18 Mayıs 2021 Salı

İzmir Aziz Yuhanna Katedral Bazilikası Yeniden Açılıyor

katedral

29 Eylül 2013 tarihinde saat 17:00’de İzmir Latin Katolik Metropolitliği’nin Alsancak’ta bulunan katedrali yeniden açılıyor.

Aziz Yuhanna Katedral Bazilikası, Türkiye’nin Asya toprakları üzerinde bulunan en önemli Katolik yapısı. Aynı zamanda bu katedral, Türkiye’deki Katolik Kilisesi’nin hiyerarşik düzende sahip olduğu en değerli merkez, çünkü ülkedeki tek Katolik Metropolitliğin dini merkezi.

 

Katedral 1862 ila 1874 yılları arasında neoklasik tarzda inşa edilmiş ve yapımına Sultan Abdülaziz 11.000 altın sikke ile bağışta bulunmuş.

Yaklaşık 50 yıl boyunca NATO’da görevli Amerikalı askerler tarafından kullanılan ibadethane, sıkılaşan güvenlik önemleri nedeni ile kapılarını yerel halka kapatmıştı. İzmir Latin Katolik Başepiskoposu Mons. Ruggero Franceschini, Amerika ile yapılan kira sözleşmesini feshetti. Uzun ve titiz bir restorasyon sonucunda Aziz Yuhanna Katedral Bazilikası, artık yüreğinde dua etme isteği, kültür ve sanat olan İzmir halkının karşısına bir ibadethane ve geçen bir buçuk asrın tanığı olarak çıkmaya hazır.

Uzun ve titiz bir restorasyon sonucunda Aziz Yuhanna Katedral Bazilikası artık yüreğinde dua etme isteği, kültür ve sanat olan İzmir halkının karşısına bir ibadethane ve geçen bir buçuk asrın tanığı olarak çıkmaya hazır. 

29 Eylül 2013 tarihinde saat 17:00’de İzmir Latin Katolik Metropolitliği’nin Alsancak’ta bulunan katedrali yeniden açılıyor. Aziz Yuhanna Katedral Bazilikası, Türkiye’nin Asya toprakları üzerinde bulunan en önemli Katolik yapısı. Aynı zamanda bu katedral, Türkiye’deki Katolik Kilisesi’nin hiyerarşik düzende sahip olduğu en değerli merkez, çünkü ülkedeki tek Katolik Metropolitliğin dini merkezi. 50 yıl kadar önce NATO’da görevli Amerikalı askerlerin kullanımına kiralama yoluyla verilmiş olan katedral, nihayet İzmirli Hristiyanlara geri dönüyor.  İzmir Hristiyan Cemaati, dünyadaki en kadim Hristiyan cemaatlerinden biri; çünkü kurucuları Havari Yuhanna ve Havari Pavlus. Aziz Yuhanna hayatının son yıllarını İzmir’e 60 km mesafede bulunan Efes’te yaşadı. İzmir’deki Hristiyan toplumu da hiç şüphesiz bu azizin teşviği sonucunda doğdu. İncil’in son bölümü olan “Vahiy”de İsa Mesih, Roma İmparatorluğu’nun “Küçük Asya” diye bilinen bölgesindeki, yani Anadolu’daki yedi kiliseye birer mektup verir. İsa Mesih, bu yedi mesajında İzmir Kilisesi’ne şöyle hitap eder:

“İzmir’deki topluluğun meleğine (episkoposuna) yaz. Ölmüş ve yaşama dönmüş, ilk ve son olan şöyle diyor: `Senin sıkıntılarını ve yoksulluğunu biliyorum. Oysa zenginsin! Yahudi olduklarını söyleyen, ama Yahudi değil de Şeytan’ın havrası durumunda olanların iftiralarını biliyorum.  Çekmek üzere olduğun sıkıntılardan korkma! Bak, İblis sizi sınamak için aranızdan bazılarını yakında zindana atacak ve on gün süreyle sıkıntı çekeceksiniz. Ölüm pahasına da olsa sadık kal, ben sana yaşam tacını vereceğim.  Kulağı olan, Ruh’un topluluklara ne dediğini işitsin. Galip gelen, ikinci ölümden hiçbir zarar görmeyecek.” (Vahiy 2,8-11).

M.S. 107 yılı civarında İzmir Kilisesi’nin başında genç episkopos Aziz Polikarp vardır ve kendisine gelen büyük episkopos Antakyalı İgnatius’u kabul eder. İgnatius, zincire vurulmuş bir şekilde Roma’ya götürülmektedir ve orada Hrisiyanlığa düşman olan imparator tarafından din şehidi edilecektir. M.S. 156 yılında da Aziz Yuhanna’nın öğrencisi olan Aziz Polikarp uzun bir episkoposluk ve kutsal bir hayat sonucunda, Hristiyanlara zulmeden yönetim tarafından Kadifekale yakınlarında yakılarak din şehidi olacaktır. İzmir Latin Katolik Kilisesi Episkoposluğu ünvanı uzun yıllar boyunca (14. ve 17. yüzyıllar arası) sadece simgesel bir ünvan olarak devam etti ve İzmir’de fiilen bir episkopos yoktu. Ancak 2 yüzyıl sonra (17. ile 19. yüzyıl arası) Papalık Temsilciliği (Vicariat Apostolique) oldu ve 1818 yılında Papa 7. Pius tarafından antik “havarisel kilise” ünvanına (Apostolatus Officium) yeniden kavuşturuldu ve İzmir Başepiskoposluğu’na dönüştü. Yıllar geçtikçe İzmir Katolik Cemaati, “Episkopos’un Kürsüsü” olabilecek bir kiliseye ihtiyaç duydu. Bu yer, episkoposun makamı ve ofisidir. Bir diyosezdeki, yani kilise bölgesindeki en önemli kilise, episkoposun kürsüsünün bulunduğu katedraldir. İzmir Kilisesi’nin tekrar başepiskoposluğa dönüşmesinden sonra başepiskopos, geçici olarak 18. yüzyılda inşa edilmiş ve Fransisken Minör Keşişler tarafından idare edilen Santa Maria Kilisesi’ni kullanmaya başladı. İzmir doğumlu olan Başepiskopos Mons. Antonio Mussabini 1857 yılında çok istediği katedrali inşa etmek için bir arsa satın aldı. Mons. Antonio Mussabini, İzmir’e Başepiskopos atanmadan önce İstanbul’da Vatikan Temsilciliği yapmıştı ve bu yüzden Sultan Abdülaziz Han ile yakın bir dostluğu vardı. Bu dostluk sayesinde Sultan katedralin inşa iznini vermekle yetmeyip, 11.000 altın para ile de bağışta bulunmuştu. İnşaata başlamak için tüm hazırlıkların tamamlandığı sırada Mons. Mussabini ansızın vefat etti ve Santa Maria Kilisesi’ne defnedildi. Yeni başepiskopos olan Mons. Vincenzo Spaccapietra, 1862 yılında temel attı ve ilk taşı kutsadı.

