre, hemşire Maryam Lal ve...

Zirve Yayınevi Katliamı’nın Kurbanları Çevrimiçi Anıldı

Malatya'da 18 Nisan 2007'de, şehit edilen Tilmann Ekkehart Geske, Necati Aydın ve Uğur Yüksel, 18 Nisan Pazar...

Sırbistan’da Öğrenciler, Din Bilgisi ve Yurttaşlık Bilgisi Arasında Seçim Yapmak Zorunda

Sırbistan'da din öğretmenleri için hala çözülmemiş, kendine özgü bir rejim var. Okulla olan sözleşmeleri sadece bir yıl...

Uzmanlar Yanıtladı: Uzaktan Eğitim, Yüz Yüze Eğitimin Yerini Alır mı?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, milyonlarca öğrenci ve velinin merakla beklediği kararı açıkladı. Okul öncesi, 8 ve 12'nci...

Bu haberleri okudunuz mu?Benzer İçerikler
Sizin için önerildi