İnşaat 12 yıl sürdü ve İzmir Katolik Cemaati’nin cömert yardımları sayesinde tamamlanabildi. Bugün katedralin duvarlarında isimleri bulunan hayırseverler bugün dahi hatırlanıyor. 25 Mayıs 1874 yılında Mons. Spaccapietra katedrali kutsadı, ona İzmir Kilisesi’nin kurucusu ve havari olan Aziz Yuhanna’nın adını verdi. Bina neoklasik yapıda inşa edilmiştir. Kutlu Papa 9. Pius, merkezde bulunan büyük sunak masasını armağan etti. İzmir Kilisesi’nin bir evladı olan Aziz İreneus’un (İzmirli olup Aziz Polikarp’ın öğrencisidir) Hristiyanlığı götürdüğü Fransa’nın Lyon şehrindeki Hristiyanlar, İzmir’e olan teşekkürlerini belirtmek için İsa Mesih’in yürüdüğü haç yolundaki (Via Crucis) 14 olayı simgeleyen resimleri armağan etmişlerdir. Bu resimler 19. yüzyıl Fransız ekolünün nadide eserlerindendir. Kutlu Papa 9. Pius, Aziz Yuhanna Katedrali’ne “Papalık Bazilikası” ünvanı vermek istedi ve onu Papa’nın Roma’da kürsüsünün bulunduğu San Giovanni in Laterano Katedrali ile aynı seviyeye getirdi. İzleyen yıllar içerisinde katedral güzel resimler, mermer sunak masaları ve değerli heykellerle süslendi.  1965 yılında, dönemin Başepiskoposu olan Mons. Giuseppe Descuffi çeşitli sebeplerden dolayı katedrali Amerika Birleşik Devletleri’ne kiraya verdi ve o yıldan beri NATO’da görevli olan askerler burayı kendilerine özel bir ibadethane olarak kullandılar. Zaman geçtikçe bu askerlerin güvenlik önlemleri öyle sıklaştı ki, artık katedralden ne yerel halk ne de hacılar faydalanamaz oldu. Bu yüzden günümüz İzmir Latin Katolik Metropolit Başepiskoposu Mons. Ruggero Franceschini kira kontratını sonlandırdı ve bu ibadethaneyi Katolik cemaatine iade etmek için büyük bir restorasyon ve güçlendirme çalışmasını tamamladı. İzmir’in merkezinde bulunan bu eşsiz bina nihayet kalbinde ruhsallık, kültür ve sanat olan İzmirlilere miras kalıyor.

Yeniden açılış törenine İtalya’dan restorasyon için bağışta bulunmuş olan Mons. Mariano Crociata, Mons. Salvatore Visco ve Mons. Gennaro Pascarella isimli üç başepiskopos iştirak edecekler. İtalyan Peder Massimiliano Palinuro da bundan sonra “rektör” ünvanı ile katedralin yönetiminden sorumlu olacak.

Buğra POYRAZ

Aynı Yetimhaneden İki Kız, Üniversitede Bir Araya Geldi

Çin'deki aynı yetimhaneden iki kız, Liberty Üniversitesi'nde bir araya geldi ve karşılaşmalarının ancak Tanrı tarafından sağlanmış olabileceğini...

Ermeni Kilisesi ”Rab İsa Mesih’in Göksel Yeruşalim’e Girişi Yortusu”nu Kutladı

Ermeni Kiliseleri, 16 Mayıs Pazar günü, "İkinci Palmiye Pazarı" (Dzağgazart), ''Rab İsa Mesih'in Göksel Yeruşalim'e Girişi Yortusu''nu...

Araştırma: En Fazla Covid-19 Aşısı Olan Dini Grup, Hristiyanlar

İstatistiklere göre, 50 yaşın üzerindekiler arasında aşı olma ihtimali en yüksek olan dini grup Hristiyanlar. Veriler, ileri...

Adana’daki Sin Manastırı Keşfedilmeyi Bekliyor

Adana’nın Kozan ilçesindeki, ''Torosların Sümelası'' olarak tabir edilen tarihi Sin Manastırı, keşfedilmeyi bekliyor. Çukurova Üniversitesi Kozan Meslek Yüksekokulu...

Bu haberleri okudunuz mu?Benzer İçerikler
Sizin için önerildi